Gözyaşı İncilerini Topraklara Döktüler

GÖZLERİ O AÇMAZ, BİZ AÇARIZ
Bir gün Şeyhülislâm Ahmed Câmî Hazretlerinin yüksek huzuruna bir Türkmen beyi, zevcesiyle beraber geldi. Yanlarında nur yumağı gibi güzel bir çocuk… Ne var ki, çocuğun iki gözü de kör…

Türkmen beyi ve zevcesinde görülmemiş bir ızdırap kıvnm kıvrım tütmedeydi. Kör çocuklarının ellerinden tutarak ilerlediler ve dediler ki:

—    Ey pâk er!… İşte bizim biricik oğlumuz!… Gözlerindeki nurdan gayri hiçbir eksiği yok… Dünyayı gezdik; ne bir tabib, ne bir ulu kişi bıraktık… Her çâreye baş vurduk. Fakat hiç faydası olmadı. Yüce ve Kerîm olan Allah bize hesapsız mal ve nimet vermiştir. Bu yolda hepsini fedâya hazınz… İşittik ki, siz Allah”tan ne isterseniz murâdmız hâsıl olurmuş… Şu yavrumuza bir nazar etseniz belki gözleri nura kavuşur da âlemi tastamam görür. Nemiz varsa size fedâ olsun…

Ey âlemin şeyhi!… Eğer murâdımızın olmasma himmet etmeyecek olursanız kendimizi yerden yere vurup helak olacağız… Bizi ümitsiz etmeyiniz!…

Ve şeyhin önünde gözyaşı incilerini topraklara döktüler. O kadar ağladılar ki, şeyh hazretleri de şaştı, âlem de…

Ahmed Câmî Hazretleri, kendisinden istenilen mucize çapındaki işin azametinden titredi. Tıpkı ak çiçekli gül dallan gibi sarsıldı. Ve bu isteği âdeta edebe aykırı görerek avaz avaz bağırdı:

—    Vah size!… Bu ne garip istek?… Körlerin gözünü açmak Hazret-i îsa (Aleyhisselâm)”m mucizelerinden biriyken Ahmed kim oluyor ki, siz”ondan bu işi istiyorsunuz?…

Türkmen beyi ve zevcesi derhal kendilerini yere atıp çırpınmaya ve hıçkırmaya başladılar:

—    Demek bizi boş döndüreceksiniz?

Hazret-i Pir, hiç onları duymamış gibi yürüyüp gitti. Gitti ama, fazla uzaklaşmak mümkün olmadı. İçinden heybetli bir ses çağladı:

«— Biz yapanz, o değil!…

Bu heybetli sesin gümbürtüsü meclisdekiler tarafından da duyuldu. Ve Şeyh Hazretleri birden izi üzerine geri döndü..* Şimdi bütün gözler onun hareketlerine çakılmıştı… O küt küt yürüyerek nur yumağı çocuğun yanma, geldi, iki baş parmağını yavrucağın gözlerinin üstüne koydu ve dedi s—    Ey yavrucuğum!… Allah ın izniyle aç gözlerini ve gör!…

Ve birden güzel çocuğun gözlerinin nura ışık ışık pırıldayıverdi. Artık çocuk dünyayı görüyordu…

Ne var ki, bu akıl dağlarım zıplatan hâdise karşısında herkesi bir hayret dalgası sardı. Şeyh Hazretlerine sordular i

—    Ey dünyamıza ışık saçan sultan! Evvelâ «Ahmed kim oluyor ki bu işi yapsın?* demiştiniz; sonra «Biz yaparız!» buyurdunuz. Bu iki sözün hangisi doğru?…

Ahmed Câmî Hazretlerinin yüzünde görülmemiş bir ışık pırıldadı da dedi ki:

—    îlk söz Ahmed”in sözüydü ve doğruydu. Ahmed bu işe kaadir değildi. İkinci söz, sırrıma aşıladıkları bir mânadır ve iradem dışındadır: «Ölüyü İsa mı diriltir; kör ve dilsize îsa mı deva olur; biz diriltir, biz devâ küanz!…» Ondan sonra bana dediler ki: «Geri döıı!. Biz o çocuğun gözlerini açma vesilesini sana bağladık!» Bu mâna gönlüme öyle bir çakıldı ki, lisanımdan da fışkırıverdi…

O söz ve iş Hak Teâlâ”dandı. Ahmed”in elinde zuhur etti…

Evet, İsa Nebinin nefesi ölüye hayat verir ama aslında bu, yüce Allah”ın kudretiyledir. Rahmân olan Allah, peygamberlerinin elinde mucizeler meydana getirdiği gibi, velilerinin eliyle de hârikalar vücuda getirir. Her şey O’ndan. O ki, mülk O”nun…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here