Urve Bin Zübeyr Hayatı

Urve bin Zübeyr Tabiinden, yani Peygamber efendimizin Eshabını gören büyüklerden. Tam adı Ebû Abdillâh Urve b. ez-Zübeyr b. el-Avvâm b. Huveylid el-Kureşî el-Esedî . (ö. 94/713).
23 (643) yılında Medine’de doğdu. İslâmiyetle tanıştığı ve günden itibaren bir asrı aşkın bir zaman içerisinde Allah’ın Yüce Dininin tebliği ve Allah hakimiyetinin ikamesi için mücadelenin her türlüsünü vermiş olan bir büyük. Bir gün Hz. Urve bin Zübeyr’in bulundukları mecliste, oturanlardan her biri dünyaya ait arzu ve isteklerini beyan ediyorlardı. Hz. Urve bin Zübeyr ise : “Ben ahir ömrüme kadar ibadet ve tâat ile meşgul olmak isterim.” demişlerdir.

Hikmetli sözlerinden birkaçı :
* Evladınıza ilim öğretiniz, vakıa küçüktür, ilerde büyük olur.
* Bir kavmin küçüğü fakir olsa da ilim sahibi olursa büyüktür.

URVE B. EZ-ZÜBEYR
“Cennetlik bir adama bakmak kimi memnun ederse o Urveb Ez Zübeyr’e Baksın

Abdulmelik b. Mervan

Akşam güneşi altın ipliklerini Allah’ın evinden çekip terden ıslanan İnsanların onun temiz avlusunda gidip gelmelerine müsaade ettikten sonra, Rosülüllah’ın (s.a.v.) büyük sahabilerinden ve büyük tabiilerden daha hayatta olanlar arasında Ka’be’yi tavaf edenler tâ ilâha illa’llah ve Allahu Ekbnr sözleriyle gökleri çınlatmaya ve her tarafı dualarla doldurmaya başladılar.

En sonunda insanlar, heybetli ve celâlli bir şekilde Mescid-i Haram’ın ortasında duran Kabeyi Muazzama’nın etrafında gruplar halin-de oturmaya başladılar.

Gözlerini onun oşsiz güzelliğiyle doldurmaya, aralarında lüzumsuzluk va günah işlimin olmayan konuşmalar yapmaya başladılar.

Rükn ü Yemanî’nin yanına, yüzleri parlak, soyları şerefli ve el-blsalarindan güzol kokular »açılan dört genç oturmuştu. Sanki onlar olbifinlorinln beya/lıflı, kalplorinin «evglsiyle Mescidi Haram’daki bir kay güveroln gibiydi,

Bu dört kişi, Abdullah b, ez Zübeyr, kardeşi Mus’ab b. ez zübeyr kardeşleri Urvetu b, ez Zübeyr va Abdulmalik b, Mervan’dı,

Konuşma tamiz kalpli gençler atasında yumuşak vı< sakin bir şekildn davam ediyordu. Az sonra birisi şöylı» dedi:

– Her birimiz Allah’tan arzu ettiği şeyi İstesin.Zihinleri geniş gayb aleminde dolaşmaya başladı. Hayalleri yeşil umutların bahçelerinde gezinmeye devam etti.

Abdullah b. ez-Zübeyr şöyle konuştu:

“Benim idealim Hicaz’a hükmetmek ve halifeliği elde etmektir…”

Kardeşi Mus’ab ise şunları söyledi:

“Ben de Kufe ve Basra’ya hükmetmek istiyorum. Bu hususta benim karşıma hiç kimse çıkmasın…”

Abdulmelik b. Mervan ise şu konuşmayı yaptı:

“Siz bunlarla yetiniyorsunuz, ben ancak bütün yeryüzüne hükmetmekle… Ve Muaviye b. Ebu Süfyan’dan halifeliği elde etmekle yetiniyorum”.

Urve b. ez-Zübeyr ise susup bir şey söylemedi.

Diğerleri ona dönüp:

“Ya sen ne istiyorsun, Urve?” dediler.

Urve şu cevabı verdi:

“Allah dünya işlerinden arzu ettiğiniz şeylerde sizi mübarek kılsın.

Ben insanların benden Rablerinin kitabını, peygamberlerinin sünnetini ve dinlerinin hükümlerini aldıkları, ilmiyle amel eden bir alim olmayı ve ahirette Allah’ın rızasını kazanmayı ve onun cennetine kavuşmayı istiyorum…”

Daha sonra günler geçti ve bir de gördük ki Abdullah b. ez-Zübeyr’e, Yezîd b. Muaviye’nin ölümünden sonra halife olarak beyat edilir ve o da Hicaz, Mısır, Yemen, Horasan ve Irak’ı idaresi altına alır…

Daha sonra istediği yerden uzakta Kâ’be’nin yanında şehid edilir…

Bir bakıyoruz ki Mus’ab b. ez-Zübeyr, Kardeşi Abdullah tarafından Irak valiliğine getiriliyor, o da valiliğini savunurken öldürülüyor.

Yine Abdulmelik b. Mervan’ın da babasının ölümünden sonra halife olduğunu, Abdullah b. ez-Zübeyr ve kardeşi Musab’ın askerleri tarafından öldürülmesinden sonra müslümanların hepsinin onun halifeliğinde karar kıldıklarını görüyoruz.

Daha sonra o, zamanındaki dünya hükümdarlarının en büyüğü oluyor.Acaba Urve b. ez-Zübeyr’in durumu nasıldı?.

Geliniz, başından itibaren onun hikâyesine başlayalım.

?

Urve b. ez-Zübeyr Hz. Ömer’in halifeliğinin bitmesine bir sene kala, şanı ve makamı en yüce müslüman evlerinden birinde doğmuştu.

Babası, Resûlüllah’ın (s.a.v.) havarisi (has adamı), Islâm’da kılıç çekenlerin ilki ve cennetle müjdelenen on kişiden biri olan ez-Zübeyr b. el-Avvam’dır.

Annesi, “iki kemerli” lâkabını alan Esma Bint Ebu Bekir’dir.

Anne tarafından dedesi Allah’ın Resûlü’nün halifesi ve mağaradaki arkadaşı Hz. Ebu Bekir’dir.

Babaannesi, Resûlüllah’ın (s.a.v.) halası Safiyye Bint Abdulmuttalib’tir.

Teyzesi, müminlerin annesi Hz. Aişe’dir.

Hz. Aişe defnedildiğinde kabre kendisi inmiş ve onun mezarını bizzat elleriyle düzeltmişti…

Bu soyluluktan başka bir soyluluk…

İman şerefinin ve Islâm’ın yüceliğinin dışında bu şereften başka bir şeref olabileceğini zannediyor musunuz?

Urve, Kâbe’i Muazzama’nın yanında Allah’tan dilediği arzusunu gerçekleştirmek için ilim tahsiline yönelip Resûlüllah’ın (s.a.v.) sahabesinden geride kalanlarını ganimet olarak kabul etti.

Onların evlerine gidip gelmeye, arkalarında namaz kılmaya, onların toplantılarına devam etmeye başladı. Böylece o, Ali b. Ebu Talib, Abdurahman b. Avf, Zeyd b. Sabit, Ebu Eyyub el-Ensarî, Üsame b. Zeyd, Saîd b. Zeyd, Ebu Hureyre, Abdullah b. Abbas, en-Nu’man b. Beşir’den hadis rivayetinde bulundu… Teyzesi müminlerin annesi Hz. Aişe’den birçok hadis aldı. Dinleri konusunda müslümanların kendilerine başvurdukları Medine’nin yedi fakîhinden birisi oldu.

Allah’ın, kendilerini, halkın ve memleketin işlerini gözetmeye lâyık gördüğü idareciler onların (yedi fakihin) yardımlarını isterlerdi.

İşte bunun içindir ki, Ömer b. Abdulazîz, el-Velîd b. Abdulmelik’in valisi olarak Medine’ye geldiğinde halk ona gelip hoş geldin dediler.Öğle namazını kılınca o, başlarında Urve b. ez-Zübeyr olmak üzere Medîne fakihlerinden on kişiyi çağırdı.

On fakih Ömer b. Abdulaziz’in yanına gelince, onları buyur edip oturmalarını söyledi. Arkasından Allah’a hamd ve layık olduğu şekilde övgüde bulunup şu konuşmayı yaptı:

“Ben sizi, mükâfat göreceğiniz ve bana hak yolunda yardımcı olacağınız bir iş için davet ettim.

Ben bir işi ancak sizin görüşünüz veya sizin yanınızdakilerin görüşüyle kesin sonuca bağlamak isterim.

Eğer siz birinin bir başkasına haksızlık ettiğini görürseniz veya size bir memurumun zulmü olursa, vallahi, sizden bunu bana ulaştırmanızı istiyorum.

Urve b. ez-Zübeyr ona hayır duada bulunup Allah’tan onun için doğruluk ve istikamet diledi.

Urve b. ez-Zübeyr ilmi amelle birleştirmişti. O sıcağı kavurucu günlerde oruç tutar, karanlık gecelerde namaz kılardı. Dili Allah Teâlâ’nın zikriyle daima ıslak olurdu.

Bunlardan başka O, Allah’ın Kitab’ının dostu ve onu okumaya tutkundu…

O, her gün yüzüne bakarak Kur’an’ın dörtte birini okurdu.

Geceleyin de Kur’ân’ı ezbere okurdu.

Onun, gençliğinin başından beri, biraz sonra anlatacağımız bir olay hariç, ölünceye kadar bunu terkettiği kendisinden duyulmamıştır.

Urve b. ez-Zübeyr namazda, içinin rahatlığını, gözünün bebeğini ve yeryüzündeki cennetini bulurdu. Onu güzel ve mükemmel bir şekilde yapar ve uzatabildiği kadar uzatırdı…

Onun hakkında şu anlatılır: O kısa bir namaz kılan birisini görür. Namazını bitirince adamı yanına çağırır ve ona şunları söyler:

“Yeğenim! Senin, Rabbinden istediğin bir şey yok mu?..”

Adam cevap verir:

“Vallahi, ben tuza varıncaya kadar her şeyi namazımızda Allah Teâlâ’dan istiyorum”.

Urve b. ez-Zübeyr’in eli çok cömertti…
Cömertliğinin eserlerinden birisi şudur: Medine bahçelerinin §fî büyüklerinden olan bir bahçe ona aitti. O bahçede tatlı su, §§lg#j| h ğaçlar ve yüksek hurma ağaçları vardı…

O, ağaçlarını, hayvan ve çocukların zararlarından korumak için bahçesini yıl boyu çitlerle çevirtirdi. Meyveler olgunlaşıp İfifâhtefMi canı onları yemek isteyince, halkın, bahçenin içine girebilme için etrafındaki çitlerin çoğunu kaldırtırdı…

Halk işlerine gelip giderken oraya girerler, yiyebildikler) kadar meyvelerden yerler, götürebildikleri kadar da götürürlerdi.

O, bu bahçeye her girişinde Allah Teâlâ’nın şu »Özünü tekrar ederdi:

“Bahçene girdiğin zaman, mâşaallah, kuvvet ancak Allah iledir, demeli değil miydin?…”1

El-Velîd b. Abdülmelik’in2 halife olduğu yıllardan birinde, Allah Teâlâ Urve b. ez-Zübeyr’i, ancak imânın yerleşip doldurduğu gönülle* rin sahiplerinde görülen bir imtihandan geçirdi.

Müslümanların halifesi, Urve b. ez-Zübeyr’in kendisini ziyaret etmesini istedi. Urve, onun davetini kabul etti. En büyük oğlunu yanına aldı. Huzuruna gelince, halîfe, onu çok iyi karşıladı.

Daha sonra, başına istemediği olaylar geldi.

Şöyle ki: Urve’nin oğlu, safkan atlarla gezinmek için bir ahıra girdi. Bir hayvan ona öldürücü bir çifte attı ve çocuğun ölümüne sebep oldu.

Canı yanan baba, oğlunun kabrinden toz toprak olan ellerini çırpar çırpmaz ayaklarından biri kemik veremine tutuldu. Bacağı şişip kabardı. Hastalık ağırlaşmaya ve şaşırtıcı bir hızla ilerlemeye başladı.

Halîfe, misafir için her taraftan doktorlar çağırttı…

Onun herhangi bir şekilde tedavisini istedi…

Fakat doktorlar, kemik vereminin bütün vücuduna geçmeden ve ölümüne sebep olmadan önce Urve’nin bacağının kesilmesinin şart olduğuna karar verdiler…

Urve, çaresiz bunu kabul etti.

Cerrah bacağı kesmeye geldiğinde, yanında eti yarmak için neşter ve kemiği kesmek için testere getirdi.
1 Kehf sûresi, 39.
2 El-Velid Ibn Abdûlmelik: Emevl halifelerinin altıncısıdır. Onun zamanında Islâm devleti en yüksek noktaya ulaşmıştır.
Doktor Urve’ye: “Keserken acı duymaman için bir yudum muakir (sarhoş edici) içirmeyi düşünüyorum” dedi.

Urve:

“Yapamam, mümkün değil?.,

Ümit ettiğim sıhhat ve afiyet karşılığında hiçbir haramdan iwtifa de edemem” dedi.

Cerrah bacağı kesmeye niyetlenince, bir kaç kişi Urve’y»» doğru ilerlediler.

Urve:

“Bunlar da ne oluyor” dedi. Ona:

“Onlar seni tutmak için getirildiler. Herhalde fa/laca aoı veriyor olmalı ki, kendine zarar verecek bir şekilde ayağını çektin, dinildi” Urve:

“Onları geri çevirin…

Benim onlara ihtiyacım yok. Umarım ki, zikir ve tespihi«, ben mİ* zi bunu yapmaya mecbur etmem…”

Daha sonra doktor gelip neşterle eti kesti. Kemiğe ulaş ınoa ü/h rine testereyi koydu ve testereyle onu kesmeye başladı.

Urve şöyle deyip duruyordu:

“Lailâhe illallah, Allahu ekber.”

Cerrah testereyle kesmeye devam ediyor, Urve de lallâhe lllal lah ve Allahu Ekber diyordu. Nihayet bacak kesildi…

Arkasından demir kepçelerde yağ kaynatıldı, kanın fışkırmiuıını durdurmak ve yarayı iyileştirmek İçin o yağlar Urve’nin bacağına su rüldü. Bunun üzerine Urve, o gün Allah’ın Kltab’ım okumasına eng©( olan uzun bir baygınlık geçirdi…

Gençliğinin başından beri ilk defa kaçırdığı şey bu hayırlı işti.

Urve ayılınca kesilmiş bacağını İstedi, bacağını oım vardiltr…

Şöyle diyerek onu eliyle çevirmeye başladı:

“Beni gece karanlıklarında mescldlere senin Ültrlnds götürton kimse iyi biliyor ki ben, hiçbir harama seninle yürümedim.”

Daha sonra Ma’n b. Evs’in1 şu beyitlerini misâl olarak yetinil:

“Ömrüne yemin olsun ki, bir şüpheden dolayı elimi aunmrnlım.

Ayağım beni hiç bir kötülüğe götürmedi.

’ Beni Müzeyne Kabilesinden muhadrnm bir şair.No kuliğılTi no do gözüm beni bir kötülüğe gitmede yol gösterdi.

Biliyorum kİ benim başıma golen Önce hiçbir kimsenin başına gtlmtmlştlr.”

?

Büyük misafirinin başına gelen belâlar El-Velid b. Abdulmelik’ln ağırına gitmişti,

O, oğluna sabretmiş bir kaç gün İçinde de bacağını kaybetmişti.

Hnllfolik konağına aralarında kör bir adamın bulunduğu Beni Absll bir kafilenin indiğini öğrendi. El-Velid, kör adama kör olmasının sebebini sordu. Adam şöyle cevap verdi:

“Ey müminlerin emîrll Beni Abs içinde, malca benden daha zongln, çoluk çocuğu benden daha fazla hiç kimse yoktu.

Bon, çoluk çocuğum ve malımla birlikte kavmimln evlerinin bulunduğu bir vadiye yerleşmiştim. Benzerini görmediğimiz bir sel felâketine uğradık.

Sel, benim malımı, ailemi ve çocuklarımı alıp götürdü. Bana sadece bir tek deve ve yeni bir bebek bırakmıştı.

Deve huysuzdu. O, yanımdan kaçtı gitti…

Çocuğu yere bırakıp deveye koştum.

Bulunduğum yerden biraz ayrılır ayrılmaz, çocuğun feryadını duydum…

Döndüm baktım kİ, onun başı bir kurdun ağzında, kurt onu yemekte…

Koştum ama kurtaramadım çünkü kurt onun işin bitirmişti…

Deveye yetiştim. Yanına vardığımda, ayağıyla yüzüme bir çifte attı, alnını parçalandı ve gözüm kör oldu.

Böylece bir gecede kendimi ailesiz, çocuksuz, malsız ve gözsüz bir halde buldum…”

El-Velîd hacibine (odacısına):

“Bu adamı misafirimiz Urve b. ez-Zübeyr’e götür. Hikayesini ona anlatsın, o da bilsin ki insanlar içinde ondan daha büyük belâlara uğrayanlar varmış.”

 

Urve b. ez Zübeyr Medine’ye götürüldü ve ailesine teslim edildi. Urve onlara hemen şöyle söyledi:

“Gördüğünüz şey sizi korkutmasın…
Aziz Ve Celil Olan Allah bana dört oğul verdi, sonra onlardan birini aldı ve üçünü hana bırâktı…

Ona hamdoiaun.

O bana İKİ bacak, İki kol vardı, Sonra onlardan birini aldı va ü-çünü bana bıraktı,

Ona hamdolaun.

Allah’a yemin olsun kİ, Allah bindin azını aldı ve çoğunu bıraktı. „

O bana bir defa bela gönderseydi, defalarca afiyet verdi,..”

Medine halkı, İmam vo Alimleri Urve b. ez Zübeyr’in geldiğini duyunca, ona yardımda vo la/lyado bulunmak İçin evine akın ettiler,..

İbrahim b. Muhammed b, talha’nın şu sözü ona yapılan en güzel taziyeydi.

Müjde Ebu Abdillah Organlarından birisi ve çocuklarından birisi senden önce cennete gitti.

Bütün, parçaya tabi olur Inşallahl…

Allah Tâlâ nenden bizi, kendisine muhtaç olduğumuz ve ihtiyacımı/ yok diyemediğimiz ilmini, fıkhını ve görüşünü bıraktı…

Allah, senin ilmini hem aana hem de bize faydalı kıleın…

Allah, aana aevabını vermeye ve hiiibinı güzel yapmaya kefildir,*’

Urve bin Ez Zübeyr hayatı boyunca müalümanlar için bir hidayet ışığı, kurtuluş rehberi vo hayır davatçlal oldu,,.

Özellikle daha çok çocuklarının terbiyecine genellikle de diğer tmialuman çocuklarının tirblyaiini önem verdi, onları yönlendirecek hıçbiı tıkalı kaçırmayıp bunu bir ganimet bildi ve onlara faydalı olacak nahihatloti de hiç İhmal etmedi.

Bu sebepledir ki o daima çocuklarını İlim tahsiline teşvik etti. Onlara şöyle derdi;

“Yavrulatım! İlim oğıenln ve ona hakkını verin…

bir kavmin küçükleri iseniz de belki Allah sizi ilimle onların büyükleri haline getirir ” Sonra şunu ilave ederdi:

“Ne yazık ki dünyada oahtl bir İhtiyardan daha çirkin hiçbir şey yotur.

Onları, sadakayı Allah rızası için verilen bir hediye saymaya davet eder ve şöyle derdi:

“Yavrularım! Sizden birisi kavminin şereflisine hediye etmeye utanacağı şeyi Rabbine hediye etmesin…”

Şüphesiz Allah Teâlâ şereflilerin en şereflisi, yücelerin en yücesi. kendisi İçin seçim yapılacak kişilerin en lâyığıdır.

Onlara, insanları tarif eder ve onların cevherlerini tanıtır ve şöyle derdi:

“Yavrularım! Bir adamın iyi bir iş yaptığını görürseniz, o insanların gözünde kötü birisi olsa bile, ondan hayır umunuz. Çünkü onda c iyi işin benzerleri de vardır…

Bir adamın kötü bir iş yaptığını görürseniz, o halkın gözünde iyi bir adam olsa bile ondan sakınınız. Çünkü onda o kötü işin benzerieri de vardır…

Biliniz ki, iyilik benzerlerine de işaret eder…

Kötülük de benzerlerine işaret eder.

Onlara, yumuşak davranmalarını, güzel söz söylemelennî ve güler yüzlü olmalarını tavsiye eder ve şöyle derdi:

“Yavrularım! Hikmette şöyle yazılıdır.

Sözünüz güzel olsun, güler yüzlü olunuz ki, insanlar yanında kendilerine bahşişte bulunanlardan daha sevimli olasınız“.

Halkın konfor ve rahata meylettiklerini gördüğünde, onlara Resulüllah’ın (s.a.v.) çektiği sıkıntı ve zorlukları hatırlatırdı.

Muhammed b. el-Münkedir’ şunu anlatmıştır.

Urve b. ez-Zübeyr benimle karşılaştı ve elimden tutup şöyle dedi: “Ey Ebu Abdillahl.”

Ben de: “Emret” dedim.

O da şöyle dedi:

“Annem Aişe’nin (r.a.) yanına gitmiştim”. Bana:

“Yavrum” dedi. Ben de:

“Buyur” dedim. O:

“Vallahi, biz Resülüllah’ın (s.a.v.) evinde no ateşle, nede başka bir şeyle bir ışık yakmadan kırk gece kalmıştık” dedi. Ben şöyle dum:
“Anneciğim! Hayatınızı ne ila aürdürüyordunwz?l.” O da şu cevabı verdi:

“iki siyahla, yani hurma ve su ile”.
Nihayet, Urve b. ez-Zübeyr, hayırla dolu, itaatle yüklü ve lakva ile süslü yetmiş bir yıl yaşadı.

Eceli geldiğinde onu oruçlu olarak karşıladı,.,

Ailesi orucunu açması için ısrar etti ama o kabul etmedi…

Kabul etmedi çünkü o iftarını Kevser ırmağının’ üzerindeki Huru’Myn (cennet hürilerinin) ellerindeki… ve gümüş gibi parlak şişe lerdeki suyla açmak istiyordu…^

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu girin!
Lütfen adınızı buraya girin