Hz Ümmü Seleme Kimdir Hayatı

Ümmü Seleme radıyallahu anhâ Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem Efendimizin en son vefat eden hanımlarından. Hz. Ümmü Seleme’nin sade ve ibadetlerle süslü bir hayatı vardı. Ümmü Seleme (r.anhâ), asil, açık sözlü, dirayetli, fetanet ve ferâset sahibi, çok güzel ve akıllı bir hanımefendi idi. Okuma bilen, fakat yazmayı öğrenemeyen Hz. Ümmü Seleme, fıkhı iyi bilenler arasında yer alıyordu. Resûl-i Ekrem Efendimiz’den rivâyet ettiği hadis sayısı 378’dir.

Peygamber hanımları içerisinde son vefat eden ve 84 yıl gibi bereketli bir ömür süren Ümmü Seleme, Hicret’in 58. senesinde Medine’de vefat etti. Baki Kabristanı’na defnedildi. Cenaze namazını Ebû Hüreyre kıldırdı.

İsmi ve nesebi: Ümm Seleme bt. Ebi Ümeyye b. El-Mugira b. Abdillah b. Amr b. Mahzum el-Kuraşiyye el-Mahzumiyye. Müminlerin annesidir. İsmi Hind’dir.

Ebu Ömer (b. Abdilberr) dedi ki: “İsminin Ramle olduğu söylenmiştir. Babasının ismi Huzeyfe’dir. Süheyl de denildi. Lakabı: Zade’r-Rakib (Yolcu azığı)’dir. Zira en cömert insanlardan biriydi. Yolculuğa çıktığı zaman beraberinde azıkla refakat etmeden bırakmazdı. Annesi: Firas oğullarından Atike bt. Amir b. Rebia b. Malik el-Kinaniye’dir. Kocası, amcasının oğlu Ebu Seleme b. Abdilesed b. El-Mugire idi.

Ümmü Seleme radıyallahu anha kocası ölünce 4. Yılın Cemziyelahire ayında Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem ile evlendi. 3. Yılda evlendiği de söylenmiştir. Kocasıyla birlikte ilk Müslüman olanlardandır. Habeşistan’a hicret etmiştir. Orada Seleme’yi doğurmuş ve sonra Mekke’ye gelmiş ve Medine’ye hicret etmiştir. Orada da Ömer, Dürre ve Zeynep isimli çocuklarını doğurmuştur. Bunu İbni İshak söylemiştir.

Yunus b. Bukeyr ve başkaları, Seleme b. Abdillah b. Ömer b. Ebi Seleme’den rivayet ediyorlar: “Ebu Seleme Medineye gitmeye karar verince devesine bindi. Yamnda beni ve oğlum Seleme’yi de devesine bindirdi. Kendisi devenin yularını çekerek yola çıktı. Mu-giraoğullarmm adamları onu görünce kalkıp önümüze dikildiler ve:

“Şu kendi canın, onu bizden kurtarabilirsin. Şu kızımıza ne diyebilirsin ki. Onu başka memlekete götürmene izin vereceğimizi mi sanıyorsun.” Dediler. Devenin yularını onun elinden çekip aldılar ve beni alıkoydular. Bunun üzerine Abdulesed oğulları oğlum Seleme’yi tutup kocamın ailesine:

“Vallahi kızınızı adamımızdan alırsanız biz de bu oğlumuzu Ümm Seleme’nin yanında bırakmayız” dediler. Oğlum Seleme’yi aralarında çekiştirmeye başladılar. Nihayet çocuğumun kolunu çıkardılar. Abdulesedoğulları onu alıp götürdüler. Mugire oğulları da beni yanlarında hapsettiler. Kocam Ebu Seleme Medine’ye gitti. Beni kocamdan ve oğlumdan ayırdılar. Her sabah evden çıkar, Ebtah denilen yerde oturur, akşama kadar ağlardım. Yedi akşam böyle geçti.

Bir gün Mugireoğullarından olan bir amcaoğlum, benim yanıma uğradı. Bana yapılanı gördü. Mugireoğullarına dedi ki:

“Şu zavallı kadını ne diye serbest bırakmıyorsunuz? Onu oğlundan ve kocasından ayırdınız!” onlar da bana dediler ki:

“İstersen kocana git kavuş.” Bunun üzerine Abdulesedoğulla-rı oğlumu bana geri verdiler. Devemi hazırladım. Oğlumu kucağıma alıp bindim ve kocama kavuşmak için Medine’ye yöneldim. Yanımda Allah’ın kullarından hiç kimse yoktu. Mekke’den iki fersah ötede bulunan Ten’im’e vardığımda Osman b. Talha ile karşılaştım. Bana:

“Ebu Umeyye’nin kızı! Nereye gidiyorsun?” dedi. Ben de:

“Medine’deki kocamın yanma gitmek istiyorum” dedim.

“Yanında kimse var mı?” dedi.

“Hayır, vallahi Allah’tan ve şu oğlumdan başka kimse yok” dedim.

“Vallahi sen yalnız bırakılamazsın” dedi. Devenin yularını tuttu ve deveyi çekerek gitti. Allah şahit ki, Araplar içinde ondan daha kerem sahibi bir arkadaş görmedim. Bir yere konaklayacağımda devemi ıhtırır, sonra uzaklaşıp bir ağaç altına gider, uzanırdı. Hareket zamanı gelince devemi kaldırır, bana doğru getirirdi. Harekete hazırlardı, sonra benden uzaklaşarak;

“Bin” derdi. Deveme binip de yerleştiğimde, gelip yularını tutar, tekrar ben konaklaymcaya kadar deveyi çekip giderdi. Ben Medine’ye varıncaya kadar da hep böyle yaptı. Kocam Ebu Seleme’nin Küba’da indiği Amr b. Avfoğullarının köyünü görünce;

“Kocan şu köydedir. Allah’ın bereketiyle oraya gir” dedi. Sonra dönüp Mekke’ye gitti.

Denildi ki: Habeşistan’a ilk hicret eden kadın Ümmü Seleme radıyallahu anha olduğu gibi, mahfe içinde Medine’ye ilk giren kadın da odur. Yine denildi ki: Amir b. Rebia’mn hanımı Leyla da bu ilk oluşta ona ortaktır.

Nesai791, sahih senedle Ümmü Seleme radıyallahu anha’dan rivayet ediyor:

“Ümmü Seleme radıyallahu anha’mn iddeti bittiğinde Ebu Bekir radıyallahu anh ona dünür oldu. Onunla evlenmedi. Resû-lullah sallallahu aleyhi ve sellem ona dünür gönderdi. Dedi ki:

“Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e haber ver ki ben çok kıskanç bir kadınım. Çoluk çocuğum var, ayrıca bu konuda kendisine danışabileceğim’ bir yakınım da yok” Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem de:

“Ona git ve şöyle söyle: Ben kıskanç bir kadınım diyorsun ben bu konuda Allah’a dua edeceğim ve kıskançlığın yok olacak, küçük çocuklarım var diyorsun merak etme Allah onlara yardım eder, Benim bu konuyu danışabileceğim bir yakınım da yok sözüne gelince, senin gerek burada bulunan veya uzakta olan hiçbir kimse senin bu evliliğini kötü karşılamaz” buyurdu. Ömer bu sözleri Ümmü Seleme’ye nakledince Ümmü Seleme oğluna:

“Ey Ömer! Kalk ve beni Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ile evlendir” dedi. O da onu evlendirdi.

Yine Nesai sahih isnad ile Ümm Seleme radıyallahu anha’dan rivayet ediyor: “Medine’ye girdiğimde onlara Ebu Umeyye b. El-Mugire’nin kızı olduğumu söylediler. Onlar da:

“Yabancılar ne kadar yalancı oluyor” dediler. Nihayet onlardan bazıları hacca gitmek istediler ve bana şöyle dediler:

“Ailene yazar mısın?” Ben de onlarla bir mektup gönderdim. Onlar Medine’ye döndüklerinde bana inandılar ve benim onların yanındaki değerim daha da arttı. Zeyneb’i doğurduğumda Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bana geldi ve dünür oldu.” Ümmü Seleme radıyallahu anha dedi ki:

“Benim gibisi nikahlanmaz. Artık doğuracak yaşta değilim.

Çoluk çocuk sahibi ve çok da kıskancım.” Bunun üzerine Resûlul-lah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

“Ben senden büyüğüm. Kıskançlığını ise Allah giderecektir. Çoluk çocuğun da Allah ve Resûlüne emanettir.” Böylece onunla evlendi.

İbn Sad, Vakıdî’nin de bulunduğu bir isnad ile Aişe radıyalla-hu anha’dan rivayet ediyor:

“Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Ümmü Seleme ile evlenince çok hüzünlendim. Zira bize onun güzelliği anlatılmıştı. Onu görünceye kadar nazik davrandım. Onun bize anlatılandan daha güzel olduğunu gördüm. Bunu Hafsa’ya anlattım. O da:

“Denildiği kadar da değil” dedi ve onun yaşlı olduğunu söyledi. Şüphesiz o güzeldi. Sonra onu gördüğümde Hafsa’nın dediği gibi olduğuna karar verdim. Lâkin ben de çok kıskanç idim.”

Ümmü Seleme radıyallahu anha güzellik ve akıl sahibi, isabetli görüşleri olan bir kadındı. Hudeybiye günündeki Peygamberce teklifi onun aklının ve isabetli görüşünün göstergesidir.

Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’den, Ebu Seleme’den ve Fatımatüz-Zehra’dan rivayette bulunmuştur. Kendisinden de: kardeşinin oğlu Musab b. Abdillah, mükateb kölesi Nebhan, azatlıları; Abdullah b. Rafi, Nafi, Sefine ve oğlu, Ebu Kesir, el-Hasen (el-Basri)’nin annesi Hayra, sahabeden; Safiyye bt. Şeybe, Hind bt. El-Haris el-Firasiyye, Kabisa b. Züeyb, Abdurrahman b. El-Haris b. Hişam, tabiinin büyüklerinden; Ebu Osman en-Nehdi, Ebu Va-il, Said b. El-Museyyeb, Ebu Seleme, Humeyd, Abdurrahman b. Avfın iki oğlu; Urve ve Ebu Bekir b. Abdirrahman, Süleyman b. Ye-sar ve başkaları rivayette bulunmuşlardır.

Vakıdî dedi ki: 59 yılının Şevval ayında vefât etmiş ve cenaze namazını Ebu Hureyre radıyallahu anh kıldırmıştır.

İbn Hibban: 61 yılının sonlarında, Huseyn b. Ali radıyallahu anhuma’nın ölüm haberi geldikten sonra vefât etti demiştir.

İbn Ebi Hayseme de: “Yezid b. Muaviye’nin halifeliği döneminde vefât etti” der.

Derim ki: Onun halfeliği 60 yılının sonlarındaydı. Ebu Nuaym dedi ki: 62 yılında vefât etmiştir. Müminlerin annelerinden en son vefât edenidir.

Derim ki: Onun Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’in hanımlarından en son vefât edeni olduğu, Sahihu Müslim’de sabit olmuştur. El-Haris b. Abdillah b. Ebi Rebia ve Abdullah b. Safvan, Yezid b. Muaviye’nin halifeliği döneminde Ümmü Seleme radıyal-lahu anha’nın yanma girdiler ve yere batırılacak olan ordu hakkında sordular. Bu, Yezid b. Muaviye’nin, Müslim b. Ukbe’yi Şam askerleriyle birlikte Medine’ye göndermek üzere teçhiz ettiği sırada olmuştur. Bu Harre Vakası 63 yılında olmuştur. Bütün bunlar Vakıdî’nin sözünü reddetmektedir.

Aynı şekilde İbn Abdilberr de şöyle anlatır: Ümmü Seleme radıyallahu anha cenaze namazını Said b. Zeyd’in kıldırmasını vasiyet etmişti. Said radıyallahu anh 50, 51 veya 52 yılında vefât etti. Bu, onun daha önce vefât etmiş olduğunu gerektirir. Bunun böyle olmadığında ittifak vardır. Şöyle te’vil etmek mümkündür; hastalandığı sırada böyle bir vasiyette bulunmuş, sonra Said radıyalla-hu anh kendisinden önce vefât etmiştir. Allah en iyi bilendir.

790 El-İsabe (12057) Usdu’l-Gabe (7464) Tecrid (2/322)
791 Nesai (3254)

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu girin!
Lütfen adınızı buraya girin