Nahl Suresi Türkçe Okunuşu Arapça Yazılışı ve Meali

Kur’ân-ı kerîmin on altıncı sûresi. Kehf sûresinden sonra, Nûh sûresinden önce olmuştur.
Nahl sûresinin son üç âyeti Medîne’de, diğer âyetleri Mekke’de nâzil oldu (indi). Yüz yirmi sekiz âyet-i kerîmedir. Altmış sekizinci âyette bal arısından söz edildiği için, Sûret-ün-Nahl denilmiştir. Sûrede; Allahü teâlânın kudretini gösteren yaratık lardan bahsetmek sûretiyle insanlar gafletten uyanmaya dâvet edilmekte, bu âlemdeki nice varlıkların insanlara hizmetçi ve fayda verici olduğu bildirilmekte, insanların seçkin bir varlığa sâhib oldukları ve insanoğlunun doğru yola ve hidâyete kavuşabilmeleri için, kendilerine vahy gönderilen peygamberlere muhtâc oldukları bildirilmektedir. (İbn-i Abbâs, Râzî, Taberî, Ebû Hayyân)

Bir çoğumuz Kuran-ı Kerimi arapça okumayı öğrenemediğimiz için bilmiyoruz. Tabi bu öğrenmiyeceğimiz anlamına gelmez. O nedenle bir çoğumuz arapça bilmediği için’de arapça ayetleri latince harflerle okumaya çalışıyoruz. Arapça bir sözcük olan “kuran”, okumak, ezbere okumak, bir araya getirmek anlamına gelir. Kur’ân kelimesi olarakta Arapça’da yazıyla tespit edilmiş vahiylerin bütünü anlamına gelir. Şimdi sizler için hazırladığımız Kur’anı Kerim surelerden olan Nahl süresi arapça yazılışı ile latince harflerle Türkçe okunuşunu derledik. Ayrıca Diyanet İşleri tarafından düzenlenen mealine’de yer verdik. Bu sebeple hem Arapça yazısı hem de latince okunuşunu öğrenerek okuyabilirsiniz.

Fazileti : Kim Nahl sûresini okursa, Allahü teâlâ onu dünyâda verdiği nîmetleri için hesâba çekmez. (Hadîs-i şerîf-Kâdı Beydâvî Tefsîri)

Kısaca Konusu : Sûrede ulûhiyyet, vahiy, öldükten sonra dirilme ve Allah’ın huzurunda hesap verme gibi dinin temel konuları ele alınmakta; ardından göklerde ve yerde Allah’ın mutlak kudretinin delilleri gösterilmekte, daha sonra O’nun nimetlerini görüp takdir etmemenin, şükretmemenin sonuçları hatırlatılarak bu hususta insanlar uyarılmakta; adalet, ihsan, sözünde durma, yemin, haram ve helâller, tövbe gibi dinî-ahlâkî konular üzerinde durulmakta; ayrıca Hz. Peygamber’e Allah yoluna davetin yöntemi hatırlatılarak adaletli, sabırlı olması istenmektedir.

NAHL SÛRESİ TÜRKÇE OKUNUŞU
Bismillahirrahmanirrahim
1. Eta emrullahi fe la testa’ciluh subhanehu ve teala amma yuşrikun

2. Yunezzilul melaikete bir ruhî min emrihî ala mey yeşau min îbadihî en enziru ennehu la ilahe illa ene fettekun

3. Halekas semavati vel erda bil hakk teala amma yuşrikun

4. Halekal insane min nutfetin fe iza huve hasîymun mubiyn

5. Vel en’ame halekaha lemuk fîha dif’uv ve menafiu ve minha te’kulun

6. Ve lekum fîha cemalun hîyne turîhune ve hîyne tesrahun

7. Ve tahmilu eskalekum ila beledil lem tekunu baliğîyhi illa bi şikkîl enfus inne rabbekum le raufur rahîym

8. Vel hayle vel biğale vel hamira li terkebuha ve zîneh ve yahluku ma la ta’lemun

9. Ve alellahi kasdus sebîli ve minha cair ve lev şae le hedakum ecmeîyn

10. Huvellezî enzele mines semai mael lekum minhu şerabuv ve minhu şecerun fîhi tusiymun

11. Yumbitu lekum bihiz zer’a vez zeytune ven nehîyle ven a’nabe ve min kullis semarat inne fî zalike le ayetel li kavmiy yetefekkerun

12. Ve sehhara lekumul leyle ven nehara veş şemse vel kaner ven nucumu musahharatum bi emrih inne fî zalike le ayatil li kavmiy ya’kîlun

13. Ve ma zerae lekum fil erdî muhtelifen elvanuh inne fî zalike le ayetel li kavmiy yezzekkerun

14. Ve huvellezî sehharal bahra li te’kulu minhu lahmen tariyyev ve testahricu minhu hîlyeten telbesuneha ve teral fulke mevahîra fîhi ve li tebteğu min fadlihî ve leallekum teşkurun

15. Ve elka fil erdî ravasiye en temîde bikum ve enharav ve subulel leallekum tehtedun

16. Ve alamat ve bin necmi hum yehtedun

17. E fe mey yahluku ke mel la yahluk e fe la tezekkerun

18. Ve in teuddu nî’metellahi la tuhsuha innellahe le ğafurur rahîym

19. Vallahu ya’lemu ma tusirrune ve ma tu’linun

20. Vellezîne yed’une min dunillahi la yahlukune şey’ev ve hum yuhlekun

21. Emvatun ğayru ahya’ ve ma yeş’urune eyyane yub’asun

22. İlahukum ilahuv vahîd fellezîne la yu’minune bil ahîrati kulubuhum munkiratuv ve hum mustekbirun

23. La cerame ennellahe ya’lemu ma yusirrune ve ma yu’linun innehu la yuhîbbul mustekbirîn

24. Ve iza kîyle lehum maza enzele rabbukum kalu esatîyrul evvelîn

25. Li yahmilu evzarahum kamiletey yevmel kîyameti ve min evzarillezîne yudîllunehum bi ğayri îlm e la sae ma yezirun

26. Kad mekarallezîne min kablihim fe etellahu bunyanehum minel kavaîdi fe harra aleyhimus sakfu min fevkîhim ve etahumul azabu min haysu la yeş’urun

27. Summe yevmel kîyameti yuhzîhum ve yekulu eyne şurakaiyellezîne kuntum tuşakkune fîhim kalellezîne utul îlme innel hîzyel yevme ves sue lalel kafirîn

28. Ellezîne teteveffahumul melaiketu zalimî enfusihim fe elkavus seleme ma kunna na’melu min su’ bela innellahe alîmum bima kuntum ta’melun

29. Fedhulu ebvabe cehenneme halidîne fîha fe lebi’se mesvel mutekebbirîn

30. Ve kîyle lillezînettekav maza enzele rabbukum kalu hayra lillezîne ahsenu fî hazihîd dunya haseneh ve le darul ahîrati hayr ve le nî’me darul muttekîyn

31. Cennatu adniy yedhuluneha tecrî min tahtihel enharu lehum fîha ma yeşaun kezalike yeczillahul muttekîyn

32. Ellezîne teteveffahumul melaiketu tayyibîne yekulune selamun aleykumudhulul cennete bima kuntum ta’melun

33. Hel yenzurune illa en te’tiyehumul melaiketu ev ye’tiye emru rabbik kezalike fealellezîne min kablihim ve ma zalemehumullahu ve lakin kanu enfusehum yazlimun

34. Fe esabehum seyyiatu ma amilu ve haka bihim ma kanu bihî yestehziun

35. Ve kalellezîne eşraku lev şaellahu ma abedna min dunihî min şey’in nahnu ve la abauna ve la harramna min dunihî min şey’ kezalike fealellezîne min kablihim fe hel aler rusuli illel belağul mubîn

36. Ve le kad beasna fî kulli ummetir rasulen enî’budullahe vectenibut tağut fe minhum men hedellahu ve minhum men hakkat aleyhid dalaleh fe sîru fil erdî fenzuru keyfe kane akîbetul mukezzibîn

37. İn tahrîs ala hudahum fe innellahe la yehdî mey yudîllu ve ma lehum min nasîrîn

38. Ve aksemu billahi cehde eymanihim la yeb’asullahu mey yemut bela va’den aleyhi hakkav ve lakinne ekseran nasi la ya’lemun

39. Li yubeyyine lehumullezî yahtelifune fîhi ve li ya’lemellezîne keferu ennehum kanu kazibîn

40. İnnema kavluna li şey’in iza eradnahu en nekule lehu kun fe yekun

41. Vellezîne haceru fillahi mim ba’di ma zulimu le nubevviennehum fid dunya haseneh ve le ecrul ahîrati ekber lev kanu ya’lemun

42. Ellezîne saberu ve ala rabbihim yetevekkelun

43. Ve ma erselna min kablike illa ricalen nuhîy ileyhim fes’elu ehlez zikri in kuntum la ta’lemun

44. Bil beyyinati vez zubur ve enzelna ileykez zikra li tubeyyine linnasi ma nuzzile ileyhim ve leallehum yetefekkerun

45. E fe eminellezîne mekerus seyyiati ey yahsifellahu bihimul erda ev ye’tiyehumul azabu min haysu la yaş’urun

46. Ev ye’huzehum fî tekallubihim fe ma hum bi mu’cizîn

47. Ev ye’huzehum ala tehavvuf fe inne rabbekum le raufur rahîym

48. E ve lem yerav ila ma halekallahu min şey’iy yetefeyyeu zîlaluhu anil yemîni veş şemaili succedel lillahi ve hum dahîrun

49. Ve lillahi yescudu ma fis semavati ve ma fil erdî min dabbetiv vel melaiketue hum la yestekbirun

50. Yehafune rabbehum min fevkîhim ve yef’alune ma yu’merun

51. Ve kalellahu la tettehîzu ilaheynisneyn innema huve ilahuv vahîd fe iyyaye ferhebun

52. Ve lehu ma fis semavati vel erdî ve lehud dînu vasîba e fe ğayrallahi tettekun

53. Ve ma bukum min nî’metin fe minellahi summe iza messekumud durru fe ileyhi tec’erun

54. Summe iza keşefed durra ankum iza ferîkum minkum bi rabbihim yuşrikun (49.ayet secde ayetedir.)

55. Li yekfuru bima ateynahum fe temetteu fe sevfe ta’lemun

56. Ve yec’alune li ma la ya7lemune nasîybem mimma razaknahum tellahi le tus’elunne amma kuntum tefterun

57. Ve yec’alune lillahil benati subhanehu ve lehum ma yeştehun

58. Ve iza buşşira ehaduhum bil unsa zalle vechuhu musveddev ve huve kezîym

59. Yetevara minel kavmi min sui ma buşşira bih e yumsikuhu ala hunin em yedussuhu fit turab e la sae ma yahkumun

60. Lillezîne la yu’minine bel ahîrate meselus sev’ ve lillahil meselul a’la ve huvel azîzul hakîm

61. Ve lev yuahîzullahun nase bi zulmihim ma terake aleyha min dabbetiv ve lakiy yuehhîruhum ila ecelim musemma fe iza cae eceluhum la yeste’hîrune saatev ve la yestakdimun

62. Ve yec’alune lillahi ma yekrahune ve tesîfu elsinetuhumul kezibe enne lehumul husna la cerame enne lehumun nara ve ennehum mufratun

63. Tellahi le kad erselna ila umemim min kablike fe zeyyene lehumuş şeytanu a’malehum fe huve veliyyuhumul yevme ve lehum azabun elîm

64. Ve ma enzelna aleykel kitabe illa li tubeyyine lehumullezîhtelefu fîhi ve hudev ve rahmetel li kavmiy yu’mininun

65. Vallahu enzele mines semai maen fe ahya bihil erda ba’de mevtiha inne fî zalike le ayatel li kavmiy yesmeun

66. Ve inne lekum fil en’ami le îbrah nuskîykum mimma fî butunihî mim beyni fersiv ve demil lebenen halisan saiğal liş şaribîn

67. Ve min semaratin nehîyli vel a’nabi tettehîzune minhu sekerav ve rizkan hasena inne fî zalike le ayetel li kavmiy ya’kîlun

68. Ve evha rabbuke ilen nahli enittehîzî minel cibali buyutev ve mineş şeceri ve mimma ya’rişun

69. Summe kulî min kulles semarati feslukî subule rabbiki zulula yahrucu mim butuniha şerabum muhtelifun elvanuhu fîhi şifaul linnas inne fî zalike le ayatel li kavmiy yetefekkerun

70. Vallahu halekakum summe yeteveffakum ve minkum mey yuraddu ila erzelil umuri li keyla ya’leme ba’de îlmin şey’a innellahe alîmun kadîr

71. Vallahu faddale ba’dakum ala ba’dîn fir rîzk femellezîne fuddîlu bi raddî rizkîhim ala ma meleket eymanuhum fe hum fîhi seva’ ife bi nî’metillahi yechadun

72. Vallahu ceale lekum min enfusikum ezvacev ve ceale lekum min ezvacikum benîne ve hafedetev ve razekakum minet tayyibat e fe bil batîli yu’minune ve bi nî’metillahi hum yekfurun

73. Ve ya’budune min dunillahi ma la yemliku lehum rizskam mines semavati vel erdî şey’ev ve la yestetîy’un

74. Fe la tadribu lillahil emsal innellahe ya’lemu ve entum la ta’lemun

75. Darabellahu meselen abdem memlukel la yakdiru ala şey’iv ve mer razaknahu minna zirkan hasenen fe huve yunfiku minhu sirrav ve cehra hel yestevun elhamdu lillah bel ekseruhum la ya’lemun

76. Ve darabellahu meseler raculeyni ehaduhuma ebkemu la yakdiru ala şey’iv ve huve kellun ala mevlahu eynema yuveccihhu la ye’ti bi hayr hel yestevî huve ve mey ye’muru bil adli ve huve ala sîratîm mustekîym

77. Ve lillahi ğaybus semavati vel ard ve ma emrus saati illa ke lemhîl besari ev huve akrab innellahe ala kulli şey’in kadîr

78. Vallahu ahracekum mim butuni ummehatikum la ta’lemune şey’ev ve ceale lekumus sem’a vel ebsara vel ef’idete leallekum teşkurun

79. E lem yerav ilet tayri musehharatin fî cevvis sema’ ma yumsikuhunne illellah inne fî zalike le ayatil li kavmiy yu’minun

80. Vallahu ceale lekum min culudil en’ami buyuten testehîffuneha yevme za’nikum ve yevme ikametikum ve min asvafiha ve evbariha ve eş’ariha esasev ve metaan ila hîyn

81. Vallahu ceale lekum mimma haleka zîlalev ve ceale lekum minel cibali eknanev ve ceale lekum serabiyle tekîykumul harra ve serabiyle tekîykum be’sekum kezalike yutimmu nî’metehu aleykum leallekum tuslimun

82. Fe in tevellev fe innemu aleykel belağul mubîn

83. Ya’rifune nî’metellahi summe yunkiruneha ve ekseruhumul kafirun

84. Ve yevme neb’asu min kulli ummetin şehîden summe la yu’zenu lillezîne keferu ve la hum yusta’tebun

85. Ve iza raellezîne zalemul azabe fe la yuhaffefu anhum ve la hum yunzarun

86. Ve iza raellezîne eşraku şurakaehum kalu rabbena haulai şurakaunellezîne kunna ned’u min dunik fe elkav ileyhimul kavle innekum le kazibun

87. Ve elkav ilellahi yevmeizinis seleme ve dalle anhum ma kanu yefterun

88. Ellezîne keferu ve saddu an sebîlillahi zidnahum azaben fevkal azabi bima kanu yufsidun

89. Ve yevme neb’azu fî kulli ummetin şehîden ala haula’ ve nezzelna aleykel kitabe tibyanel likulli şey’iv ve hudev ve rahmetev ve buşra lil muslimîn

90. İnnellahe ye’muru bil adli vel îhsani ve îtai zil kurba ve yenha anil fahşai vel munkeri vel bağy yeîzukum leallekum tezekkerun

91. Ve evfu bi ahdillahi iza ahettum ve la tenkudul eymane ba’de tevkîdiha ve kad cealtumullahe aleykum kefîla innellahe ya’lemu ma tef’alun

92. Ve la tekunu kelletî nekadat ğazleha mim ba’di kuvvetin enkasa tettehîzune eymanekum dehalem beynekum en tekune ummetun hiye erba min ummeh innema yeblukumullahu bih ve le yubeyyinenne lekum yevmel kîyameti ma kuntum fîhi tahtelifun

93. Ve lev şaellahu le ceallekum ummetev vahîdetev ve lakiy yudîllu mey yeşau ve yehdoî mey yeşa’ ve le tus’elunne amma kuntum ta’melun

94. Ve la tettehîzu eymanekum dehalem beynekum fe tezille kademum ba’de subutiha ve tezukus sue bima sadedtum an sebîlillah ve lekum azabum azîym

95. Ve la teşteru bi ahdillahi semenen kalîla innema îndellahi huve hayrul lekum in kuntum ta’lemun

96. Ma îndekum yenfedu ve ma îndellahi bak ve le necziyennellezîne saberu ecrahum bi ahseni ma kanu ya’melun

97. Men amile saliham min zekerin ev unsa ve huve mu’minun fe le nuhyiyennehu hayaten tayyibeh ve la necziyennehum ecrahum bi ahseni ma kanu ya’melun

98. Fe iza kara’tel kur’ane festeîz billahi mineş şeytanir racîm

99. İnnehu leyse lehu sultanun alellezîne amenu ve ala rabbihim yetevekkelun

100. İnnema sultanuhu alellezîne yetevellevnehu vellezîne hum bihî muşrikun

101. Ve iza beddelna ayetem mekane ayetiv vallahu a’lemu bima yunezzilu kalu innema ente mufter bel ekseruhum la ya’lemun

102. Kul nezzelehu ruhul kudusi mir rabbike bil hakkî li yusebbitellezîne amenu ve hudev ve buşra lil muslimîn

103. Ve le kad na’lemu ennehum yekulune innema yuallimuhu beşar lisanullezî yulhîdune ileyhi a’cemiyyuv ve haza lisanun arabiyyum mubîn

104. İnnellezîne la yu’minune bi ayatillahi la yehdîhimullahu ve lehum azabun elîm

105. İnnema yefteril kezibellezîne la yu’minune bi ayatillah ve ulaike humul kazibun

106. Men kefera billahi mim ba’di îmanihî illa men ukrihe ve kalbuhu mutmeinum bil îmani ve lakim men şeraha bil kufri sadran fe aleyhim ğadabum minellah ve lehum azabun azîym

107. Zalike bi ennehumustehabbul hayated dunya alel ahîratu ve ennellahe la yehdil kavmel kafirîn

108. ulaikellezîne tabeallahu ala kulubihim ve sem’îhim ve ebsarihim ve ulaike humul ğafilun

109. La cerame ennehum fil ahîrati humul hasirun

110. Summe inne rabbeke lillezîne haceru mim ba’di ma futinu summe cahedu ve saberu inne rabbeke mim ba’diha le ğafurur rahîym

111. Yevme te’tî kullu nefsin tucadilu an nefsiha ve tuveffa kullu nefsim ma amilet ve hum la yuzlemun

112. Ve darabellahu meselen karyeten kanet aminetem mutmeinnetey ye’tîha rizkuha rağadem min kulli mekanin fe keferat bi en’umillahi fe ezakahallahu libasel cuî vel havfi bima kanu yasneun

113. Ve le kad caehum rasulum minhum fe kezzebuhu fe ehazehumul azabu ve hum zalimun

114. Fe kulu mimma razekakumullahu halalen tayyibev veşkuru nî’metellahi in kuntum iyyahu ta’budun

115. İnnema harrama aleykumul meytete ved deme ve lahmel hînzîri ve ma uhille li ğayrillahi bih fe menidturra ğayra bağîv ve la adin fe innellahe ğafurur rahîym

116. Ve la tekulu lima tesîfu elsinetukumul kezibe haza halaluv ve haza haramul li tefteru alellahil kezib innellezîne yefterune alellahil kezibe la yuflihun

117. Metaun kalîluv ve lehum azabun elîm

118. Ve alellezîne hadu harramna ma kasasna aleyke min kabl ve ma zalemnahum ve lakin kanu enfusehum yazlimun

119. Summe inne rabbeke lillezîne amilus sue bi cehaletin summe tabu mim ba’di zalike ve aslehu inne rabbeke mim ba’diha le ğafurur rahîym

120. İnne ibrahîme kane ummeten kanitel lillahi hanîfa ve lem yeku minel muşrikîn

121. Şakiral li en’umih ictebahu ve hedahu ila sîratîm mustekîym

122. Ve ateynahu fid dunya haseneh ve innehu fil ahîrati le mines salihîyn

123. Summe evhayna ileyke enittebî’ millete ibrahîme hanîfa ve ma kane minel muşrikîn

124. İnnema cuîles sebtu alellezînahtelefu fîh ve inne rabbeke le yahkumu beynehum yevmel kîyameti fîma kanu fîhi yahtelifun

125. ud’u ila sebîli rabbike bil hîkmeti vel mev’îzatil haseneti ve cadilhum billetî hiye ahsen inne rabbeke huve a’lemu bi men dalle an sebîlihî ve huve a’lemu bil muhtedîn

126. Ve in akabtum fe akîbu bi misli ma ukîbtum bih ve lein sabertum le huve hayrul lissabirîn

127. Vasbir ve ma sabruke illa billahi ve la tahzen aleyhim ve la teku fî daykîm mimma yemkurum

128. İnnellahe meallezînettekav vellezîne hum muhsinun

NAHL SÛRESİ MEALİ VE ANLAMI
Bismillâhirrahmânirrahîm.

1. Allah’ın emri gelecektir. Artık onun acele gelmesini istemeyin. Allah, onların ortak koştukları şeylerden uzaktır, yücedir.

2.Allah, “Benden başka ilâh yoktur. Öyle ise bana karşı gelmekten sakının” diye (insanları) uyarmaları için emrini içeren vahiy ile melekleri kullarından dilediğine indirir.

3.Allah, gökleri ve yeri hak ve hikmete uygun olarak yarattı. O, müşriklerin ortak koştukları şeylerden yücedir.

4.İnsanı nutfeden (bir damla sudan) yarattı. Böyle iken bakarsın ki o, Rabbine açık bir hasım kesilmiştir.

5.Hayvanları da yarattı. Onlarda sizin için bir ısınma ve birçok faydalar vardır. Hem de onlardan yersiniz.

6.Onları akşamleyin getirirken, sabahleyin salıverirken de sizin için bir güzellik (ve zevk) vardır.

7.Onlar ağırlıklarınızı, sizin ancak zorlukla varabileceğiniz beldelere taşırlar. Şüphesiz Rabbiniz çok esirgeyicidir, çok merhametlidir.

8.Hem binesiniz diye, hem de süs olarak atları, katırları ve merkepleri de yarattı. Bilemeyeceğiniz daha nice şeyleri de yaratır.

9. Doğru yolu göstermek Allah’a aittir. Yolun eğrisi de vardır. Allah dileseydi, hepinizi doğru yola iletirdi.

10.O, gökten sizin için su indirendir. İçilecek su ondandır. Hayvanlarınızı otlattığınız bitkiler de onunla meydana gelir.

11.Allah o su ile size; ekin, zeytin, hurma ağaçları, üzümler ve her türlü meyvelerden bitirir. Elbette bunda düşünen bir kavim için bir ibret vardır.

12. O, geceyi, gündüzü, güneşi ve ayı sizin hizmetinize verdi. Bütün yıldızlar da O’nun emri ile sizin hizmetinize verilmiştir. Şüphesiz bunlarda aklını kullanan bir millet için ibretler vardır.

13.Sizin için yeryüzünde çeşitli renk ve biçimlerle yarattığı şeyleri de sizin hizmetinize verdi. Öğüt alan bir toplum için bunda ibretler vardır.

14.O, taze et yemeniz ve takınacağınız süs eşyası çıkarmanız için denizi sizin hizmetinize verendir. Gemilerin orada suyu yara yara gittiğini görürsün. (Bütün bunlar) O’nun lütfundan nasip aramanız ve şükretmeniz içindir.

15,16. Sizi sarsmaması için yeryüzünde sağlam dağlar; yolunuzu bulmanız için de nehirler, yollar ve nice işaretler meydana getirdi. İnsanlar yıldızlarla da yollarını bulurlar.

17.Şu hâlde yaratan, yaratamayan gibi olur mu? Artık siz düşünmez misiniz?

18.Hâlbuki Allah’ın nimetini saymaya kalksanız onu sayamazsınız. Şüphesiz Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.

19.Allah, gizlediğinizi de açığa vurduğunuzu da bilir.

20.Allah’ı bırakıp da taptıkları şeyler, yaratılmış olduklarına göre hiçbir şey yaratamazlar.

21.Onlar, diri olmayan cansız varlıklardır! Ne zaman dirileceklerinin de şuuruna varamazlar.

22.Sizin ilâhınız tek bir ilâhtır. Ahirete inanmayanların kalpleri bunu inkâr etmekte, kendileri de büyüklük taslamaktadırlar.

23.Şüphe yok ki Allah, onların gizlediklerini de, açığa vurduklarını da bilir. O, büyüklük taslayanları hiç sevmez.

24.Onlara “Rabbiniz ne indirdi?” denildiği zaman, “Öncekilerin masalları” dediler.

25.Böylece kıyamet gününde kendi günahlarını tam olarak, bilgisizce saptırdıkları kimselerin günahlarının da bir kısmını yüklenirler. Dikkat et, yüklendikleri ne kötüdür.

26.Onlardan öncekiler de tuzak kurmuşlardı. Allah’ın azabı binalarını, temelinden gelip yıktı da tavanları başlarına çöküverdi ve azap kendilerine fark edemedikleri yerden geldi.

27.Sonra kıyamet günü, Allah onları rezil edecek ve diyecek ki: “Uğrunda mücadele ettiğiniz ortaklarım nerede?!” Kendilerine ilim verilenler ise şöyle derler: “Şüphesiz bugün rezillik, aşağılık ve kötülük kâfirlerin üzerinedir.”

28.O kâfirler, nefislerine zulmederlerken melekler onların canlarını alır da onlar teslim olup, “Biz hiçbir kötülük yapmıyorduk” derler. (Melekler de şöyle diyecekler:) “Hayır! Allah sizin yapmakta olduklarınızı hakkıyla bilmektedir.”

29.“Haydi, içinde ebedî kalacağınız cehennemin kapılarından girin. Büyüklük taslayanların yeri ne kötüdür!”

30.Allah’a karşı gelmekten sakınan kimselere, “Rabbiniz ne indirdi?” denildiğinde, “Hayr indirdi” derler. Bu dünyada iyilik yapanlara bir iyilik vardır. Ahiret yurdu ise daha hayırlıdır. Allah’a karşı gelmekten sakınanların yurdu ne güzeldir.

31.İçinden nehirler akan Adn cennetlerine gireceklerdir. Kendileri için orada diledikleri her şey vardır. Allah, kendine karşı gelmekten sakınanları böyle mükâfatlandırır.

32.Melekler, onların canlarını iyi kimseler olarak alırken, “Selâm size! Yapmış olduğunuz iyi işlere karşılık girin cennete” derler.

33.(O kâfirler) kendilerine ancak meleklerin veya senin Rabbinin helâk emrinin gelmesini bekliyorlar. Onlardan öncekiler de böyle yapmıştı. Allah onlara zulmetmedi, fakat onlar kendilerine zulmediyorlardı.

34.Bu sebeple işledikleri kötülüklerin cezası onlara ulaştı ve alay ettikleri şey kendilerini kuşattı.

35.Allah’a ortak koşanlar, dediler ki: “Allah dileseydi ne biz, ne de atalarımız O’ndan başka hiçbir şeye tapmazdık, O’nun emri olmadan hiçbir şeyi de haram kılmazdık.” Kendilerinden öncekiler de böyle yapmıştı. Peygamberlere düşen sadece apaçık bir tebliğdir.

36. Andolsun biz, her ümmete, “Allah’a kulluk edin, tâğûttan kaçının” diye peygamber gönderdik. Allah, onlardan kimini doğru yola iletti; onlardan kimine de (kendi iradeleri sebebiyle) sapıklık hak oldu. Şimdi yeryüzünde dolaşın da peygamberleri yalanlayanların sonunun ne olduğunu görün.

37.Sen onların doğru yola erişmelerine aşırı istek göstersen de şüphesiz Allah saptırdığı kimseyi doğru yola iletmez. Onların yardımcıları da yoktur.

38. Onlar, “Allah, ölen bir kimseyi diriltmez” diye var güçleriyle Allah’a yemin ettiler. Hayır, diriltecek! Bu, yerine getirilmesini Allah’ın üzerine aldığı bir vaaddir. Fakat insanların çoğu bilmezler.

39.(Diriltecek ki) ayrılığa düştükleri şeyi onlara anlatsın ve kâfir olanlar da kendilerinin yalancı olduklarını bilsinler!

40.Biz bir şeyin olmasını istediğimiz zaman sözümüz sadece, ona, “ol” dememizdir. O da hemen oluverir.

41.Zulme uğradıktan sonra Allah yolunda hicret edenlere gelince, elbette onları dünyada güzel bir şekilde yerleştiririz. Ahiret mükâfatı ise daha büyüktür. Keşke bilselerdi..

42. Onlar, sabreden ve yalnız Rablerine tevekkül eden kimselerdir.

43.Senden önce de ancak, kendilerine vahyettiğimiz birtakım erkekleri peygamber olarak gönderdik. Eğer bilmiyorsanız ilim sahiplerine sorun.

44.(O peygamberleri) apaçık belgeler ve kitaplarla gönderdik. İnsanlara, kendilerine indirileni açıklaman ve onların da (üzerinde) düşünmeleri için sana bu Kur’an’ı indirdik.

45.Kötü işler yapmak için tuzak kuranlar, Allah’ın kendilerini yere geçirmesinden veya (ansızın) bilemeyecekleri bir yerden kendilerine azap gelmesinden emin mi oldular?

46.Yahut onlar dönüp dolaşırken Allah’ın kendilerini yakalayıvermesinden emin mi oldular? Onlar, Allah’ı âciz bırakacak değillerdir.

47.Yahut da, onları korku üzere iken yakalamayacağından güven içinde midirler? Şüphesiz Rabbiniz çok esirgeyicidir, çok merhametlidir.

48.Allah’ın yarattığı şeyleri görmüyorlar mı? Onların gölgeleri Allah’a secde ederek ve tevazu ile boyun eğerek sağa ve sola dönmektedir.

49.Göklerde ve yerde bulunan canlılar ve melekler büyüklük taslamadan Allah’a secde ederler (boyun eğerler).

50.Üzerlerinde hâkim ve üstün olan Rablerinden korkarlar ve emrolundukları şeyleri yaparlar.

51.Allah, şöyle dedi: “İki ilâh edinmeyin. O, ancak tek ilâhtır. O hâlde, yalnız benden korkun.”

52.Göklerdeki her şey, yerdeki her şey O’nundur. İtaat de daima O’na olmalıdır. Öyle iken siz Allah’tan başkasından mı korkuyorsunuz?

53.Size ulaşan her nimet Allah’tandır. Sonra size bir sıkıntı ve zarar dokunduğu zaman yalnız O’na yalvarır yakarırsınız.

54. Sonra sizden o sıkıntıyı giderince, bir de bakarsınız, içinizden bir kısmı Rablerine ortak koşar.

55.Kendilerine verdiğimiz nimetlere karşı nankörlük etmek için böyle yaparlar. Bir süre daha faydalanın bakalım! Yakında bileceksiniz!

56.Bir de kendilerine rızık olarak verdiklerimizden (mahiyetini) bilmedikleri şeylere (putlara) pay ayırıyorlar. Allah’a andolsun ki, uydurmakta olduğunuz şeylerden mutlaka sorguya çekileceksiniz.

57.Onlar, kızları Allah’a nispet ediyorlar -ki O, bundan uzaktır- kendilerine ise, canlarının istediğini.

58.Onlardan biri, kız ile müjdelendiği zaman içi öfke ile dolarak yüzü simsiyah kesilir!

59.Kendisine verilen kötü müjde (!) yüzünden halktan gizlenir. Şimdi onu, aşağılanmış olarak yanında tutacak mı, yoksa toprağa mı gömecek? Bak, ne kötü hüküm veriyorlar!

60.Kötü sıfatlar ahirete inanmayanlara aittir. En yüce sıfatlar ise Allah’ındır. O, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.

61.Eğer Allah, insanları zulümleri yüzünden hemen cezalandırsaydı, yeryüzünde hiçbir canlı bırakmazdı. Fakat onları belirli bir süreye kadar erteler. Ecelleri geldiği zaman ise ne bir an geri kalabilirler, ne de öne geçebilirler.

62.Hoşlarına gitmeyen şeyleri Allah’a isnad ederler. En güzel sonuç kendilerininmiş diye dilleri de yalan uyduruyor. Hiç şüphe yok ki onlara cehennem vardır ve onlar oraya en önde sokulacaklardır.

63.Allah’a andolsun, senden önceki ümmetlere peygamberler gönderdik. Fakat şeytan onlara işlerini güzel gösterdi. O, bugün de onların dostudur ve onlar için elem dolu bir azap vardır.

64.Sana kitabı, ancak ayrılığa düştükleri şeyleri onlara açıklaman için ve iman eden bir topluma doğru yolu gösterici ve rahmet olarak indirdik.

65.Allah, gökten su indirdi de onunla yeryüzünü ölümünden sonra diriltti. Şüphesiz bunda dinleyecek bir toplum için bir ibret vardır.

66.Şüphesiz (sağmal) hayvanlarda da sizin için bir ibret vardır. Onların karınlarındaki fışkı ile kan arasından (süzülen) içenlere halis ve içimi kolay süt içiriyoruz.

67.Hurma ağaçlarının meyvelerinden ve üzümlerden hem içki, hem de güzel bir rızık edinirsiniz. Elbette bunda aklını kullanan bir toplum için bir ibret vardır.

68.Rabbin, bal arısına şöyle ilham etti: “Dağlardan, ağaçlardan ve insanların yaptıkları çardaklardan (kovanlardan) kendine evler edin.”

69.“Sonra meyvelerin hepsinden ye de Rabbinin sana kolaylaştırdığı (yaylım) yollarına gir.” Onların karınlarından çeşitli renklerde bal çıkar. Onda insanlar için şifa vardır. Şüphesiz bunda düşünen bir (toplum) için bir ibret vardır.

70.Allah, sizi yarattı. Sonra sizi öldürecek. İçinizden kimileri de, bilgili olduktan sonra hiçbir şeyi bilmesin diye ömrünün en düşkün çağına ulaştırılır. Şüphesiz Allah hakkıyla bilendir, (her şeye) hakkıyla gücü yetendir.

71.Allah, rızık konusunda kiminizi kiminizden üstün kıldı. Üstün kılınanlar, rızıklarını ellerinin altındakilere vermezler ki rızıkta hep eşit olsunlar. Şimdi Allah’ın nimetini mi inkâr ediyorlar?

72. Allah, size kendi cinsinizden eşler var etti. Eşlerinizden de oğullar ve torunlar verdi ve sizi temiz şeylerden rızıklandırdı. Öyleyken onlar batıla inanıyorlar da Allah’ın nimetini inkâr mı ediyorlar?

73. Allah’ı bırakıp da, kendilerine göklerden ve yerden hiçbir rızık sağlayamayan ve buna gücü de yetmeyen şeylere tapıyorlar.

74. Artık Allah’a (şanına uymayan) benzetmeler yapmaya kalkmayın. Çünkü Allah bilir, siz bilmezsiniz.

75.Allah, hiçbir şeye gücü yetmeyen ve başkasının malı olan bir köle ile, kendisine verdiğimiz güzel rızıktan gizli ve açık olarak Allah yolunda harcayan kimseyi misal verir. Bunlar hiç eşit olur mu? Hamd Allah’a mahsustur, fakat onların çoğu bilmezler.

76.Allah, (şöyle) iki adamı da misal verdi: Onlardan biri dilsizdir, hiçbir şeye gücü yetmez, efendisine sadece bir yüktür. Nereye gönderse olumlu bir sonuç alamaz. Bu, adaletle emreden ve doğru yol üzere olan kimse ile eşit olur mu?

77.Göklerin ve yerin gaybı Allah’a aittir. Kıyamet’in kopması, bir göz kırpması gibi veya daha az bir zamandır. Şüphesiz Allah, her şeye hakkıyla gücü yetendir.

78.Allah, sizi analarınızın karnından, siz hiçbir şey bilmez durumda iken çıkardı. Şükredesiniz diye size kulaklar, gözler ve kalpler verdi.

79.Gökyüzünde Allah’ın emrine boyun eğerek uçan kuşları görmüyorlar mı? Onları gökte ancak Allah tutar. Şüphesiz bunda inanan bir toplum için ibretler vardır.

80. Allah, size evlerinizi huzur ve dinlenme yeri yaptı. Hayvanların derilerinden gerek göç gününüzde, gerek ikamet gününüzde kolayca taşıyacağınız evler; onların yünlerinden, yapağılarından ve kıllarından bir süreye kadar yararlanacağınız ev eşyası ve geçimlikler meydana getirdi.

81.Allah, yarattıklarından sizin için gölgeler yaptı ve dağlarda da sizin için barınaklar var etti. Sizi sıcaktan koruyacak elbiseler ve savaşta sizi koruyacak zırhlar verdi. Böylece Allah, müslüman olasınız diye üzerinizde olan nimetini tamamlıyor.

82. Ey Muhammed! Eğer yüz çevirirlerse, artık sana düşen açık bir tebliğden ibarettir.

83.Onlar, Allah’ın nimetini bilirler, sonra da inkâr ederler. Onların çoğu kâfirlerdir.

84.Kıyamet günü her ümmetten bir şahit göndereceğiz; sonra inkâr edenlere ne (özür dilemeleri için) izin verilecek, ne de Allah’ın rızasını kazandıracak amelleri işleme istekleri kabul edilecek.

85. O zalimler, azabı gördükleri zaman artık onlardan azap hafifletilmez ve kendilerine mühlet de verilmez.

86. Allah’a ortak koşanlar, ortaklarını gördüklerinde diyecekler ki: “Rabbimiz! Bunlar, seni bırakıp kendilerine tapmış olduğumuz ortaklarımızdır.” Koştukları ortaklar da onlara: “Siz elbette yalancılarsınız” diye laf atacaklar.

87. Onlar o gün Allah’a teslim olurlar ve uydurdukları şeyler de onları yüzüstü bırakıp kaybolur.

88.İnkâr eden ve insanları Allah’ın yolundan alıkoyanların, yapmakta oldukları bozgunculuklarına karşılık azaplarının üstüne azap ekleriz.

89.(Ey Muhammed!) Her ümmetin kendi içinden üzerlerine bir şahit göndereceğimiz, seni de onların üzerine bir şahit olarak getireceğimiz günü düşün. Sana bu kitabı; her şey için bir açıklama, doğru yolu gösteren bir rehber, bir rahmet ve müslümanlar için bir müjde olarak indirdik.

90.Şüphesiz Allah, adaleti, iyilik yapmayı, yakınlara yardım etmeyi emreder; hayâsızlığı, fenalık ve azgınlığı da yasaklar. O, düşünüp tutasınız diye size öğüt veriyor.

91.Antlaşma yaptığınız zaman, Allah’a karşı verdiğiniz sözü yerine getirin. Allah’ı kendinize kefil kılarak pekiştirdikten sonra yeminlerinizi bozmayın. Şüphesiz Allah, yaptıklarınızı bilir.

92.Bir topluluk diğer bir topluluktan daha (güçlü ve) çoktur diye yeminlerinizi aranızda bir hile ve fesat sebebi yaparak, ipliğini iyice eğirip büktükten sonra (tekrar) çözüp bozan kadın gibi olmayın. Allah, bununla sizi ancak imtihan eder. Hakkında ayrılığa düştüğünüz şeyleri kıyamet günü size elbette açıklayacaktır.

93.Allah dileseydi, sizi tek bir ümmet yapardı. Fakat O, dilediğini saptırır, dilediğini de doğru yola iletir. Yapmakta olduğunuz şeylerden mutlaka sorguya çekileceksiniz.

94.Yeminlerinizi aranızda hile ve fesat sebebi yapmayın. Sonra sağlamca bastıktan sonra ayak(larınız) kayar da Allah yolundan sapmanız sebebiyle kötü azabı tadarsınız. (Ahirette de) sizin için büyük bir azap vardır.

95.Allah’a verdiğiniz sözü az bir karşılığa değişmeyin. Eğer bilirseniz, şüphesiz Allah katında olan sizin için daha hayırlıdır.

96.Sizin yanınızdaki tükenir, Allah katında olan ise kalıcıdır. Elbette sabredenlere, yapmakta olduklarının en güzeliyle mükâfatlarını vereceğiz.

97.Erkek veya kadın, kim mü’min olarak iyi iş işlerse, elbette ona hoş bir hayat yaşatacağız ve onların mükâfatlarını yapmakta olduklarının en güzeli ile vereceğiz.

98.Kur’an okuduğun zaman, kovulmuş şeytandan Allah’a sığın.

99. Gerçek şu ki; şeytanın, inanan ve yalnız Rablerine tevekkül eden kimseler üzerinde bir hâkimiyeti yoktur.

100. Şeytanın hâkimiyeti, sadece onu dost edinenler ve Allah’a ortak koşanlar üzerindedir.

101. Biz bir âyeti değiştirip yerine başka bir âyet getirdiğimiz zaman -ki Allah, neyi indireceğini gayet iyi bilir- onlar Peygamber’e, “Sen ancak uyduruyorsun” derler. Hayır, onların çoğu bilmezler.

102.Ey Muhammed! De ki: “Ruhu’l-Kudüs (Cebrail), inananların inançlarını sağlamlaştırmak, müslümanlara doğru yolu göstermek ve onlara bir müjde olmak üzere Kur’an’ı Rabbinden hak olarak indirdi.”

103.Andolsun ki biz onların, “Kur’an’ı ona bir insan öğretiyor” dediklerini biliyoruz. İma ettikleri kimsenin dili yabancıdır. Bu Kur’an ise gayet açık bir Arapça’dır.

104.Allah’ın âyetlerine inanmayanları, Allah elbette doğru yola iletmez. Onlar için elem dolu bir azap vardır.

105.Yalanı, ancak Allah’ın âyetlerine inanmayanlar uydurur. İşte onlar, yalancıların ta kendileridir.

106.Kalbi imanla dolu olduğu hâlde zorlanan kimse hariç, inandıktan sonra Allah’ı inkâr eden ve böylece göğsünü küfre açanlara Allah’tan gazap iner ve onlar için büyük bir azap vardır.

107.Bu, onların dünya hayatını sevip ahirete tercih etmelerinden ve Allah’ın kâfirler topluluğunu asla doğru yola iletmeyeceğindendir.

108.İşte onlar, Allah’ın; kalplerini, kulaklarını ve gözlerini mühürlediği kimselerdir. İşte onlar gafillerin ta kendileridir.

109.Hiç şüphesiz onlar, ahirette ziyana uğrayanların da ta kendileridir.

110.Sonra şüphesiz ki Rabbin, eziyete uğratıldıktan sonra hicret eden, sonra Allah yolunda cihad edip sabreden kimselerin yanındadır. Şüphesiz Rabbin bundan sonra da çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.

111.Herkesin nefsi için mücadele ederek geleceği, kendilerine zulmedilmeksizin herkese yaptığının karşılığının eksiksiz ödeneceği günü düşün.

112.Allah, şöyle bir kenti misal verdi: Orası güven ve huzur içinde idi. Oraya her taraftan bolca rızık gelirdi. Fakat Allah’ın nimetlerine nankörlük ettiler; bu yüzden yaptıklarına karşılık, Allah onlara şiddetli açlık ve korku ızdırabını tattırdı.

113.Andolsun, onlara içlerinden bir peygamber geldi de onu yalanladılar. Böylece zulmederlerken azap onları yakalayıverdi.

114.Artık Allah’ın size helâl ve temiz olarak verdiği rızıklardan yiyin. Eğer yalnız O’na ibadet ediyorsanız, Allah’ın nimetine şükredin.

115.Allah, size ancak leş, kan, domuz eti ve Allah’tan başkası adına kesileni haram kıldı. Ama kim mecbur olur da istismar etmeksizin ve zaruret ölçüsünü aşmaksızın yemek zorunda kalırsa, şüphesiz ki Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.

116.Dilleriniz yalana alışageldiğinden dolayı, Allah’a karşı yalan uydurmak için, “Şu helâldir”, “Şu haramdır” demeyin. Şüphesiz, Allah’a karşı yalan uyduranlar, kurtuluşa eremezler.

117.(Dünyada elde ettikleri) az bir yararlanmadır. Hâlbuki (ahirette) onlara acıklı bir azap vardır.

118.Daha önce sana anlattıklarımızı yahudi olanlara da haram kılmıştık. Biz (bununla) onlara zulmetmedik, fakat onlar kendilerine zulmediyorlardı.

119. Sonra, şüphesiz ki Rabbin; cahillik sebebiyle kötülük yapan, sonra bunun ardından tövbe eden ve durumunu düzeltenlerden yanadır. Şüphesiz Rabbin bundan sonra da elbette çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.

120. Şüphesiz İbrahim, Allah’a itaat eden, hakka yönelen bir önder idi. Allah’a ortak koşanlardan değildi.

121. O’nun nimetlerine şükreden bir önderdi. Allah, onu seçmiş ve doğru yola iletmişti.

122. Ona dünyada iyilik verdik. Şüphesiz o, ahirette de salihlerdendir.

123. Sonra da sana, “Hakka yönelen İbrahim’in dinine uy. O, Allah’a ortak koşanlardan değildi” diye vahyettik.

124.Cumartesi gününe saygı, ancak onda görüş ayrılığına düşenlere farz kılındı. Şüphesiz Rabbin, ayrılığa düşmekte oldukları şeyler konusunda kıyamet günü aralarında hüküm verecektir.

125. (Ey Muhammed!) Rabbinin yoluna, hikmetle, güzel öğütle çağır ve onlarla en güzel şekilde mücadele et. Şüphesiz senin Rabbin, kendi yolundan sapanları en iyi bilendir. O, doğru yolda olanları da en iyi bilendir.

126.Eğer ceza verecekseniz, size yapılanın misliyle cezalandırın. Eğer sabrederseniz, elbette bu, sabredenler için daha hayırlıdır.

127.Sabret! Senin sabrın ancak Allah’ın yardımı iledir. Onlardan yana üzülme. Tuzak kurmalarından dolayı da sıkıntıya düşme.

128. Şüphesiz Allah, kendisine karşı gelmekten sakınanlar ve iyilik yapanlarla beraberdir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu girin!
Lütfen adınızı buraya girin