Yağmur Duası Namazı ve Hükmü Nedir

Toprak ve dolayısıyla bitkiler su sayesinde hayatta kalır. Toprağı sulayan en büyük etken ise yağmurdur. Kuraklık olmaması için yağmurun düzenli olarak yağması gereklidir. Bizim içme suyumuzun da kaynaklarının beslenmesi yağmur sayesinde olur. Göl ve barajlar yağmur sayesinde dolar. İnsanların en ihtiyacı olan su yağmurdan oluşmaktadır.

Bu nedenle yağışların kesildiği sırada, toprakların kuruduğu zaman, bölgede bir kuraklığın yayıldığı zaman, Yüce Allah’tan yağmur yağdırmasını istemek için duâ ve namaza çıkılır. Yağmur namazı ve duası sünnettir.  Buna dinî tabiriyle istiska denir. İstiska`nın lügat mânası, yağmur yağmasını istemek demektir.

Yağmur duasına gitmeden önce, sadaka verilmeli, günahlardan tevbe edilmeli, dargınlar barışmalı, haksız olarak alınan şeyler sahiplerine geri verilmelidir. Yağmur duasına çıkarken oruçlu olmak, mütevazı ve muhtaç bir tavır takınmak uygun olur. Yağmur duasına çıkıldığında duadan önce iki rekat namaz kılanabilir.

Üç gün birbiri peşine yağmur duasına çıkılması müstahsen görülmüştür. Yine de yağmur gelmezse, duaya devam edilmelidir. Hadîs-i şerîfte: “Allah duada ilhâh edenleri, yani ısrarla taleb edenleri sever” buyurulmuştur.

Yağmur duası, sulamak ve bol yağmur almak için başka tedbirler almaya engel değildir; mü’minler hem tabii ve teknik tedbirleri alır, hem de ehr şey iradesine bağlı bulunan Rablerine dua ederler.

Peygamber Efendimiz (asm) bir kıtlık zamanında yağmur duâsında bulunmuş ve daha ellerini indirmeden mübarek sakalı yağmur suyu ile ıslanmıştır. Enes bin Malik (ra) anlatıyor: Bir defasında insanlar bir kıtlığa uğradılar. Bir Cuma günü idi. Resûl-i Ekrem Efendimiz (asm) hutbe okurken, karşı kapıdan birisi girdi ve: “Ya Resûlallah! Mallar helâk oldu. Çoluk çocuk aç kaldı. Bize duâ buyur!” dedi.

Resûlullah Efendimiz (asm) mübarek ellerini kaldırdı. O sırada gökyüzünde gözümüze hiçbir bulut parçası gözükmüyordu. “Allahümme eğısnâ!” (Allah’ım bize yağmur ver!) ve “Allahümme’skınâ!” (Allah’ım bize su ver!) diye duâ buyurdu. Nefsim kudret elinde bulunan Allah Teâlâ’ya yemin olsun ki, bulutlar dağlar gibi gökyüzünü sarmadıkça, o mübarek ellerini indirmedi. Minberden inerken mübarek sakalına doğru yağmur tanelerinin yuvarlandığını gördüm. O gün, ertesi gün, daha ertesi gün… Tâ öteki Cuma’ya kadar. Hep üzerimize yağmur yağıp durdu. Ertesi Cuma yine bir adam ayağa kalkarak, bu defa “Ya Resûlallah! Binalar yıkıldı. Mallar boğulmaya başladı. Bize duâ buyur” dedi. Bunun üzerine Allah’ın Resûlü (asm) insanoğlunun bu kadar çabuk usanmasına tebessüm buyurdu. Mübarek ellerini kaldırdı. “Allahümme havâleynâ, velâ aleynâ!” (Allah’ım, etrafımıza gönder! Üzerimize gönderme!) diye duâ buyurdu. Bunu söylerken mübarek eliyle hangi cihetteki buluta işaret buyurdu ise, orası açıldı. Medine üstü açık bir alan oldu. Kanat vadisi bir ay mütemadiyen aktı ve hangi yönden kim geldiyse bol yağmur geldiğinden bahsetti.”

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu girin!
Lütfen adınızı buraya girin