Şia Nedir ve Kimlerdir

featured
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

 “Şia” kelimesi lügavi anlamı bakımından ele alınacak olursa “bir kimsenin yardımcıları, ve ona tabi olanlar” şeklinde manalandırılmaktadır. Şiîlik veya Şiâ, (Arapça: الشيعة, Farsça: شیعه) “Peygamber efendimizin sallallahü aleyhi ve sellem vefâtından sonra, halîfelik hazret-i Ali’ye âitti. Her asırda da imamlık (halîfelik) onun çocuklarının hakkıdır. Başka kimse hiçbir zaman müslümanlara imâm (halîfe) olamaz. Başkaları ancak zulüm ile, bunların hakkına saldırmakla başa geçer” inancı etrâfında birleşen Şîayı kuran ve ilk olarak ortaya çıkaran Abdullah ibni Sebe adlı Yemenli bir yahûdîdir. (Abdülazîz Dehlevî)

Şia:
Hz. Ali tarafını tutup, hilâfetin onun ve zürriyetinin hakkı olduğuna, kıyamete kadar bu hakkın onlardan çıkmayacağına inananlardır. İnanç yönünden Ehl-i Sünnet ve’l-Cemaat’tan ayn olduğu gibi amel yönünden de ayrıdır. Bu fırka Hz. Ali’ye karşı aşın sevgi duyduğundan dolayı, onun hasımlannı küfür ve dalalet ile itham edecek kadar ileri gidiyorlar. Şîa’nm bir kısmı, Kur’ân-ı kerim’in açık hükümlerine ters düştüğü için müslüman sayılmaz. Meselâ beş vakit namaz ile Ramazan orucunu inkâr eden bir kısım Râfızilerle peygamberliğin Hz. Muhammed’e (sav) değil, Hz. Ali’ye geldiğine ve Hz. Aişe’nin Hz. Muhammed (sav)’e hıyanet ettiğine inanan, Hindistan ve Pakistan’da bulunan İsmailiyye fırkası gibi (13).

Şîa’nın diğer kısmı ehl-i bid’at ise de müslüman sayılır. Meselâ Yemen’de bulunan Zeydiyye fırkası Hz. Ali’nin, imâmete daha müstahak olduğuna, bununla beraber üst varken astın da halife olabileceğine inandıkları için Hz. Ebu Bekir ile Hz. Ömer’in hilafetini reddetmiyorlar. Şiiler arasında Ehl-i Sünnet’e en yakın fırka bu fırkadır.

Caferiyye – İmamiyye fırkasma gelince; bunlar, tefsir sahibi olan Tabarasi gibi zevat müstesna ifrat etmektedirler. Bunlar ashabın birçoklarım tekfir ederek, Ebu Bekir ile Ömer (ra)’i gâsıp olarak nitelemektedirler. Aynı zamanda Al-i Beyt yoluyla rivayet edilmeyen hiç bir hadis-i nazarı itibara almadıklarından, Buhari ile Müslim başta olmak üzere Kütübü sitte-i sahihayı kabul etmemektedirler.

Bu fırka şu dört esasa dayanıyor:

a— İsmet: Oniki imamın günahtan ma’sûm ve unutkanlıktan uzak olmaları.
(13) Buğyat el-Müsterşidîn s. 247

b— Mehdilik: Gizlenmiş olan İmam Muhammed bin Haşan el-Askeri’nin âhir zamanda çıkıp dünyayı refah ve adaletle dolduracağına inanmak.

c— Ric’at: Mehdinin çıkmasından sonra Hz. Muhammed (sav), Hz. Ali, Haşan, Hüseyin ve diğer imamlarla, Ebu Bekir ve Ömer gibi hasımlannın diriltileceğine ve onlardan âli beytin intikamını aldıktan sonra tekrar öleceklerine inanmak.

d— Takiyye: Münasip bir zamana kadar durumlarını gizleyip, hüviyetlerini açığa vurmamak. Onlara göre oniki imama iman etmek, Allah’a (c.c.) iman etmekten bir cüz sayılır. Yani oniki imamın imametini inkâr eden kimse müslüman sayılmaz (14) et-Tefsır va’l-Muffessirûn c. 1, s. 7

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

mersin eskort -
deneme bonusu
- deneme bonusu veren siteler - Goley90 Giriş - youtube beğeni satın al - buy youtube likes - Vozol - istanbul escorts - beşiktaş escort - beylikdüzü escort - postegro - deneme bonusu veren siteler - deneme bonusu veren siteler - postegro - vozolcenter.co - istanbul escort - gebze escort - Baywin Giriş - canlı casino - canlı casino