Zinanın Ferdİ ve İçtimaA Zararları

Cezasını dünyada görmeyenler ateşten kırbaçlarla dövülerek cehennemde azap göreceklerdir. Peygamberimiz (s.a.v.) bu konuda şu hadisi şerifleri buyurmaktadır: “Zina eden kimse zina yaptığı zaman mümin değildir. Hırsızlık yapan da mü’min olarak hırsızlık yapmaz. İçki içen de mü’min olduğu halde içki içmez.” (Buharı, Müslim)

“Cenabı Hak kıyamet günü üç kimse ile kelam etmez, onlara rahmet nazarıyla bakmaz, onları tezkiye etmez ve kendileri için acı azap vardır. Bunlar; ihtiyar zâni, yalancı idareci ve mağrur fakirdir.”(Müslim)

“Zina arttığı zaman fakirlik, çaresizlik de artar.” (M. Mesâbîh, Hadis No 5370) “Aman zina yapmayınız. Zina yaparsanız sizin nikâhlı kadınlarınızdan, kadınlarınızın da sizden alacağı cinsel haz körelir. Aman namuslu olunuz ki, kadınlarınız da namuslu olsunlar.”.

“Aralarında zina mahsûlü çocuklar giderek artmadıkça ümmetim hayır üzerinde yaşayacaktır. Aralarında zina ürünü nesiller çoğaldığı zaman ise Allah’ın üzerlerine, umûmunu kuşatacak bir azabı salması yakın olur.”

Zinâ; sebep olduğu ana-baba ve akraba şefkatinden yoksun, hırçın nesebi gayr-ı sahih çocuklarla toplumun problemlerini artıran bir haramdır. Zinâ; bir erkek ve bir kadın tarafından yapılmış olsa da, onların bağlı bulunduğu âileleri için bir nâmus lekesi olduğundan ihtilâflara, kavgalara ve hatta cinâyetlere sebep olan bir haramdır.

Meşru ve gayr-ı meşru ilişkilerin durumunu şöyle açıklayabiliriz:

a) İnsan Nesli: Allah’ın insanları çift yaratmasındaki en önemli hikmetinin insan üretimi olduğunda şüphe yoktur. Bu üretim şeklinin belli bir kanuna/prensibe bağlanması kadar makul bir şey olamaz.

Dünyada hiç bir kimsenin başkasının fabrikasında izinsiz mal üretmesine izin verilmez.

b) Mülkiyet: Sıradan bir malın üretimi için kişinin mülkü olan bir fabrikaya ihtiyaç varsa, insan neslinin üretimini yapanların kendilerine ait bir mülkte (meşru evlilik dairesinde) çalışmaları gerekmez mi?

c) Anarşi: Bütün hak dinler, insanları anarşiden kurtarıp belli bir disiplin altında hayat sürmelerini amaç edinmiştir. İçki içerek aklını zayi etmek, hırsızlık yaparak başkasının malını gasp etmek bir anarşi olduğu gibi, zina ederek insan neslini karıştırmak daha büyük bir anarşidir.

d) Hak-Hukuk: Aile hayatı, insanların onuruna yakışacak şekilde hak hukuku sağlayan bir sorumluluk kurumudur.

Eşlerin karşılıklı insan hakları, miras hukuku, eğitim hakkı, geçim hakkı gibi haklar ancak meşru bir evlilikle tahakkuk eder. Zina serbest bırakılsaydı, bütün bu haklar zayi olurdu.

e) Fahişelik: Kur’an’da zina “fahişe” kavramıyla kötülenmiştir. Fahişe, çok çirkin, çok kötü, çok şenaatli söz veya fiil demektir.

Kur’an’da zina için bu kavramın kullanılması, onun çok yönden çirkin ve şeni bir eylem olduğunu göstermek içindir. Eşlerin arasının bozulmasına, ailelerin dağılmasına, adamların öldürülmesine sebep olması bu şenaatin birer göstergesidir.

f) Kötü Yol: Kur’an’da zina için fahişe ile birlikte “kötü yol” ifadesi de kullanılmıştır. (İsra, 15/32) Bu da zinanın akıl ve tefekkürle öğrenilebilen pek çok kötü yanlarının olduğuna işarettir.

Evet, zinanın saydığımız bu kötülükler yanında, her insanın yaratılıştan kendisinde var olan namus duygusunu, insanlığın fıtrat yolunu da zedeleyen bir kötülük olduğunda şüphe yoktur.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu girin!
Lütfen adınızı buraya girin