Şükür Mesajları ve Sözleri

Allah şükretmekle ilgili dualı hemde Hamd etmekle alakalı sözler derledik. Biliyorsunuz ki Şükr yani şükür verilen nîmetleri yerli yerinde kullanma. Allahü teâlâya, verdiği nîmetlerle isyân etmeme. Nîmetleri kullanırken sâhibini unutmama. Görülen iyiliğe karşı teşekkürdür. Bununla şükür ve hamdetmek ile alakalı Allahü teâlâ Kur’ân-ı kerîmde meâlen buyuruyor ki:
Îmân eder ve şükür ederseniz azâb yapmam. (Nisâ sûresi: 46) Sa’dî Şirâzî Allah ondan razı olsun diyor ki ; Cenâb-ı Hakk’a şükürden yüz çevirme ki, yarın mahşer günü boynu bükük kalmayasın. Bu nedenle sizler için hazırladığımız birbirinden değişik anlamlı şükür sözleri sevdiklerinizle paylaşabilir veya mesaj yollayabilirsiniz. İşte şükür ile ilgili söylenmiş sözleri…

Öyleyse (yalnızca) Beni anın, Ben de sizi anayım; ve (yalnızca) Bana şükredin ve (sakın) nankörlük etmeyin. Bakara Suresi, 152. ayet:

Şüphesiz, ‘Safa’ ile ‘Merve’ Allah’ın işaretlerindendir. Böylece kim Evi (Ka’be’yi) hacceder veya umre yaparsa, artık bu ikisini tavaf etmesinde kendisi için bir sakınca yoktur. Kim de gönülden bir hayır yaparsa (karşılığını alır). Şüphesiz Allah, şükrün karşılığını verendir, bilendir. Bakara Suresi, 158. ayet:

Ey iman edenler size rızık olarak verdiklerimizin temiz olanlarından yiyin ve yalnızca O’na kulluk ediyorsanız, (yine yalnızca) Allah’a şükredin. Bakara Suresi, 172. ayet:

Binlerce kişinin ölüm korkusuyla yurtlarından çıktıklarını görmedin mi? Allah onlara: “Ölün” dedi, sonra da onları diriltti. Şüphesiz Allah, insanlara karşı fazl sahibidir. Ancak, insanların çoğunluğu şükretmez. Bakara Suresi, 243. ayet:

Îmân eder ve şükür ederseniz azâb yapmam. (Nisâ sûresi: 46)

Eğer şükreder ve iman ederseniz, Allah azabınızla ne yapsın? Allah şükrün karşılığını verendir, bilendir.Nisa Suresi, 147. ayet:

Andolsun, sizi yeryüzünde yerleşik kıldık ve orda size geçimlikler yarattık. Ne az şükrediyorsunuz? Araf Suresi, 10. ayet:

Güzel şehrin bitkisi, Rabbinin izniyle çıkar; kötü olandan ise kavruktan başkası çıkmaz. İşte Biz, şükreden bir topluluk için ayetleri böyle çeşitli biçimlerde açıklıyoruz. Araf Suresi, 58. ayet:

Nîmetlerime şükür ederseniz elbette arttırırım. (İbrâhim sûresi: 7)

Resûlullah sallallahü aleyhi ve sellem ayakları şişinceye kadar namaz kılardı. Eshâb-ı kirâm, “Yâ Resûlallah! Allahü teâlâ senin gelmiş geçmiş bütün günâhlarını affetmiştir” dediklerinde; “Şekûr bir kul olmayayım mı?” buyurdu. (Müslim)

İnsanlara teşekkür etmeyen, Allahü teâlâya şükür etmiş olmaz. (Hadîs-i şerîf-Keşf-ül-Hafâ)

Allah Derdimizden büyüktür çok şükür İbrahim Tenekeci

Şükür nehrinin menbaına şükür dağının tepesine götürüyor Hulusi Yahyagil

İnsan; geçmişin hasretçisi, geleceğin özlemcisi, yaşadığı anın şikayetçisidir! Allah bizi şikayet değil şükredenlerden eylesin. (amin)

Nîmetlere şükreden, onun elden çıkacağından korkmasın. Nîmete şükredenlere, onu arttıracağını Allahü teâlâ bildirdi. Nîmetin kıymetini bilmeyip, nankörlük edenlerin elinden o nîmet alınır. Nîmetin kıymetini bilmemek onun elden çıkmasına sebebdir. Şük ür ise, onu devamlı kılar ve arttırır. ( Hazret-i Ali)

Bizi dostlarına dost, düşmanlarına düşman olanlardan ve sabreden ve şükredenlerden eyle! İşinde sebat eden, nimetine şükreden, ibadetini güzel yapan, doğru konuşanlardan eyle Ya Rabbim. Amin.

Şükür; gönlünün, nimeti veren Allah’a tam bağlı olmasıdır. –Tirmizi-

AIIah’ım bize, inşaIIah oIur diye dua edip hayaIini kurduğumuz her şeyin çok şükür oIdu sevincini yaşat.

Eş-Şekûr ism-i şerîfini söyleyenin vücûduna âfiyet gelir, sıhhat ve selâmete kavuşur. Geçimi bollaşır. (Yûsuf Nebhânî)

Vücûdumun her kılı, dile gelse de Şükr etmiş olamam, nîmetlerine!  (İmâm-ı Rabbânî)

”Nimetleri, Allah’a şükrederek elde tutunuz.” (Abdulhakim Arvasi)

Hak teâlâ hazretleri buyurdu ki: Yâ Mûsâ! Bir kimse kendine verdiğim nîmeti benden bilip kendinden bilmezse nîmetlerimin şükrünü edâ etmiş olur. Bir kulum rızkını kendi çalışması ile bilip, benden bilmez ise nîmetin şükrünü edâ etmemiş olur. (Ka’b-ül-Ahbâr)

Şükür ve muhabbet ve hamd ve ibadet ise, hayatın meyvesi olduğu gibi, kâinatın gayesidir. Bediüzzaman Said Nursî

Şükür, zenginliğin süsüdür. -Hz. Osman-

Şükretmek surat ekşitmekse, sirkeden çok şükreden yok. Mevlâna

Dününün nasıl olduğunu ve ya bugününün nasıl geçeceğinden önce bugüne uyanabildiğine şükret.

”Nimet, şükrettiğin zaman baki kalır.” (Hz. Ömer)

Yaşarım mutlu olurum, yaşarım mutlu ederim, yaşarım tabi ki mutsuz da olurum, ama yaşadığım sürece umutsuz, şükürsüz olmam.

İyilik edene, mal ile hizmet ile karşılığı yapılır. Bunu yapamayan, hamd ve senâ, teşekkür ve duâ eder. Karşılık yapmayanın başına kakılır. Kötülenir, incitilir. Çünkü, iyiliğe karşı iyilik yapmak insanlık vazîfesidir. Böyle olunca, her iyiliği yapan , en büyük iyilik olarak, yok iken var eden, en güzel şekli veren, lüzûmlu uzuvları, kuvvetleri ihsân eden, her birini bir âhenk ile işleterek sıhhat veren, akıl ve zekâ bahşeden, çoluk çocuk, ev, ihtiyaç eşyâsı, gıdâ, içecek, elbiselerimizi yaratan yüce bir sâhibe, bu nîmetleri sebebsiz, karşılıksız ihsân eden ve her an yok olmaktan, düşmandan, hastalıktan muhâfaza eden ve bize hiç ihtiyâcı olmayan, sonsuz kuvvet, kudret sâhibi olan Allahü teâlâya şükr etmemek, kulluk hakkını ödememek ne büyük kabahât, ne çok zulüm ve ne alçak bir vaziyyet olur. Hele O’na ve nîmetlerin O’ndan geldiğine inanmamak ve bunları başkasından bilmek en büyük zulüm, en çirkin yüzkarası olur. (Ali bin Emrullah)

Şükretmek, kendini bu nimete ehiI ve Iâyık görmemektir. Cüneyd-i Bağdadi

Şükür etmedikten sonra dünyaIarı yesen ne fayda. ŞükürIe başIadıktan sonra; bir kuru ekmek değmez mi dünyaIara.

”Mihnete şükretmeyen, nimete şükretmez.” (Hatem-i Esam)

”Şükrederek yiyenin, bedeniyle beraber ruhu da doyar.” (Ali Suad)

İyiliği görüp, kıymetini takdir ederek ona karşı saygılı olmak, nimetin şükrüdür.

ޞükrü eda edilen az bir mal, şükrüne takat getirilmeyen çok maldan daha hayırlıdır.

Herhangi bir kimse, herhangi bir zamanda, herhangi bir yerde, herhangi bir kimseye, herhangi bir şeyden dolayı, herhangi bir sûretle hamd ve şükr ederse, bu medh ü senâların ve teşekkürlerin hepsi, Allahü teâlâya mahsûstur. Çünkü, her nîmeti yaratan, gönderen hep O’dur. O hatırlatmazsa ve kuvvet ve kolaylık vermezse, kimse kimseye iyilik ve kötülük yapamaz. (M. Sıddîk Gümüş)

İman iki eşit parçadır, yarısı sabır yarısı da şükür! Ali Ulurasba

Her sabah yeniden başlar hayatım. İlk sabahım, ilk uyanışım gibi sanki. Çok şükür dedik, başladık bakalım, kısmette neler var?

Şükrün esası, nimetin sahibini bilmek, bunu kalp ile itiraf etmek ve dil ile söylemektir. A.GeyIani

”Şükür, Hakk’ın kuluna verdiğini O’nun yolunda kullanmaktır.” (Arvasî)

Şunu iyi bilin: İlmin şükrü ameldir, amelin şükrü ise ilimdir.

Karşınıza bir zorluk çıktı mı, şikayet etmeyin, bilakis Allah’a şükredin. Çünkü size zekanızı işletmek, güç ve kuvvetinizi göstermek fırsatını vermiştir.

Kanaat, ancak şükür ile hayatiyet bulur. Bunun tersi hırs ve tamahtır ki hafazanallah kulluğu zedeleyip zayıflatır. İskender Pala

Hayat. Beni istediğin kadar üz. Şükrümden bir parça bile eksiltmeyeceksin. Nasılsa üzüntüm gibi sende bir gün biteceksin.

Şükrünü ödediğim afiyet, benim için sabrettiğin beIadan daha sevimIidir. Mitraf Bin AbduIIah

”Ya Rabbi! Sana hamdettiğim için de hamdederim.” (Necip Fazıl Kısakürek)

İsteğine kavuşanın onu korumasının yolu, özen saygı ve minnet içeren şükürdür. Yaradan’ın lütuflarına şükürsüzlük eden yeni nimetlerin kapısını kapatır. -Muhammed Bozdağ-

Allahım sen ki, bize hayatta o kadar çok şey verdin, merhamet et de bir şey daha ver, bize bütün bu nimetlere karşı nimet ve şükran duygusu taşıyan bir kalp ihsan et.

Hakiki hür, zincire vurulu kölenin yükünü sabır ve şükürle taşıyandır. Halil Cibran

Değişti artık devir, çıktı işler rayından, karnı tok olup ‘küfür’ edeni de var… Karnı aç olup ‘şükür’ edeni de.

Şükür ancak, AIIah’ın sana oIan nimetIerinin çokIuğunu ve bu nimetIerin şükründen aciz oIduğunu itiraf etmendir. Vehbi Bin Münebbih

”Su içen kuşu, her yudumda gagasını göklere kaldırarak Allah’a şükrederken gördüm.” (A.Nihat Asya)

Başına bir iş geldiği zaman isyan etme dua et, yaşadığın bu hayat için, nefes alıp verdiğin için Yüce Mevla’ya şükür et.

Ey Rabbim! Bütün şükretme acizliğimle sana şükretmek istiyorum.

Allah’ım; Önce komşuma ver sonra da bana… Razıyım bana kalan paydan çoğa da aza da… Şükürler olsun verdiğine de aldığına da.

Vukûf-i zamanı nefsin ahvaIine vakıf oIman, bu haIIer şeriata ve AIIah’ın rızasına uygunsa şükretmen, değiIse istiğfar etmendir. Nakşibendi

”Ya Rabbi; örneklerle, beni insanları uyandırman için vesile kıldıysan, onlara teşekkür ederim. Sana şükretmeme vesile oldukları için.” (A.F.Y.)

Mümin, Allahü teâlâdan korktuğu kadar hiçbir şeyden korkmaz. Şiddetli bir hastalığa yakalanır veya feci bir kaza veya belaya uğrarsa, gizli veya açık; “Ya Rabbi, bana bu belayı neden verdin?” diye şikayetçi olmaz. Tersine hastalığa, belaya ve kazaya rağmen Allahü teâlâyı anar ve şükreder.

Nimet içerisinde bulunduğunda (Allah’a) şükretmek, bir musibet gelip çattığında sabırlı olmak, şerri olmayan bir hayırdır.

Kulların en seçkini kimlerdir? diye sorduklarında: “Kulların en iyisi, iyi iş yaptığında hoşnut olan, kötü iş yaptığında mağfiret dileyen, kendisine bir nimet verildiğinde şükreden, sıkıntıya düştüğünde sabreden ve sinirlendiğinde de affeden kimsedir. buyurdular.

İnsanın her nefeste iki defa şükretmesi lazım.
Biri nefes aldığı için,diğeri verdiği için.

Çünkü; verip almamak, alıp vermemek var.

ŞÜKÜR İLE İLGİLİ SURE VE AYETLERİ

Bakara Suresi, 52. ayet: Bundan sonra, (artık) şükredesiniz diye sizi bağışladık.

Bakara Suresi, 56. ayet:
Sonra şükredesiniz diye, sizi ölümünüzden sonra dirilttik.

Bakara Suresi, 152. ayet:
Öyleyse (yalnızca) Beni anın, Ben de sizi anayım; ve (yalnızca) Bana şükredin ve (sakın) nankörlük etmeyin.

Bakara Suresi, 158. ayet:
Şüphesiz, ‘Safa’ ile ‘Merve’ Allah’ın işaretlerindendir. Böylece kim Evi (Ka’be’yi) hacceder veya umre yaparsa, artık bu ikisini tavaf etmesinde kendisi için bir sakınca yoktur. Kim de gönülden bir hayır yaparsa (karşılığını alır). Şüphesiz Allah, şükrün karşılığını verendir, bilendir.

Bakara Suresi, 172. ayet:
Ey iman edenler size rızık olarak verdiklerimizin temiz olanlarından yiyin ve yalnızca O’na kulluk ediyorsanız, (yine yalnızca) Allah’a şükredin.

Bakara Suresi, 185. ayet:
Ramazan ayı… İnsanlar için hidayet olan ve doğru yolu ve (hak ile batılı birbirinden) ayıran apaçık belgeleri (kapsayan) Kur’an onda indirilmiştir. Öyleyse sizden kim bu aya şahid olursa artık onu tutsun. Kim hasta ya da yolculukta olursa, tutmadığı günler sayısınca diğer günlerde (tutsun). Allah, size kolaylık diler, zorluk dilemez. (Bu kolaylık) sayıyı tamamlamanız ve sizi doğru yola (hidayete) ulaştırmasına karşılık Allah’ı büyük tanımanız içindir. Umulur ki şükredersiniz.

Bakara Suresi, 243. ayet:
Binlerce kişinin ölüm korkusuyla yurtlarından çıktıklarını görmedin mi? Allah onlara: “Ölün” dedi, sonra da onları diriltti. Şüphesiz Allah, insanlara karşı fazl sahibidir. Ancak, insanların çoğunluğu şükretmez.

Al-i İmran Suresi, 123. ayet: Andolsun, siz güçsüz iken Allah size Bedir’de yardımıyla zafer verdi. Şu halde Allah’tan sakının, O’na şükredebilesiniz.

Al-i İmran Suresi, 144. ayet:
Muhammed, yalnızca bir elçidir. Ondan önce nice elçiler gelip-geçmiştir. Şimdi O ölürse ya da öldürülürse, siz topuklarınız üzerinde gerisin geriye mi döneceksiniz? İki topuğu üzerinde gerisin geri dönen kimse, Allah’a kesinlikle zarar veremez. Allah, şükredenleri pek yakında ödüllendirecektir.

Al-i İmran Suresi, 145. ayet:
Allah’ın izni olmaksızın hiçbir nefis için ölmek yoktur. O, süresi belirtilmiş bir yazıdır. Kim dünyanın yararını (sevabını) isterse ona ondan veririz, kim ahiret sevabını isterse ona da ondan veririz. Biz şükredenleri pek yakında ödüllendireceğiz.

Nisa Suresi, 147. ayet:
Eğer şükreder ve iman ederseniz, Allah azabınızla ne yapsın? Allah şükrün karşılığını verendir, bilendir.

Maide Suresi, 6. ayet:
Ey iman edenler, namaza kalktığınız zaman yüzlerinizi ve dirseklere kadar ellerinizi yıkayın, başlarınızı meshedin ve her iki topuğa kadar ayaklarınızı da (yıkayın.) Eğer cünüpseniz temizlenin (gusül edin); eğer hasta veya yolculukta iseniz ya da biriniz ayak yolundan (hacet yerinden) gelmişse yahut kadınlara dokunmuşsanız da su bulamamışsanız, bu durumda, temiz bir toprakla teyemmüm edin (hafifçe) yüzlerinize ve ellerinize ondan sürün. Allah size güçlük çıkarmak istemez, ama sizi temizlemek ve üzerinizdeki nimeti tamamlamak ister. Umulur ki şükredersiniz.

Maide Suresi, 89. ayet:
Allah sizi, yeminlerinizdeki ‘rastgele söylemelerinizden, boş sözlerden’ dolayı sorumlu tutmaz, ancak yeminlerinizle bağladığınız sözlerden dolayı sizi sorumlu tutar. Onun (yeminin) kefareti, ailenizdekilere yedirdiklerinizin ortalamasından on yoksulu doyurmak ya da onları giydirmek veya bir köleyi özgürlüğüne kavuşturmaktır. (Bunlara imkan) Bulamayan (için) üç gün oruç (vardır.) Bu, yemin ettiğinizde (bozduğunuz) yeminlerinizin kefaretidir. Yeminlerinizi koruyunuz. Allah, size ayetlerini böyle açıklar, umulur ki şükredersiniz.

En’am Suresi, 53. ayet: Böylece: “Allah içimizden bunlara mı lütufta bulundu?” demeleri için onlardan bazısını bazısıyla denedik. Allah, şükredenleri daha iyi bilen değil mi?

En’am Suresi, 63. ayet:
De ki: “Sizi karanın ve denizin karanlıklarından kim kurtarmaktadır ki, siz (açıktan ve) gizliden gizliye ona yalvararak dua etmektesiniz: -Andolsun, bizi bundan kurtarırsan, gerçekten şükredenlerden oluruz.”

Araf Suresi, 10. ayet:
Andolsun, sizi yeryüzünde yerleşik kıldık ve orda size geçimlikler yarattık. Ne az şükrediyorsunuz?

Araf Suresi, 17. ayet:
“Sonra muhakkak önlerinden, arkalarından, sağlarından ve sollarından sokulacağım. Onların çoğunu şükredici bulmayacaksın.”

Araf Suresi, 58. ayet:
Güzel şehrin bitkisi, Rabbinin izniyle çıkar; kötü olandan ise kavruktan başkası çıkmaz. İşte Biz, şükreden bir topluluk için ayetleri böyle çeşitli biçimlerde açıklıyoruz.

Araf Suresi, 144. ayet:
(Allah:) “Ey Musa” dedi. “Sana verdiğim risaletimle ve seninle konuşmamla seni insanlar üzerinde seçkin kıldım. Sana verdiklerimi al ve şükredenlerden ol.”

Araf Suresi, 189. ayet:
O, sizi tek bir nefisten yarattı ve kendisiyle durulup-yatışması için ondan eşini var etti. Onu (eşini) örtüp-bürüyünce, o da bir yük yüklendi de bununla (bir süre) gezindi. Nitekim ağırlaşınca, ikisi Rableri olan Allah’a dua ettiler: “Eğer bize salih (bir çocuk) verirsen, andolsun şükredenlerden olacağız.”

Enfal Suresi, 26. ayet: Hatırlayın; hani sizler sayıca azdınız ve yeryüzünde zayıf bırakılmıştınız, insanların sizi kapıp-yakalamasından korkuyordunuz. İşte O, sizi (yerleşik kılıp) barındırandı, sizi yardımıyla destekledi ve size temiz şeylerden rızıklar verdi. Ki şükredesiniz.

Yunus Suresi, 22. ayet:
Karada ve denizde sizi gezdiren O’dur. Öyle ki siz gemide bulunduğunuz zaman, onlar da güzel bir rüzgarla onu yüzdürürlerken ve (tam) bununla sevinmektelerken, ona çılgınca bir rüzgar gelip çatar ve her yandan dalgalar onları kuşatıverir; onlar artık bu (dalgalarla) gerçekten kuşatıldıklarını sanmışlarken, dinde O’na ‘gönülden katıksız bağlılar (muhlisler)’ olarak Allah’a dua etmeye başlarlar: “Andolsun eğer bundan bizi kurtaracak olursan, muhakkak Sana şükredenlerden olacağız.”

Yunus Suresi, 60. ayet:
Allah hakkında yalan uydurup iftira edenlerin kıyamet günü zanları nedir? Şüphesiz Allah, insanlara karşı büyük ihsan (Fazl) sahibidir, ancak onların çoğu şükretmezler.

Yusuf Suresi, 38. ayet: “Atalarım İbrahim’in, İshak’ın ve Yakub’un dinine uydum. Allah’a hiçbir şeyle şirk koşmamız bizim için olacak şey değil. Bu, bize ve insanlara Allah’ın lütuf ve ihsanındandır, ancak insanların çoğu şükretmezler.”

İbrahim Suresi, 5. ayet:
Andolsun Musa’yı: “Kavmini karanlıklardan nura çıkar ve onlara Allah’ın günlerini hatırlat” diye ayetlerimizle göndermiştik. Şüphesiz bunda çokça sabreden ve şükreden herkes için gerçekten ayetler vardır.

İbrahim Suresi, 7. ayet:
“Rabbiniz şöyle buyurmuştu: “Andolsun, eğer şükrederseniz gerçekten size artırırım ve andolsun, eğer nankörlük ederseniz, şüphesiz, Benim azabım pek şiddetlidir.”

İbrahim Suresi, 37. ayet: “Rabbimiz, gerçekten ben, çocuklarımdan bir kısmını Beyt-i Haram yanında ekini olmayan bir vadiye yerleştirdim; Rabbimiz, dosdoğru namazı kılsınlar diye (öyle yaptım), böylelikle Sen, insanların bir kısmının kalplerini onlara ilgi duyar kıl ve onları birtakım ürünlerden rızıklandır. Umulur ki şükrederler.”

Nahl Suresi, 14. ayet:
Denizi de sizin emrinize veren O’dur, ondan taze et yemektesiniz ve giyiminizde ondan süs-eşyaları çıkarmaktasınız. Gemilerin onda (suları) yara yara akıp gittiğini görüyorsun. (Bütün bunlar) O’nun fazlından aramanız ve şükretmeniz içindir.

Nahl Suresi, 78. ayet:
Allah, sizi annelerinizin karnından hiçbir şey bilmezken çıkardı ve umulur ki şükredersiniz diye işitme, görme (duyularını) ve gönüller verdi.

Nahl Suresi, 114. ayet:
Öyleyse Allah’ın sizi rızıklandırdığı şeylerden helal (ve) temiz olanlarını yiyin; eğer O’na kulluk ediyorsanız Allah’ın nimetine şükredin.

Nahl Suresi, 121. ayet: O’nun nimetlerine şükrediciydi. (Allah) Onu seçti ve doğru yola iletti.

İsra Suresi, 3. ayet:
(Ey) Nuh ile birlikte taşıdıklarımızın çocukları! Şüphesiz o, şükreden bir kuldu.

Enbiya Suresi, 80. ayet:
Ve sizin için ona, zorlu-savaşınızda sizi korusun diye, ‘(madeni) giyim-sanatını’ öğrettik. Buna rağmen siz şükredenler misiniz?

Hac Suresi, 36. ayet:
İri cüsseli develeri size Allah’ın işaretlerinden kıldık, sizler için onlarda bir hayır vardır. Öyleyse onlar bir dizi halinde (veya saf tutmuşcasına ayakta durup) boğazlanırken Allah’ın adını anın; yanları üzerine yattıkları zaman da onlardan yiyin, kanaatkara ve isteyene yedirin. İşte böyle, onlara sizin için boyun eğdirdik, umulur ki şükredersiniz.

Mü’minun Suresi, 78. ayet: O, sizin için kulakları, gözleri ve gönülleri inşa edendir; ne az şükrediyorsunuz.

Furkan Suresi, 62. ayet:
O, gece ile gündüzü birbiri ardınca kılandır; öğüt alıp-düşünmek isteyenler ya da şükretmek isteyenler için.

Neml Suresi, 19. ayet:
(Süleyman) Bu sözü üzerine tebessüm edip güldü ve dedi ki: “Rabbim, bana, anne ve babama verdiğin nimete şükretmemi ve hoşnut olacağın salih bir amelde bulunmamı ilham et ve beni rahmetinle salih kulların arasına kat.”

Neml Suresi, 40. ayet:
Kendi yanında kitaptan ilmi olan biri dedi ki: “Ben, (gözünü açıp kapamadan) onu sana getirebilirim.” Derken (Süleyman) onu kendi yanında durur vaziyette görünce dedi ki: “Bu Rabbimin fazlındandır, O’na şükredecek miyim, yoksa nankörlük edecek miyim diye beni denemekte olduğu için (bu olağanüstü olay gerçekleşti). Kim şükrederse, artık o kendisi için şükretmiştir, kim nankörlük ederse, gerçekten benim Rabbim Gani (hiçbir şeye ve kimseye ihtiyacı olmayan)dır, Kerim olandır.

Neml Suresi, 73. ayet: Şüphesiz, senin Rabbin, insanlara karşı büyük lütuf (fazl) sahibidir, ancak insanların çoğu şükretmiyorlar.

Kasas Suresi, 73. ayet:
Kendi rahmetinden olmak üzere O, sizin için, dinlenmeniz ve O’nun fazlından (geçiminizi) aramanız için geceyi ve gündüzü var etti. Umulur ki şükredersiniz.

Ankebut Suresi, 17. ayet:
“Siz yalnızca Allah’tan başka birtakım putlara tapıyor ve birtakım yalanlar uyduruyorsunuz. Gerçek şu ki, sizin Allah’tan başka taptıklarınız, size rızık vermeye güç yetiremezler; öyleyse rızkı Allah’ın Katında arayın, O’na kulluk edin ve O’na şükredin. Siz O’na döndürüleceksiniz.”

Rum Suresi, 46. ayet:
Size Kendi rahmetinden taddırması, emriyle gemileri yürütmesi ve O’nun fazlından (rızkınızı) aramanız ile umulur ki şükretmeniz için, rüzgarları müjde vericiler olarak göndermesi, O’nun ayetlerindendir.

Lokman Suresi, 12. ayet: Andolsun, Lukman’a “Allah’a şükret” diye hikmet verdik. Kim şükrederse, artık o, kendi lehine şükreder. Kim inkar ederse, artık şüphesiz, (Allah,) Gani (hiç kimseye ve hiçbir şeye muhtaç olmayan)dır, Hamiddir (hamd yalnızca O’na aittir).

Lokman Suresi, 14. ayet:
Biz insana anne ve babasını (onlara iyilikle davranmayı) tavsiye ettik. Annesi onu, zorluk üstüne zorlukla (karnında) taşımıştır. Onun (sütten) ayrılması, iki yıl içindedir. “Hem Bana, hem anne ve babana şükret, dönüş yalnız Banadır.”

Lokman Suresi, 31. ayet:
Görmüyor musun ki, size ayetlerinden (bazılarını) göstermesi için, gemiler Allah’ın nimetiyle denizde akıp gitmektedir! Hiç şüphesiz bunda, çok sabreden, çok şükreden için gerçekten ayetler vardır.

Secde Suresi, 9. ayet: Sonra onu ‘düzeltip bir biçime soktu’ ve ona Ruhundan üfledi. Sizin için de kulak, gözler ve gönüller var etti. Ne az şükrediyorsunuz?

Sebe Suresi, 13. ayet: Ona dilediği şekilde kaleler, heykeller, havuz büyüklüğünde çanaklar ve yerinden sökülmeyen kazanlar yaparlardı. “Ey Davud ailesi, şükrederek çalışın.” Kullarımdan şükredenler azdır.

Sebe Suresi, 15. ayet: Andolsun, Sebe’ (halkı)nın oturduğu yerlerde de bir ayet vardır. (Evleri) Sağdan ve soldan iki bahçeliydi. (Onlara demiştik ki:) “Rabbinizin rızkından yiyin ve O’na şükredin. Güzel bir şehir ve bağışlayan bir Rabb(iniz var).”

Sebe Suresi, 19. ayet:
Onlar ise: “Rabbimiz, seferlerimizin arasını aç (şehirlerimiz birbirine çok yakındır) dediler ve kendi nefislerine zulmetmiş oldular. Böylece Biz de onları efsaneler(e konu olan bir halk) kıldık ve onları darmadağın edip dağıttık. Şüphesiz bunda, çok sabreden ve çok şükreden herkes için gerçekten ayetler vardır.

Fatır Suresi, 12. ayet:
İki deniz bir değildir. Şu, tatlı, susuzluğu keser ve içimi kolay; şu da, tuzlu ve acıdır. Ancak her birinden taze et yersiniz ve takınmakta olduğunuz süs eşyalarını çıkarırsınız. O’nun fazlından aramanız ve umulur ki şükretmeniz için gemilerin onda (denizde) suları yara yara akıp gittiğini görürsün.

Fatır Suresi, 30. ayet:
Çünkü (Allah,) ecirlerini noksansız olarak öder ve Kendi fazlından onlara artırır. Şüphesiz O, bağışlayandır, şükrü kabul edendir.

Fatır Suresi, 34. ayet:
Derler ki: “Bizden hüznü giderip yok eden Allah’a hamd olsun; şüphesiz Rabbimiz, gerçekten bağışlayandır, şükrü kabul edendir.”

Yasin Suresi, 35. ayet:
Onun ürünlerinden ve kendi ellerinin yaptıklarından yemeleri için. Yine de şükretmiyorlar mı?

Yasin Suresi, 73. ayet:
Onlarda kendileri için daha nice yararlar ve içecekler vardır. Yine de şükretmeyecekler mi?

Zümer Suresi, 7. ayet:
Eğer inkar edecek olursanız, artık şüphesiz Allah size karşı hiçbir ihtiyacı olmayandır ve O, kulları için inkara rıza göstermez. Ve eğer şükrederseniz, sizin (yararınız) için ondan razı olur. Hiçbir günahkar, bir başkasının günah yükünü yüklenmez. Sonra Rabbinize döndürüleceksiniz, böylece yaptıklarınızı size haber verecektir. Şüphesiz O, sinelerin özünde saklı olanı bilendir.

Zümer Suresi, 66. ayet:
“Hayır, artık (yalnızca) Allah’a kulluk et ve şükredenlerden ol.”

Mü’min Suresi, 61. ayet:
Allah, kendisinde sükun bulmanız için geceyi, aydınlık olarak da gündüzü sizin için var etti. Şüphesiz Allah, insanlara karşı (sınırsız) bir fazl sahibidir. Ancak insanların çoğu şükretmiyorlar.

Şura Suresi, 23. ayet: İşte Allah, iman edip salih amellerde bulunan kullarına böyle müjde vermektedir. De ki: “Ben buna karşı yakınlıkta sevgi dışında sizden hiçbir ücret istemiyorum.” Kim bir iyilik kazanırsa, Biz ondaki iyiliği artırırız. Gerçekten Allah, bağışlayandır, şükredene karşılığını verendir.

Şura Suresi, 33. ayet:
Eğer dileyecek olsa, rüzgarı durdurur, böylece onun üstünde kalakalırlar. Şüphesiz, bunda çokça sabreden, çokça şükreden kimse için gerçekten ayetler vardır.

Casiye Suresi, 12. ayet:
Allah; Kendi emriyle gemiler akıp gitsin ve O’nun fazlından ararsınız diye, sizin için denize boyun eğdirdi. Umulur ki şükredersiniz.

Ahkaf Suresi, 15. ayet:
Biz insana, ‘anne ve babasına’ iyilikle davranmasını tavsiye ettik. Annesi onu güçlükle taşıdı ve onu güçlükle doğurdu. Onun (hamilelikte) taşınması ve sütten kesilmesi, otuz aydır. Nihayet güçlü (erginlik) çağına erip kırk yıl (yaşın)a ulaşınca, dedi ki: “Rabbim, bana, anne ve babama verdiğin nimete şükretmemi ve Senin razı olacağın salih bir amelde bulunmamı bana ilham et; benim için soyumda salahı ver. Gerçekten ben tevbe edip Sana yöneldim ve gerçekten ben Müslümanlardanım.”

Kamer Suresi, 35. ayet:
Tarafımızdan bir nimet olarak. İşte Biz, şükredenleri böyle ödüllendiririz.

Vakıa Suresi, 70. ayet:
Eğer dilemiş olsaydık onu tuzlu kılardık; şükretmeniz gerekmez mi?

Mülk Suresi, 23. ayet:
De ki: “Sizi inşa eden (yaratan), size kulak, gözler ve gönüller veren O’dur. Ne az şükrediyorsunuz?”

İnsan Suresi, 2. ayet:
Şüphesiz Biz insanı, karmaşık olan bir damla sudan yarattık. Onu deniyoruz. Bundan dolayı onu işiten ve gören yaptık.

İnsan Suresi, 3. ayet: Biz ona yolu gösterdik; (artık o,) ya şükredici olur ya da nankör.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu girin!
Lütfen adınızı buraya girin