Peygamberimiz Ramazan Teravih Namazını Nasıl Kılmıştır

featured
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Peygamber Efendimiz Teravih Namazını Nasıl Kılmıştı
Her sene olduğu gibi bu yılda teravih namazı gündem olmuştur. Bugün kü makalemizde Peyagmaberimiz teravih namazı kılmışmıdır? Eğer kılmışsa Hz Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi vessellem Peygamber efendimiz kaç rekat kılmıştır. Gibi soruları ele aldık umarım bu yazımızda sizler için faydalı bilgiler olur.

Ramazan ayında yatsı namazından sonra kılınan bir namazdır. Teravih namazı sünnet-i müekkede olan bir namazdır. Teravih namazı, kadın erkek her müslüman için sünnet-i müekkededir. Teravih kelimesi Araça bir kelimedir ve yine Arapça bir kelime olan “terviha” kelimesinin çoğuludur.

Bu namaza Peygamber Efendimiz (s.a.v.) ile dört halifesi (rıdvanullahi aleyhim) devam etmişlerdir. Teravihin cemaatle kılınması da, sünnet-i kifayedir. Hz. Ömer (ra) teravihi cemaatle kılma konusunda kendiliğinden bir şey yapmamıştır. Rasûlullah (sav)’ın farz olur endişesiyle ilk günlerden sonra terk ettiği cemaatle kılmayı tekrar ihya etmiştir. Bunda bid’at yoktur. Bir nevi sünnet yeniden ihya yardır.

Sahâbe başlangıçta bu namazı, Peygamberimizin (s.a.v.) uygulamasına bakarak sekiz rekât olarak kılmışlardır. Bu sekiz rekâtta kıyamları çok uzun tutmuşlar ve sayfalarca Kur’ân okumuşlardır. Giderek bu uygulama insanlara zor gelince rekât sayısını arttırılmış, okuma süresi azaltılmışır.

Önce Âişe validemizi dinleyelim. Şöyle anlaüyordu gördüklerini:

– Bir gece Rasûlullah (sav)’ı yanımda bulamadım. Etrafı araştırırken O’nun namazda olduğunu anladım. Kulağımı verip dinlemeye başladım. Rükûa eğiliyor, ‘ümmeti, ümmeti!* diye inliyordu. Secdeye iniyor, yine ‘ümmetî, ümmetî!’ diye yalvarıyordu… Onun böylesine inleyişi beni çok meşgul etti. Bunu O da anladı da dedi ki:

– Ya Âişe, benim halim hayretini mi celbediyor?

– Evet, Ya Rasûlallah, dedim. Buyurdu ki:

Ben yaşadığım müddetçe ‘Ümmetî, ümmeti!’ diyeceğim.

– Kabrimde yattığım müddetçe ‘ümmetî, ümmetî!’ diyeceğim.

Sur’a üflenince, ‘Ümmetî,’ ümmetî! diyeceğim.

– Mahşerde bütün peygamberler ‘Nefsî, nefsî!’ derken de yine ‘Ümmetî, ümmetî!’ diyeceğim.

Evet, Rasûlullah (sav)’m ümmetine şefkati budur. Hatta denir ki:

– Bütün annelerin yavrularına şefkati toplansa, Rasûlullah (sav)’in ümmetine olan şefkatinin yansına ulaşamaz!

Nitekim mahşerde anneler evlatlarını dahi unutacak, karşılaştıkları dehşetten dolayı şaşıracak, hep ‘nefsî, nefsî!’ diyecekler… Ancak iki cihanın fahr-i ebedisi yine orada da:

Ümmetî, ümmetî! diyecektir. O’nun ümmetini böylesine düşünüşü teravih namazında bile kendini göstermektedir. Teravihi cemaatle kılmazdı. Ancak ilk zamanlarda birkaç kez kıldırmıştı. Ashabı buna büyük bir alâka göstermiş, mescidin içi, dışı cemaatle dolmuştu.

Bu derin alâkayı gören şefkat ve merhamet menbaı bizim hissetmediğimiz endişeyi yine ümmeti hesabma hisseder.

– Bu alâkadan dolayı Rabb’im bu namazı farz kılarsa, ümmetimin hali nice olur? Kılamadıkları tardirde farzı terk etmiş olurlar! diyordu.

Bu endişeden dolayıdır ki, sonraki gecelerde cemaate teravih kıldırmayan Efendimiz (sav), onlan kendi hallerine bırakır. Herkes tek tek (Efendimiz (sav)’in evinde kıldığı gibi) kılmaya başlar.Durum Hazret-i Ebu Bekir (ra) zamanında da aynı şekilde devam eder. Hazret-i Ömer’in halifeliğinin ilk senelerinde de aynı sürer. Bir gün, sünnetleri yerli yerine oturtmasıyla bilinen Hazret-i Ömer, müsteşarlarına sorar:

– Bu cemaat, teravihi neden hâlâ tek tek kılıyor da Rasûlııllah (sav)’ın kıldırdığı ilk günkü gibi cemaatle kılmıyor? Müzakere uzar ve sonunda karar çıkar:

– Büyük âlim Übey bin Kâb, bu akşamdan itibaren teravihi ilk günler Rasûlullah (sav)’m kıldırdığı gibi kıldıracaktır. Cemaatin haberi olsun… Artık teravihin farz olma ihtimali yoktur. Sünnet olarak ibadet hayatımızda yerini Efendimizin ilk kıldığı gibi almalıdır.

O gece Mescid-i Saadet’te Rasûlullah (sav)’m kıldırdığı ilk teravih gibi teravih kılınır. Bunu görenler halifeye duâ ederler:

– Allah (cc) Ömer’in kabrini nurlandırsm. Mescidimizi nurlandırdığı gibi. Bölük börçük cemaatleri toplayıp birlikte ibadet etmemizi sağladı. Tıpkı Rasûlullah (sav)’in kıldırdığı gibi…

Bu olay daha sonraları Ebu Hanife’ye sorulur:

– Ömer (ra)’ın yaptığı bu iş bid’at değil midir?

Kesin cevap verir:

– Hayır, bid’at değildir. Ömer (ra) kendiliğinden bir şey yapmamıştır. Rasûlullah (sav)’m farz olur endişesiyle ilk günlerden sonra terk ettiği cemaatle kılmayı tekrar ihya etmiştir. Bunda bid’at yoktur. Bir nevi sünneti yeniden ihya vardır.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

mersin eskort -
deneme bonusu
- deneme bonusu veren siteler - Goley90 Giriş - youtube beğeni satın al - buy youtube likes - Vozol - istanbul escorts - beşiktaş escort - beylikdüzü escort - postegro - deneme bonusu veren siteler - deneme bonusu veren siteler - postegro - vozolcenter.co - istanbul escort - gebze escort