19.7 C
İstanbul
16.9 C
Ankara
19 C
Konya
4 Haziran Perşembe 2020

Mehmet Akif Ersoy El uksurda Şiiri

- Advertisement -
- Advertisement -

Mehmet Akif Ersoy, İstiklal Marşı’nın güftekarı, şair ve yazarıdır. İlk şiirlerini, İstanbul İdadisi’nde okurken yazdı. 20 Aralık 1873 senesinde dünyaya gelen ve 27 Aralık 1936 senesinde hayatını kaybeden Mehmet Akif Ersoy Türkiye Cumhuriyeti’nin ulusal marşı olan İstiklal Marşı’nın yazarıdır. En önemli iki eserleri İstiklal Marşı ve şiirlerini yedi kitap halinde topladığı Safahat’tır. İşte Mehmet Akif Ersoy tarafından kaleme alınan El-uksur’da yazdığı sözleri..

Emîr Abbas Halim Paşa Hazretlerine

Havâ ağırdı, fakat, pek dokunmuyordu sıcak;
Gurûba vardı esâsen yarım sâ’at ancak.
Yakındı sâhile mihmânı olduğum mesken;
Yavaş yavaş iniverdim ağaçlı bir tepeden.
O, Nîl’i koynuna çekmiş yeşillenen, vâdî,
-Ki yok hazan safahâtında ömrünün ebedî-
Önümde, zümrüde benzer, yığın yığın mevecât,
Saçıp saçıp uzuyor: Sanki bir serâb-ı hayât!
Şu imtidâda bakın, var mı yâl ü bâline eş?
Bu yâl ü bâli bütün gün kucaklayan o güneş,
Ki Nîl’i şarkına almış da garba geçmişti;
Ufukta son lemeâtıyle parlıyor şimdi…
Fakat ziyâsına hâlâ tahammül imkânsız.
Solumda bir büyücek hurma var ki yapyalnız…
Zemîni haylice mâil de olsa, çâresi ne?
Büründüm artık onun zıll-i pâre-pâresine.

Bu noktadan ne müheyyic fezâya doğru nazar!
Birer kanat iki sâhilde yükselen ovalar:
Nigâh uzandı mı bir kerre dûş-i sâhirine,
Hayâl uçup gidiyor başka âlemin birine!
Zemîne şimdi, o gündüz alev saçan, âfâk
Ilık ılık döküyor bir havâ-yı istiğrâk.
Gülümsüyor yüzü artık muhît-ı reyyânın,
Muhâtı, çünkü, semâdan inen bu çağlayanın.
Deminki samte bedel hande çınlıyor yer yer:
Gülümsüyor koca vâdî, gülümsüyor tepeler;
Gülümsüyor suyu tırmanmak isteyip öteden,
Uzun kürekli kayıklarla bir büyük yelken;
Gülümsüyor beriden gölgeler döküp Nîl’e,
Otel binâları etvâr-ı imtinânıyle;
Gülümsüyor kıyılardan beş altı hatve kadar,
İçerde, ipli sırıklarla işleyen kuyular;
Gülümsüyor suyu kırbayla aktaran fellâh;
Gülümsüyor bunu ömründe görmeyen seyyâh;
Gülümsüyor çalılıklarla örtülen dereler;
Gülümsüyor sayısız tarlalarla meşcereler;
Gülümsüyor karılar, başlarında topraktan,
Güğüm kılıklı birer kap dönerken ırmaktan;
Gülümsüyor derelerden balık tutan, çıplak,
Çoluk çocuk suyu kepçeyle aktarıp durarak…

Sabahleyin dolaşıp gördüğüm o heykeller;
Ki sermediyyete çılgın zavallı hırs-ı beşer,
-Kulûba nakşedecek yerde yâd-ı rahmetini-
Fezâya kazmak için zıll-i bî-kerâmetini;
Dikip de her kayadan bin hayâta seng-i mezâr,
Bu korkuluklara vahşetle vermiş istikrâr;
Ki secdeler edecekmiş ayaklarında zemîn;
Ki Arş’ı titretecekmiş alınlarındaki çîn!
Fakat zaman denilen dest-i kibriyâ-yı mehîb
Bu kahramanları etmiş ki öyle bir te’dîb:
Ne enf-i nahveti kalmış kırılmadık, ne kolu!
Civâr-ı ibreti enkàz-ı lâşesiyle dolu.
Ne çehrelerde mehâbet, ne cebhelerde gurûr;
Silik hutûtuna çökmüş bütün meâl-i fütûr.
Adâletin bu kadar bî-aman tecellîsi
Nigâh-ı zâire vermekte merhamet hissi.

Evet, mezârı o heykellerin uzaktı bana;
Şu var ki mün’atıf oldukça gözlerim o yana,
Gülümsüyor diyorum onların da çehreleri.
Gülümsüyor koca bir ma’bedin uzakta yeri.
Gülümsüyor sağa baktıkça karşıdan «Karnak»;
Gülümsüyor o sütunlar ki, Nîl’e müstağrak,
Zılâl-i ra’şe-nümâsıyle oynuyor emvâc.
Gülümsüyor, dağınık başlarında altın tâc,
Semâya fırça vuran hurmalar sevâhilden.

Oturmuş olduğum âsûde sath-ı mâilden,
Biraz yukardaki çardak biçimli gölgeliği,
Nasılsa görmek için kalkayım, dedim… Ne iyi!
Fransız, İngiliz, Alman, on üç kadar seyyâh,
Üçer beşer küme olmuşlar: İnliyor akdâh!
Birinciler gülüyor… Çünkü ceyb-i meşhûnu,
Yerinden oynatıyor kâinât-ı medyûnu.
«Sedan» düşündürecek olsa olsa maskarayı…
Refâh unutturur insâna en derin yarayı.
İkinciler gülüyor, hem de hakkıdır, gülecek:
Cihan bir emrine âmâde… «Öl! » desin, ölecek.
Tutuşturup bütün akvâmı karşıdan bakıyor!
Çelikle taş vuruşurken herif çubuk yakıyor!
Üçüncüler gülüyor, çünkü zûr-i bâzûsu,
Ne derse «doğru! » denen bir kefîl-i nâmûsu.
Beşer ki kuvveti bahşetmiyor henüz hakka;
Ne çâre var onu kuvvetle almadan başka?
Zebun musun? Yalınız ağlamak senin hakkın! …

Evet, bu sâha-i cûşun, bu cûş-i ezvâkın
İçinde ben, yalınız ben zavallı gülmüyorum…
Oturmuş ağlıyorum, ağlasam da ma’zûrum:
Vatan-cüdâ gibiyim ceddimin diyârında!
Ne toprağında şu yurdun, ne cûybârında,
Bir âşinâ sesi, yâhud bir âşinâ izi var!
Sadâma beklediğim aksi vermiyor ovalar.
Bileydim ey koca Şark, ey cihân-ı dûrâdûr,
Senin nerendeki evlâdının nasîbi huzûr?
Başın belâlara girmiş; elin, kolun pâmâl;
İçinden esti mi bir gün hevâ-yı istiklâl?
Görür müyüm diye karşımda müslüman yurdu,
Bütün diyârını gezdim, ayaklarım durdu…
Yabancı sesleri geldikçe reh-güzârımdan,
Hep inkisâr-ı emel taştı rûh-i zârımdan!
Vatan-cüdâ olayım sînesinde İslâm’ın?
Bu âkıbet, ne elîm intikàmı eyyâmın!
Benim ki yaşlıyım artık düşük kolum, kanadım;
Bu intikàmı çalışsın da alsın evlâdım.

Ufukta şimdi güneş sönmek üzre sallanıyor;
Şu var ki çehresi hâlâ parıl parıl yanıyor.
Biraz geçince, şuâ’ât-ı vâpesîniyle,
Dikildi geldi de karşımda, ansızın Nîl’e,
Sularla esnemeyen bir amûd-i nûrânûr.
Fakat bu zıll-i mübâhî, bu intibâ’-ı vakùr,
-Ki çok zaman kalacak sandım imtidâdından-
Beş on dakîkada Nîl’in silindi yâdından!
Yazık, o gölge de milyarla zıll-i nâ-yâba,
Katılmak üzre atılmış meğer bu girdâba!

Görünmüyor güneş artık, önünde perde cibâl;
O şimdi başka ufuklardan etti arz-ı cemâl.
Acıklı rûhunu mağrib hazin hazin döktü;
Zemîne şâm-ı garîbân yavaş yavaş çöktü.
Değişti çehresi Nîl’in: Önümde az kumral;
Deminki zıll-i sütûnun yerinde pek koyu al;
Biraz ilerde, fakat, âdetâ karanlıktı.
Bu reng-i mâteme dağlar da âşinâ çıktı:
Karardı baktım uzaktan dumanlı cebheleri.
Ridâsı mağribin artık kucaklamıştı yeri.
Demin gülümseyen âfâkı tülledikçe zılâl,
Uyandı rûh-i garîbimde bir hayâl-i muhâl:
Cihân-ı sâmiti karşımda ağlıyor sandım…
O gölgelikten inip nûra doğru tırmandım.

15 Kânûnisânî 1329 / 28 Ocak 1914

- Advertisement -

İlginizi Çekebilir

Nazım Hikmet Masalların Masalı Şiiri

Sincap kararlılığında yaşamış, aşık olmuş, şiirler yazmış gelmiş geçmiş en önemli isimlerinden biri olan Türk şair Nazım Hikmet Ran, daha çok Nazım Hikmet olarak...

Pangolin Nedir Hakkında Bilgi

Pangolin, karınca yiyen ve armadilloya benzer bir hayvan cinsidir. Dünyada adını duymadığımız birçok canlı var. İşte bunlardan biri de pangolindir.Sevimli ismi bir yana görünüşü...
- Advertisement -

Nasih Ne Demek

NÂSİH: Daha önce bildirilen bir hükmü kaldıran, âyet-i kerîme veya hadîs-i şerîf. Kaldırılan hükme mensûh denir.Müctehid olmak için arabî yüksek ilimleri tamâmen bilip, Kur'ân-ı...

Tokat Ramazan İmsakiye 2020 / Tokat İçin İftar Saati

İslam’ın yeryüzüne merhaba dediği, yeryüzünü teşrif ettiği bir ramazan ayı ile oruç tutmak için müslümanların beklediği bir andır. Dinimizde önemli aylardan olup on bir...

Himalaya Dağları Nerededir

Dünyanın en yüksek 17 doruğundan 11’i Büyük Himalayalar’dadır. Dünyanın en yüksek dağ zinciridir. «Himalaya» sözü, Sanskritçe’de «kar evi» anlamına gelir. Himalayalar, levha tektoniği kuramına...

Göz Görmeyince Gönül Katlanır ile İlgili Cümle ve Kompozisyon

Göz görmeyince gönül daha çok özlüyor; atasözünü anlamı ve cümle içinde kullanmak. Ayrıca Açıklama ve kompozisyon yazmak.Göz görmeyince gönül katlanır. İnsan, yakınında bulunan sevdiği kimse...

Benzer Yazılar

M Harfiyle Başlayan Hadisi Şerifler

M harfi ile başlayan hadisler nelerdir. Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla. Allah’a hamd resulüne selam olsun. Eğer sizde şimdi bu makalemize bakıyorsunuz. Hz...

Kur’anı Kerim’de Savaştan Kaçanlar ve Bozguncular ile ilgili Ayetler

Konularına göre alfabetik Kur'an sistematik fihristi kelime sözleri. Kurani Kerimde Savaştan kaçanlar ve bozguncular hakkında neler söylüyor? Savaştan Kaçanlar ve Bozguncular kuranda nasıl geçiyor?...

Adıyaman’a Giderken Okunacak Dua ve Anlamı

Hepimiz bazen bir yerden bir yere gideriz. Bu nedenle herhangi bir şehre gidildiğinde tavsiye edilen bir duayı sizler için derledik. Bir şehire girildiğinde o...

Cuma Hutbesi 5 Haziran 2020

Din hizmetleri genel müdürlüğü diyanet işleri tarafından her hafta cuma hutbesi yenilenir. Türkiye"deki camilerde her cuma olduğu gibi bu cumada müslümanlar hep bir arada...

Hangi Semtte Yaşıyorsun Arapça Yazılışı ve Okunuşu

Arapça kelimeleri ve cümleleri birçoğumuzun ilgi ve alakasını çeken geniş bir dildir. Geçen yazımızda sizler için "Hangi şirketle çalışırsın!" sözü arapça yazılışı ve Türkçe...

504 Dakika Kaç Saat Kaç Saniyedir

504 dakka kaç saniyedir? Veya 504 dakika kaç saattir? Şimdi beşyüz dört sayısının kaç saat veya saniye olduğunu bir kaç işlem yaparak kısa bir...

Erkeğin Erkekle Cinsi İlişki Kurması Zina Sayılır mı

Erkeğin erkekle cinsi ilişki kurması büyük günahlardan biridir. Ahlak ve fıtrata ters düşen bir davranıştır. Bu 'feci cinayeti ilk işleyen Lût (s)'un kavmidir.Bir ülkede...

Abdullah bin Revaha Sahabe Kimdir

Peygamber efendimizin, Eshâbı içinde en çok sevdiği şâirlerden. İsmi Abdullah, künyesi Ebû Muhammed, ünvanı Şâir-i Resûlullah’tır. Nesebi, Abdullah bin Revâha bin Sa’lebe bin İmri-ül-Kays...
- Advertisement -

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here