Cuma Namazı Nerede ve Zaman Farz Kılındı

Cumâ günü öğle vaktinde câmilerde hutbeden sonra, cemâatle kılınan iki rek’atlik farz namaz. Müslümanlar her haftanın cuma gününde cuma namazını camide cemaat şeklinde kılarlar. Peki Kılmış olduğumuz cuma namazı hangi tarihten itibaren farz üzerine kılınmıştır? veya Peygamberimiz ilk cuma namazını nerede kılmıştır? Cuma namazın önemi ve farziyeti bakımından Kur’anı Kerim ve Hadis- Şerif’te bahsedilmiştir. Cuma namazı farz olduğu icma ile sabit olmuş olup şartlarını taşıyan her müslümanın bizzat kendisinin kılması gereken bir namazdır. Cuma günü yapılan ibadetlere iki kat sevap verilir. Hz Peygamberimiz Muhammed sallallahu aleyhi vessellem hadisi şerfite buyuruyor ki “Üzerine güneş doğan en hayırlı gün cuma günüdür. Ayrıca Kuranı Kerim’in cuma suresi 10. ayetin’de Yüce Allah’u Teala azimuşşan buyuruyor ki; “Cuma namazı kılınınca yeryüzüne dağılın ve Allah’ın lütfundan isteyin. Allah’ı çok zikredin ki kurtuluşa eresiniz.

Cumâ namazı için gusül abdesti almak, güzel koku sürünmek, yeni ve temiz giyinmek, saç, tırnak kesmek, câmide buhur (koku) yakmak, câmiye erken gelmek sünnettir. Müslümanlar cuma günü Kur’an okumak, zikir ve tefekkür etmek, Peygamberimize salât ve selâm getirmek, tövbe ve istiğfar etmek, camiye gidip vaaz ve hutbe dinlemek suretiyle böyle değerli ve önemli bir günün manevî feyzinden yararlanmaya çalışırlar. Yani şuurlu bir şekilde cuma namazını kılan; bugünü, İslâmî literatürde belirtilen bilgilere göre değerlendiren kişi, bir hafta boyunca bunun feyz ve bereketinin tesirinde yaşar, her cuma bu tekrarlandıkça ömür boyu aydınlık bir hayat geçmiş olur.

İLK CUMA NAMAZI
Peygamberimiz Medine’ye gelmeden ve cuma ayeti nazil olmadan Medine’de Es’ad b. Zürare, istişare ile kırk Müslümana, Mus’ab b, Umeyr, Hz. Peygamber’in emri ile 12 Müslümana iki rekât Cuma namazı kıldırmıştır. (Yazır, ilgili ayet) Peygamberimiz -sallâllahu aleyhi ve sellem- ise, ilk Cuma namazını Mekke’den Medine’ye hicret esnasında Medine yakınlarında Rânûna vadisinde Sâlim b. Avf kabilesinin yurdunda kıldırmıştır. (İbn Hişâm, I, 496)

Cuma namazı, Hazret-i Peygamber döneminden günümüze kadar bütün Müslümanlarca kılınmış ve bunun farz olduğu konusunda herhangi bir ihtilâfa düşülmemiştir.

Cuma günü kılınan namaza Allahü teâlâ Kur’ân-ı kerîmde meâlen buyurarak önemini arz etmiştir.  Ey îmân etmekle şereflenen kullarım! Cumâ günü, öğle ezânı okunduğu zaman, hutbe dinlemek ve Cumâ namazı kılmak için câmiye koşunuz. Alış-verişi bırakınız! Cumâ namazı ve hutbe size, başka işlerinizden daha faydalıdır. Cumâ namazını kıldıktan sonra, câmiden çıkar, dünyâ işlerinizi yapmak için dağılabilirsiniz. Allahü teâlâdan rızık bekleyerek çalışırsınız. Allahü teâlâyı çok hatırlayınız ki, kurtulabilesiniz. (Cum’a sûresi: 9-10)

Cuma günü gusletmek (tepeden tırnağa yıkanmak), gereken temizlikleri yapmak, dişleri fırçalamak, hoş­ hafif koku sürünmek, temiz elbiseler giyinmek, güler yüzlü ve sevinçli olmak iyi görülmüştür.

İslâmiyetin uygulanmadığı yerde cuma namazının farz olup olmadığı hakkında çelişkili sözler söylenmektedir. Bunun mâhiyeti nedir? Cuma namazı ne zaman farz olmuştur?

Cuma namazı hicretten önce farz kılınmıştı. Ancak müslümanlann durumu çok nazik olduğundan Mekke’den önce Medine’ye yakın Nakî’ al-Hadimât isimli bir köyde kılındı. Ve ilk cuma namazını kıldıran Es’ad bin Zürâre olmuştur. Peygamber (sav) ilk cuma namazım Mekke’den Medine’ye hicret esnasında Kubâ ile Medine arasında beni Sâlim bin Avf a ait bir vâdide kıldırdı (101) Kurtubi Tefsiri c. 18, s. 98).

Kılınan her iki cuma namazı da henüz İslâm devleti meydana gelmeden evvel olmuştu ve tabi’î olarak İslâm şeriâtı da hâkim değildi. Cuma namazı diğer namazlar gibi bir namazdır. İslâm devletinin oluşu ve şeri’atm uygulanması ile hiç bir ilgisi yoktur.

Hiç bir âyet ve hadis veya mezheb cuma namazının bir yerde kılınabilmesi için İslâm devletinin hakim olmasını veya İslâm şeri’atınm tatbik edilmesini şart koşmamıştı. Hanefî mezhebinde üç kişi, Şâfiî mezhebinde de kırk kişi bi-ittifâk küfr diyân sayılan “meselâ: Birleşik Amerika’da” bulunsa yine cuma namazını kılacaktır. Ancak Hanefî mezhebinde cuma namazı kılman yerde müslümanlann emirî veya temsilcisi varsa düzeni korumak için onun emriyle olacaktır. Emir yoksa, müslümanlann uygun gördükleri bir kimse onlara cuma namazmı kıldıracaktır.

Müslümanlann emirî bulunduğu halde cuma namazını kılmak için cemâ’at kendi kendine bir imâm ta’yin edemez, etse de nazar-ı itibâre alınmaz. Ve kılman cuma namazı sahih değildir. (Şâfıî mezhebinde cuma namazında emîr’in tâyini şart değildir). Amma emîr olmazsa halk cuma namazını kıldırmak İçin bir İmâm tâyin edip cuma namazını kılacaklardır (102 Eldur el-muhtar c. 1, s. 540-541).

Hatta müslümanlann başındaki emîr cuma namazını kıldırt-mayıp yasaklasa müslümanlar, imkânı varsa onun sözüne bakmadan ve iznini almadan da cuma namazını kılacaklardır (103 İbn Abidin c. 1, s. 540).

Aynca bir gayr-i müslim, İslâm diyarım istilâ edip müslümanlann başına geçerek müslüman bir kimseyi Vali (veya Kadı veya müftü) olarak ta’yin ederse bu zât müslümanlara cuma ve bayram namazım kıldıracaktır.

Binâenaleyh şu veya bu memlekette cuma namazı kılınmaz deyip halkın inancım bozup sarsmak, kutsal cum’a namazından halkı soğutmak doğru değildir. Düşmanın bize yapmak istediği şey de budur. Şu veya bu memleket dârü’l-harb de olsa cuma namazını kılmak mecburiyetindeyiz.

Cuma Namazı ile ilgili Hadis-i Şerifler

Peygamber (sav) buyurdu ki: Ehemmiyet vermiyerek üç cuma namazı terk eden kimsenin kalbini Allah (c.c.) mühürler (Kütüb-i Sitte, Hâkim).

Cuma namazlarım bırakmaktan vazgeçsinler. Yoksa Allah kalbleri üzerine mühür basar, sonra gâflllerden olurlar” (Müslim, Nesâî, Ahmed).

Cumâ namazından sonra yedi defâ İhlâs ve (yedi) Mu’avvizeteyn (Felak ve Nâs sûrelerini) okuyanı Allahü teâlâ, bir hafta kazâdan, belâdan ve kötü işlerden korur. (Hadîs-i şerîf-İbn-i Sünnî)

Cumâ namazı için gusül abdesti almak, güzel koku sürünmek, yeni ve temiz giyinmek, saç, tırnak kesmek, câmide buhur (koku) yakmak, câmiye erken gelmek sünnettir. (İbn-i Âbidîn)

Bir kimse güzelce abdest alarak cuma namazına gelir, hutbeyi ses çıkarmadan dinlerse, iki cuma arasındaki ve fazla olarak üç günlük daha günahları bağışlanır. Kim hutbe okunurken çakıl taşlarıyla oynarsa, boş ve mânasız bir iş yapmış olur.

(Allah nazarında günlerin en kıymetlisi Cumadır. O, Kurban ve Ramazan bayramı gününden de kıymetlidir.) [Buhari]

(Cumadan faziletli bayram yoktur ve o günkü iki rekat namaz, Cuma günü dışındaki bin rekattan efdaldır.) [Deylemi]

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu girin!
Lütfen adınızı buraya girin