Kuranı Kerimde Kaç Tane Secde Ayetleri Vardır Hangi Cüzdeler

featured
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Kutsal kitabımız Kur’anı Kerim’de secde ayetlerin sayısı kaçtır? Öncelikle Kur’an vahiy yolu ile Cebrail (AS) aracılığı ile Cenab-ı Allah’tan son Peygamber Hz Muhammed sallallahu aleyhi vessellem’e indirilen kitaptır. Bu kitapta yani Kur’anı Kerimde bazı sayfalarında veya cüzlerinde secde ayetleri bulunmaktadır. Aklımıza şöyle bir soru gelebilir? Secde ayetleri hangi sayfalarda ve nasıl anlaşılır? veya Secde ayetleri hangi süreler’de geçmektedir? sorular sorulduğu zaman ilk önce şunu söylemekte fayda vardır, secde Ayeti, Secde Arapça da aşırı saygı gösterme, anlamına gelir. Kuranı Kerim, ayet, sure ve cüzlerden oluşmaktadır. Kuranı Kerim’de 114 sure bulunmaktadır. 6236 ayet ve 30 cüz bulunmaktadır.

Kur’an-ı Kerîm’de on dört yerde secde âyeti bulunmaktadır. Bu âyetlerin (namazda yada namaz dışında) okunması veya işitilmesi durumunda “tilâvet secdesi” yapmak gerekir. Secde âyetlerinden birini okuyanın veya işitenin, mânâsını anlamasa da, bir secde yapması vâcibdir. Başkasının okuduğu yerde bulunan, fakat işitmiyen kimse, secde etmez. Secde âyetini yazan, heceleyen, secde yapmaz. Secde âyet-i kerîmesinin tercümesi ni okuyan veya işiten bunun secde âyeti olduğunu anlarsa, secde yapar. Namaz kılması farz olan kimselerin secde âyetini işitince secde yapmaları vâcib olduğundan secde âyetini işiten cünübün, sarhoşun da abdest aldıkları zaman secde etmeleri lâzımdır . (İbn-i Âbidîn) 

Kur’ân-ı kerîmin on dört yerindeki secde âyetinden birini okuyan veya duyanın yapması vâcib olan secde. Bir kimse hüzünden, sıkıntıdan kurtulmak için, Allahü teâlâya kalbinden yalvararak, on dört secde âyetini ezberden ayakta okuyup, herbirinden sonra hemen secde-i tilâvet yaparsa, Allahü teâlâ o kimseyi o derd ve belâdan korur. (İmâm-ı Nesefî)

Cüz no

Sûre No

Sûre Adı

Sayfa No

Ayet Numarası

9

7

A’râf Sûresi

175

206

13

13

Ra’d Sûresi

250

15

14

16

Nahl Sûresi

271

49

15

17

İsrâ Sûresi

292

107

16

19

Meryem Sûresi

308

58

17

22

Hac Sûresi

333

18

19

25

Furkan Sûresi

364

60

19

27

Neml Sûresi

378

25

21

32

Secde Sûresi

415

15

23

38

Sâd Sûresi

453

24

24

41

Fussilet Sûresi

479

37

27

53

Necm Sûresi

527

62

30

84

İnşikak Sûresi

589

21

30

87

Alak Sûresi

597

19

Bu âyetlerden sadece Sâd sûresinin 24. âyetinde “rükû”, diğerlerinde “secde” kelimesi geçmektedir. Hac sûresinin 77. âyetinde de “rükû edin ve secde edin” denilmektedir. Hanefîler, bu âyeti secde âyeti saymamışlardır. İmam Şâfiî ve İmam Ahmed bu âyeti secde âyeti saymış buna mukabil Sâd sûresinin 24. âyetini secde âyeti saymamışlardır. Hac sûresinin 77. âyeti haric diğerlerinde secde âyetleri işaretlenmiştir.

A’râf, Ra’d, Nahl, İsrâ, Meryem, Hac ve Sâd sûrelerindeki âyetler okununca secde etmenin “farz”; Furkân, Secde ve Fussilet sûrelerindeki secde âyeti okununca secde etmenin “vacib”; Neml, Necm, İnşikâk ve Alâk sûrelerindeki secde âyeti okununca secde etmenin “sünnet” olduğu da söylenmiştir. (diyanet)

Bu secdenin yapılışı şöyledir:
Tilâvet secdesi niyetiyle eller kaldırılmaksızın “Allahu ekber” denilerek secdeye varılır, secdede üç kere “Sübhane Rabbîyel-a’lâ (Erı yüce olan Rabbimi bütün noksan sıfatlardan tenzih ederim)” denilir. Bundan sonra “Allahu ekber” denilerek secdeden kalkılır.

Tilâvet secdesinin rüknü, Allah Teâlâ’yı ta’zîm için yüzü yere koymaktır. Ancak namaz hâlinde rükû ve hastalar için imâ da bu secde yerine geçer.

Bu secde için abdestli, temiz, avret yerleri örtülü ve kıbleye yönelmiş olmak şarttır.

Tilâvet secdesine ayaktan inilmesi ve bu secdeden kalkarken ayağa kalkılması ve bu şekilde ayağa kalkarken “Gufrâneke Rabbenâ ve İleykel masîr (Ey Rabbimiz! Senin bağışlamanı bekliyoruz. Son dönüş sanadır.” denilmesi müstehaptır.

Tilâvet secdesine varılırken ve kalkarken alınan tekbirler de müstehaptır. Asıl secde ise vacibtir.

Namaz Dışında Tilavet Secdesinin Yapılışı
Abdestli olarak kıbleye dönülür. Tilavet secdesi niyetiyle eller kaldırılmadan “Allahü Ekber” denilerek secdeye varılır. Secdede üç kere “Sübhâne Rabbiye’l-a’lâ” söylendikten sonra “Allahü Ekber “ denilerek kalkılır. Ayağa Kalkarken “Gufrâneke Rabbenâ ve İleykel- masîr” denilmesi müstahaptır. Secde bir defa yapılır, secdeden sonra selam yoktur.

1 – A’râf Sûresi – (7) / 206. Âyet:
إِنَّ الَّذِينَ عِندَ رَبِّكَ لاَ يَسْتَكْبِرُونَ عَنْ عِبَادَتِهِ وَيُسَبِّحُونَهُ وَلَهُ يَسْجُدُونَ
Okunuşu :
İnnelleziyne ınde Rabbike la yestekbirune an ıbadetiHİ ve yüsebbihuneHU ve leHU yescüdun;

Anlamı: Muhakkak ki senin Rabbinin indîndekiler, asla O’na kulluktan büyüklenerek kaçınmazlar… O’nu tesbih ederler ve O’na (azameti indînde kendi hiçliklerini hissederek) secde ederler.

2 – Ra’d Sûresi – (13) / 15. Âyet:

وَلِلّهِ يَسْجُدُ مَن فِي السَّمَاوَاتِ وَالأَرْضِ طَوْعًا وَكَرْهًا وَظِلالُهُم بِالْغُدُوِّ وَالآصَالِ

Okunuşu : Ve Lillahi yescüdü men fiys Semavati vel Ardı tav’an ve kerhen ve zılaluhum Bil ğudüvvi vel asal;

Anlamlı : Semâlar ve arzda (madde ötesi ve madde) kim varsa, (Hakiki mutlak varlık Allah Esmâ’sı), gölgeleri de (isimsel varlıkları), isteyerek yahut zorunlu olarak sabah ve akşam Allah’a secde ederler (hakikatleri olan Allah hükmüne mutlak teslimiyet hâlindedirler)!

3.Nahl Sûresi – (16) / 49. Âyet:

وَلِلّهِ يَسْجُدُ مَا فِي السَّمَاوَاتِ وَمَا فِي الأَرْضِ مِن دَآبَّةٍ وَالْمَلآئِكَةُ وَهُمْ لاَ يَسْتَكْبِرُونَ

Okunuşu : Ve Lillahi yescüdü ma fiys Semavati ve ma fiyl Ardı min Dabbetin vel Melaiketü ve hüm la yestekbirun;

Anlamı : Semâlar ve arzda bulunan (hareket eden tüm) canlılar ve melâike (ruhanî ve cismanî âlemlere ait varlıklar ve kuvveler), hiç kibirlenmeksizin (benliğe kapılmaksızın) Allah’a secde ederler (Allah’a mutlak teslimiyet hâlindedirler).

4. İsrâ Sûresi – (17) / 107. Âyet:

قُلْ آمِنُوا بِهِ أَوْ لَا تُؤْمِنُوا ۚ إِنَّ الَّذِينَ أُوتُوا الْعِلْمَ مِن قَبْلِهِ إِذَا يُتْلَىٰ عَلَيْهِمْ يَخِرُّونَ لِلْأَذْقَانِ سُجَّدًا

Okunuşu : Kul aminu Bihi ev la tu’minu innelleziyne utül ılme min kablihi iza yütla aleyhim yehırrune lil ezkani sücceda;

Anlamı : De ki: “İster iman edin Ona, ister iman etmeyin! Ondan önce kendilerine ilim verilmiş olanlara gelince, (Kur’ân) onlara okunulduğu zaman, saygıyla yere kapanırlar.”

5. Meryem Sûresi – (19) / 58. Âyet:

أُوْلَئِكَ الَّذِينَ أَنْعَمَ اللَّهُ عَلَيْهِم مِّنَ النَّبِيِّينَ مِن ذُرِّيَّةِ آدَمَ وَمِمَّنْ حَمَلْنَا مَعَ نُوحٍ وَمِن ذُرِّيَّةِ إِبْرَاهِيمَ وَإِسْرَائِيلَ وَمِمَّنْ هَدَيْنَا وَاجْتَبَيْنَا إِذَا تُتْلَى عَلَيْهِمْ آيَاتُ الرَّحْمَن خَرُّوا سُجَّدًا وَبُكِيًّا

Okunuşu : Ülaikelleziyne en’amAllahu aleyhim minen Nebîyyiyne min zürriyyeti Ademe ve mimmen hamelna mea Nuh ve min zürriyyeti İbrahiyme ve İsraiyle ve mimmen hedeyna vectebeyna iza tütla aleyhim ayaturRahmani harru sücceden ve bükiyya;

Anlamı : İşte bunlar, Allah’ın kendilerine in’amda bulunduğu Nebilerden, Adem’in soyundan, Nuh ile birlikte (gemide) taşıdıklarımızdan, İbrahim ve İsrail’in (Yakup) zürriyetinden hakikate erdirdiğimiz ve (ezelden) seçtiğimiz kimselerdir. Onlara Rahman’ın varlığının delilleri okunduğu zaman (yakînî müşahede ile) secde ederler ve ağlarlar.

6. Hac Sûresi – (22) /18. Âyet:

أَلَمْ تَرَ أَنَّ اللَّهَ يَسْجُدُ لَهُ مَن فِي السَّمَاوَاتِ وَمَن فِي الْأَرْضِ وَالشَّمْسُ وَالْقَمَرُ وَالنُّجُومُ وَالْجِبَالُ وَالشَّجَرُ وَالدَّوَابُّ وَكَثِيرٌ مِّنَ النَّاسِ وَكَثِيرٌ حَقَّ عَلَيْهِ الْعَذَابُ وَمَن يُهِنِ اللَّهُ فَمَا لَهُ مِن مُّكْرِمٍ إِنَّ اللَّهَ يَفْعَلُ مَا يَشَاء

Okunuşu : Elem tera ennAllahe yescüdü leHU men fiys Semavati ve men fiyl Ardı veşŞemsü vel Kameru venNücumü velCibalü veşŞeceru vedDevabbü ve kesiyrun minenNas ve kesiyrun hakka aleyhil azâb ve men yühinillahu fema lehu min mükrim innAllahe yef’alu ma yeşa’;

Anlamı : Görmedin mi ki Allah (O’dur ki), semâlarda kim varsa ve arzda kim varsa; Güneş, Ay, Yıldızlar, Dağlar, Ağaçlar, Dabbeler (yürür canlılar) ve insanlardan birçoğu O’na secde etmede! Birçoğunun üzerine de azap hak olmuştur… Allah kimi hor-hakir kılarsa, artık onu yüceltecek yoktur… Muhakkak ki Allah dilediğini yapar.

7. Furkan Sûresi – (25) / 60. Âyet:

وَإِذَا قِيلَ لَهُمُ اسْجُدُوا لِلرَّحْمَنِ قَالُوا وَمَا الرَّحْمَنُ أَنَسْجُدُ لِمَا تَأْمُرُنَا وَزَادَهُمْ نُفُورًا

Okunuşu : Ve iza kıyle lehümüscüdu lirRahmani kalu ve merRahman enescüdü lima te’müruna ve zadehüm nüfura;

Anlamı : Onlara: “Rahman’a secde edin (Esmâ hakikatiniz indîndeki “yok”luğunuzu hissedin)” denildiğinde: “Rahman da nedir? Bize emrettiğine secde eder miyiz hiç?” dediler… (Bu teklifin) onların nefretini daha da artırdı.

8. Neml Sûresi – (27) / 25. Âyet:

أَلَّا يَسْجُدُوا لِلَّهِ الَّذِي يُخْرِجُ الْخَبْءَ فِي السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ وَيَعْلَمُ مَا تُخْفُونَ وَمَا تُعْلِنُونَ

Okunuşu : Ella yescüdu Lillahilleziy yuhricül hab’e fiys Semavati vel Ardı ve ya’lemü ma tuhfune ve ma tu’linun;
“Semâlarda ve arzda gizli ne varsa ortaya çıkaran; gizlediğinizi ve açığa çıkardığınızı bilen Allah’a secde etmemeleri için (vehimleri onları kandırmıştı).”

9. Secde Sûresi – (32) / 15. Âyet:

إِنَّمَا يُؤْمِنُ بِآيَاتِنَا الَّذِينَ إِذَا ذُكِّرُوا بِهَا خَرُّوا سُجَّدًا وَسَبَّحُوا بِحَمْدِ رَبِّهِمْ وَهُمْ لَا يَسْتَكْبِرُونَ

Okunuşu : İnnema yu’minu Bi ayatinelleziyne iza zükkiru Biha harru sücceden ve sebbehu Bi Hamdi Rabbihim ve hüm la yestekbirun;

Anlamı : Bizim işaretlerimize sadece şunlar iman ederler ki, onlarla hatırlatma yapıldığında, secde ile yere kapandılar; benliksiz, Rablerinin Hamdi olarak tespih (işlevlerini yerine getirdiler) ettiler.

10. Sâd Sûresi – (38) / 24. Âyet:

قَالَ لَقَدْ ظَلَمَكَ بِسُؤَالِ نَعْجَتِكَ إِلَى نِعَاجِهِ وَإِنَّ كَثِيرًا مِّنْ الْخُلَطَاء لَيَبْغِي بَعْضُهُمْ عَلَى بَعْضٍ إِلَّا الَّذِينَ آمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ وَقَلِيلٌ مَّا هُمْ وَظَنَّ دَاوُودُ أَنَّمَا فَتَنَّاهُ فَاسْتَغْفَرَ رَبَّهُ وَخَرَّ رَاكِعًا وَأَنَابَ

Okunuşu : Kale lekad zalemeke Bi süali na’cetike ila niacih ve inne kesiyren minel huletai leyebğıy ba’duhüm alâ ba’dın ilelleziyne amenu ve amilüs salihati ve kaliylün mahüm ve zanne Davudu ennema fetennahu festağfere Rabbehu ve harre rakian ve enab;

Anlamı : (Davud) dedi ki: “Yemin olsun ki senin bir tek koyununu kendi koyunlarına katmakla sana zulmetmiş… Muhakkak ki çok yakın olanların birçoğu, birbirlerinin benzeri davranışlarda bulunurlar… Ancak iman edip imanın gereğini uygulayanlar böyle değildir… Fakat onlar da ne kadar azdır!” Davud kendisini imtihan ettiğimizi zannetti; bundan dolayı Rabbinden mağfiret diledi ve boyun eğerek yere kapandı ve O’na yöneldi!

11. Fussilet Sûresi – (41) / 37. Âyet:

وَمِنْ آيَاتِهِ اللَّيْلُ وَالنَّهَارُ وَالشَّمْسُ وَالْقَمَرُ لَا تَسْجُدُوا لِلشَّمْسِ وَلَا لِلْقَمَرِ وَاسْجُدُوا لِلَّهِ الَّذِي خَلَقَهُنَّ إِن كُنتُمْ إِيَّاهُ تَعْبُدُونَ

Okunuşu : Ve min ayatihilleylü ven neharu veşŞemsü vel Kamer la tescüdu lişŞemsi ve la lil Kameri vescüdu Lillahilleziy halekahünne in küntüm iyyahu ta’budun;

Anlamı : Gece ve gündüz, Güneş ve Ay O’nun işaretlerindendir! Güneş’e de Ay’a da secde etmeyin (tapınmayın); onları yaratmış olan Allah için secde edin; şayet O’na kulluğunuzun bilincine ermişseniz!

12. Necm Sûresi – (53) / 62. Âyet:

فَاسْجُدُوا لِلَّهِ وَاعْبُدُوا

Okunuşu : Fescudu Lillahi va’budu;

Anlamı : Secde edin (Esmâ’sıyla hakikatınız olan) Allah’a (indîndeki “yok”luğunuzu fark edin) ve kulluğunuza devam edin.

13. İnşikak Sûresi – (84) / 21. Âyet:

وَإِذَا قُرِئَ عَلَيْهِمُ الْقُرْآنُ لَا يَسْجُدُونَ

Okunuşu : Ve iza kurie ‘aleyhimülKur’ânu la yescüdun;

Anlamı : Onlara Kur’ân okunduğunda secde etmiyorlar (benliklerini yok edip Hakk’a boyun eğmiyorlar)?

14. Alâk Sûresi – (96) / 19. Âyet:

كَلَّا لَا تُطِعْهُ وَاسْجُدْ وَاقْتَرِبْ

Okunuşu : Kella la tutı’hu vescüd vakterib;
Anlamı : Hayır, sakın (yapma)! Ona uyma; secde et ve yaklaş!

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

2 Yorum

  1. Tabloda Nahl Suresi 50 olarak yazılmış, aşağıda 49 onu düzeltebilir misiniz?

    Cevapla
mersin eskort -
deneme bonusu
- deneme bonusu veren siteler - Goley90 Giriş - youtube beğeni satın al - buy youtube likes - Vozol - istanbul escorts - beşiktaş escort - beylikdüzü escort - postegro - deneme bonusu veren siteler - deneme bonusu veren siteler - postegro - vozolcenter.co - istanbul escort - gebze escort