Muktedir ( El Muktedir ) Ne Anlama Geliyor

featured
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

MUKTEDİR (El-Muktedir): Allahü teâlânın Esmâ-i hüsnâsından (ism-i şerîflerinden). Kudret sâhibi, her şeye gücü yeten.

Allahü teâlâ, âyet-i kerîmede meâlen buyuruyor ki:
Allahü teâlâ, her şeye muktedirdir. (Kehf sûresi: 45)

Allahü teâlâ kıyâmeti şimdi koparmaya, muktedirdir. İsterse şu anda bütün mevcûdâtı (varlıkları) yok etmeye gücü yettiği gibi bütün varlıkların nihâyete ermeyen bir sayıda benzerlerini yaratmaya da kâdirdir, gücü yeter. (Seyyid Abdülhakîm Arvâsî)

Kadîr: “Kudret sahibi.”

“Dilediği gibi yapmaya gücü yeten.”

“Dilerse yapan, dilemezse yapmayan.”

Muktedir: “Kudretini izhar edip gösteren.”

“…Şüphesiz onu (yeryüzünü) dirilten, ölüleri de elbette dirilticidir. Çünkü O, her şeye Kadîr’dir.” (Fussilet Sûresi, 41/39)
Kudret, ‘fiilin sıhhati ve terki’ şeklinde tarif edilir. Yani, bir işi yapmaya güç yetirebildiği gibi, o işi terk etmeye de güç yetirebilen kimse kudret sahibidir. Bunlardan birine sahip olmayana, kadir (kudret sahibi) denilmez.

Bir insan, kolunu kaldırmaya da güç yetirir, indirmeye de. Böylece, bu pek az kuvvetiyle, kudret sıfatından bir tecelliye sahip olmuş olur. Ama, koca güneş bütün gezegenlerini etrafında çevirmesine rağmen, kudret sahibi sayılmıyor, çünkü bu fiili terk etme imkânından mahrumdur.

Güneşin, Allah’ın kudretini ilan etmesi ve o kudrete ayna olması ayrı meseledir.

İnsan yaratılmadan önce de, ilâhî kudret yine faaliyette idi. Ama, ne taşta, ne ağaçta, ne güneşte, ne yıldızda o kudretin varlığını keşfedecek kabiliyet yoktu. Çünkü kendileri kudret sahibi değillerdi. İnsan, bu âleme sonradan geldi ama, bu noktada kendinden öncekilerin hepsini geri bıraktı. Kendisine cüz’î bir kudret verilmesiyle, Allah’ın kudretini bilme kabiliyetine kavuşmuş oldu.

Nur Külliyatı’ndan kudretle ilgili bir vecize:

“Kudret-i İlâhiye zâtiyedir. Öyle ise acz tahallül edemez.”( Sözler)

Allah’ın bütün sıfatları gibi kudreti de zâtîdir. Yani, bu kudret O’nun zâtındandır; bir başkası tarafından verilmiş değildir. Ve bu kudret zâtî olduğu içindir ki, kudretin zıddı olan acz o kudrete giremiyor, dahil olamıyor.

Bir çiçek niçin soluyor? Renkleri zâtî olmadığı için.

Bir lamba niçin sönüyor? Işığı zâtından olmadığı için.

Elmasın parlaklığı ve güneşin ışığı, bir bakıma zâtîdir. Onun için solmaz ve sönmezler.

Bizim kudretimiz sonradan verilmiştir, Hakk’ın mahlukudur, ilk ve son noktası vardır. Bir insan, faraza yüz kilogramlık bir yükü kaldırabiliyorsa, yüz kilogramdan sonsuza kadar uzanan bütün ağırlıklar onun aczini ifade ederler.

Allah’ın kudreti için az-çok, büyük-küçük fark etmez. Bu hakikati, Kur’ân-ı Hakîm şu âyetiyle bize ders verir:

“Yaratılmanız ve yeniden diriltilmeniz bir tek nefis (bir insanın yaratılması ve diriltilmesi) gibidir.”(Lokman Sûresi, 31/28)

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

mersin eskort -
deneme bonusu
- deneme bonusu veren siteler - Goley90 Giriş - youtube beğeni satın al - buy youtube likes - istanbul escorts - beşiktaş escort - beylikdüzü escort - postegro - deneme bonusu veren siteler - deneme bonusu veren siteler - istanbul escort - Baywin Giriş - bonusu veren siteler - sahabet güncel adres - onwin kayıt - Aviator oyna - izle porno