Zeyd Bin El Hattab Sahabe Hayatı

Zeyd bin Hattab, Hz. Ömer’in abisidir. Annesi Benî Esed kabilesinden Esmâ bint Vehb’dir. Zeyd, Ömer’den büyüktür. Zeyd ibni Hattab radıyallahu anh Mekke’li ilk müslümanlardan!.. İslam’ın en zor günlerinde Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimize teslim olan bir iman eri!..Zeyd (r.a.), Bedir, Uhud, Hendek ve Hudeybiye gibi, Hz. Peygamber’in (a.s.m.) katıldığı savaşların hepsine katılmıştı.

O, Mekke’de doğup büyüdü. Künyesi, Zeyd ibni Hattab ibni Nüfeyl el-Kureşi el- Adevî’dir. Mekke’nin önemli kabilelerinden Adevî oğullarına mensuptur.

Annesi, Esma binti Vehb, kardeşi Hazreti Ömer radıyallahu anh’dir.

Zeyd ibni Hattab çevresinde sevilip sayılan birisiydi. Çok sabırlı ve cömert bir ahlaka sahibdi. Ocağında ateşi sönmez, tenceresi ateşten inmez bir sahâbi idi.

ZEYD B. EL-HATTAB HAYATI

(Yomunu’ Gününün Şahini)

Rasûlullah (s.a.v.) bir gün bazı sahabîleriyle oturmuş sohbet ederken, bir ara konuşmasını kesip, bir süre sükut ettikten sonra etrafındakiler şu sözü söyledi:

– “İçinizde, cehennemdeki azı dişi, Uhud dağından daha büyük bir adam var.”

RasOlullah’ın (s.a.v.) bu sözünden sonra orada bulunanların tümünü bir korku hatta bir dehşet sarmıştı. Her biri, akıbeti kötü olacak ve kötüye çevrilecek kimse olmaktan korkuyordu.

Fakat, o gün, bu sözün yöneltildiği kimselerden iki kişi hariç hepsinin sonu iyi bitmiş ve onlar ecellerini Allah yolunda şehid olarak tamamlamışlardı. Onlardan sadece Ebû Hureyre ve er-Raccal b. Unfuve sağ kalmışlardı.

Ebû Hureyre, Rasûlullah’ın (s.a.v.) verdiği bu haberin kendisine isabet edeceği korkusuyla titreyip duruyordu. Gözyaşları kesilmemiş, kafası bir türlü sakinleşmemişti. Nihayet, kader kötü nasiplinin üzerinden perdeyi kaldırdı. Er-Raccal, İslam’dan ayrılıp Müseylemetül-Kezzab’a katıldı. Böylece Peygamber’in (s.a.v.) verdiği haber ona isabet etti.

Bu arada Rasûlullah’ın (s.a.v.) akıbeti kötüye çevrilecek ve kötü olacak kişi hakkında verdiği haber ortaya çıkmıştı…

İşte bu adam, er-Raccal b. Unfuve’ydi… O, bir gün beyat etmek ve müslüman olmak üzere Rasûlullah’a (s.a.v.) gitmişti. Rasûlullah’tan (s.a.v.) İslam’ı öğrenince, kabilesine dönmüştü. Medine’ye de ancak Rasûlullah’ın (s.a.v.) vefatından ve Hz. Ebû Bekir müslümanların halifesi olduktan sonra dönmüştü. Hz. Ebû Bekir’e, Yemame halkının Müseylime’nin etrafında toplandığına dair haberler naklediliyor, Yemame halkını İslam üzere devam ettirecek birisini onlar göndermesi teklif ediliyordu. Nihayet, Halife oraya gitmesi için er-Raccal’a izin vermişti.

Er-Raccal, Yemame halkına doğru yönelir… Onların kalabalık topluluklarını görünce, üstün durumda olduklarını zenneder ve hain nefsi ona geliyor sandığı El-Kezzab’ın (yalancının) devletinde şimdiden kendisine bir yer ayırmasını söyler. Bunun üzerine İslam’dan ayrılıp, ona bol vaatlerde bulunan Müseylime’nin saflarına katılır.

İslam için er-Raccal, Müseylime’den daha tehlikeliydi…

Çünkü o, daha önceki müslümanlığım, Hz. Peygamber’in zamanında Medine’de geçirdiği devreyi, Kur’an’dan ezberlediği birçok ayeti ve müslümanların halifesi Ebû Bekir’in elçiliğini istismar etmişti. Müseylime’nin saltanatını ve onun yalancı peygamberliğini desteklemede bütün bunlardan faydalanmıştı.

Halk arasında, bizzat kendisinin; Rasûlullah’ın (s.a.v.), Müseylime b. Habib’i bu işe (peygamberliğe) ortak yaptığını söylerken duyduğunu anlatıyordu. Artık Rasûlullah (s.a.v.). vefat etmiş olduğuna göre, ondan sonra peygamberlik ve vahiy bayrağını taşımaya en layık kimse Müseylime’ydi…

Müseylime’nin etrafında toplananların sayısı; bu er-Raccal’ın yalanları, daha önce İslam ve Hz. Peygamberle olan alakasını hain bir şekilde istismarı sebebiyle gittikçe artıyordu.

Er-Raccal’la ilgili haberler Medine’ye geliyor ve müslümanlar; insanları saptıran ve sapıklığıyla müslümanların girmeye mecbur kalacakları harp dairesini genişleten bu tehlikeli mürtede kızgınlıklarından dolayı yanıp tutuşuyorlardı…

Müslümanların en öfkelisi ve onunla karşılaşmak için en çok yanıp tutuşanı; siyer ve tarih kitaplarındaki hatırası, şu sevimli ismin, yani Zeyd b. el-Hattab isminin altında parlayan yüce bir sahabiydi!

Zeyd b. el-Hattab mı?

Siz onu tanımış olmanız lazım…

O, Hz. Ömer’in kardeşidir…

Evet… O’nun en büyük ve en önce kardeşi…

O Ömer’den önce dünyaya gelmişti ve yaşça ondan daha büyüktü.

Zeyd, İslam’a girmede Ömer’i geçtiği gibi, Allah yolunda şehid olmada da onu geçmişti…Zeyd, göz kamaştırıcı bir kahramandı… O, sessiz hareket eder» di, çok susmak onun kahramanlığının özüydü.

Onun Alah’a, Peygamberine ve dinme oian imanı sağlam bir imandı. Hiçbir olay ve savaşta RasükıHahtan (sa.v.) geri kalmamıştı.

Bütün olaylarda, şehidbği aradığı kadar zaferi aramazdı!..

Uhucfda müşriklerle mu’mirter arasında savaş kızıştığında Zeyd b. Hattab devamlı vuruyordu.

Kardeş» Ömer b. el-Hattab, onun zırhının düştüğünü ve düş-manlar için onun kolay bir av hatme geldiğini görünce ona:

— *Zeydî Benim zırhımı al da onunla dövüş” diye bağırdı.

Zeyd de şöyle cevap verdi:

~ “Ömer! Ben, senin aradığın şeyi yani şehitliği arıyorum!”

O yine de göz kamaştırıcı bir fedakarlık ve büyük bir kahramanlıkla zırhsız olarak dövüşüyordu.

Sı? 0yte demiştik: O, AHah ondan razı olsun- tek başına, er-RaooeDn pis hayatinden nasibini kesmeyi temenni ederek, onunla karşılaşma özlemiyle yanıp tutuşuyordu… Er-Raccal, Zeyd’e göre sadaoa bir mürted değ*, yalancı, münafık ve yaltaktı da… O, bir inanç »çın dönmemişti. Aksine alçak bir yaltaklık, iğrenç ve basit bir münafık-lık için dönmüştü.

Zeyd, münafıklık ve yalana düşmanlıkta tam kardeşi Ömer gibiydi!

Her iki* de basü menfaatçtfık ve bayağı isteklerin yaptırdığı böyle bir münafıklıktan tiksmtyortardı…

Bu bayağı istekler yüzünden er Raccal pis rolünü oynadı ve MCiseytime’nin etrafında toplananların sayısını çok artırdı. O, bu yap-tığıyla dinden dönenlerle yapılacak savaşlarda ölecek olan birçok kimseyi kendisi vasıtasıyla ölüme davet ediyordu, önce, onları doğru yoldan saptırıyor, sonra da ölüme atıyordu… Neyin yolunda? Nefsinin ve hevasının arzu ettirdiği alçak istekler yolunda… Zeyd, Museykme’nm şahsında değil, en tehlikeli ve en suçlu kimsenin yani er Raocai b Unfuve’nin şahsında bu fitneyi yok etmek için inançlı ömrünü tamamlamaya hazırlandı…

Yememe günü kara bulutlarla kaplı olarak başlamıştı.

Halkl b. el-Velıd İslam ordusunu toplayıp mevzilere dağıttı. Ordusunun sancağını kime vermişti acaba?Zeyd b. el-Hattab’a…

Müseylime’nin taraftarları olan Hafilf®Q0UİIafl ŞİddatlI bir OlUm kalım savaşı yaptılar…

Başlangıçta savaş müslümanların iloyhlntydl. Onlardan blrço ğu şehid düştü.

Zeyd bazı müslümanların kalplerine korku dCîftÜğfınü fjördü.

Oradaki bir tepeye çıkıp müslüman kardeşlorlno şöyl® haykırdı:

— “Askerler! Dişlerinizi sıkın ve düşmanınıza öylo vurun, İleri gidin. Vallahi, Allah onları yen İnceye veya bon Allah’a kavuşuncaya kadar konuşmayacağım. Böylece öldüğümde, ban onunla delilimle birlikte konuşabileyim!..”

Dişlerini sıkıp dilini hiç kıpırdatmadan tepeden İndi…

Ona göre savaşın akıbeti, er-Raccal’In akıbetinde noktalanmıştı. Er-Raccal‘i aramak için dövüşenleri ok gibi aşıp geçiyordu. Nihayet onu gördü.

Bu arada ona, sağdan ve soldan gelmeye başladılar! Savaş tufanı her ne zaman, düşmanını yutup saklasa Zeyd, dalga yeniden ortaya çıkarıncaya kadar onun peşine düşüyordu. Zeyd ona yaklaşıyor, kılıcını uzatıyor ama hiddet dolu bir İnsan dalgası tekrar er-Raccal’ı yutuyordu. Zeyd onu takip edip, kurtulmaması için onun peşinden gidiyordu.

Nihayet, onu ele geçirir ve onun gurur, yalan ve alçaklık dolu başını uçurur…

Yalanın düşmesiyle bütün yalan alemi düşmeye başladı. Müseylime, el-Muhakkim b. et-Tufeyl ve er-Raccal’in Öldürüldüğü haberi, aralarında rüzgarlı günde yayılan ateş gibi hemen yayılan Müseylime’nin askerlerinin içine korku düştü…

Müseylime* onlara kesin zaferi ve kendisinin, er-Raccal b. Unfuve ve el-Muhakkim b. et-Tufeyl’e birlikte zafer sabahı dinlerini yayıp devletlerini kuracaklarını vadediyordu!..

İşte o er-Raccal yere yıkılmıştı… öyleyse Müseylime’nin verdiği haberin tamamı yalandı… Yarın el-Muhakkim yıkılacak, ertesi günde Müseylime!..

Böylece, Müseylime’nin saflarındaki bütün bu felaketi Zeyd b. el-Hattab’ın darbesi meydanı getirmişti.Müslümanlar arasında haber yayılır yayılmaz, azimleri dağlar gibi yükseldi. Yaralılar bile yarasına aldırmaksızın kılıçlarını alarak yeniden ayağa kalktılar…

Bu haber, şehid olmak üzere olanların kulaklarına güzel bir rüya gibi ulaştı. Onlar da savaşmak ve zaferin şahane sonunda bulunmak için kendilerini hayata döndürecek bir güce sahip olmayı istediler…

Fakat onlara kendilerini karşılamak için Cennet kapıları açılmıştı. Onlar şimdi koltulara çağrılmak üzere isimlerini dinliyorlardı!

Zeyd b. el-Hattab, Rabbine dua etmek ve nimetine şükretmek üzere ellerini semaya kaldırdı…

Daha sonra kılıcına ve sükutuna döndü. O, zaferi tamamlayıp şehidliği elde edinceye kadar konuşmamaya yemin etti…

Savaş müslümanların lehine devam ediyordu. Onların kesin zaferi hızla yaklaşıyordu…

Bu arada Zeyd, zafer rüzgarlarının gelmekte olduğunu gördü. Hayatında böyle bir sondan daha şahanesini tanımamıştı. Allah’tan Yemame’nin bu gününde kendisine şehidliği lütfetmesini diledi…

Cennet rüzgarları esti. Onun içi özlem, gözleri yaş ve gönlü a-zimle doldu…

Yüce sonunu arayan kimse gibi vuruyordu…

Kahraman şehid düştü…

Hayır, şehidliğe yükseldi, deyin.

Büyük şerefli ve mesud olarak yükseldi…

İslam ordusu Medine’ye muzaffer olarak döndü…

Hz. Ömer, Halife Hz. Ebû Bekir’le bu muzaffer olarak dönen kişileri, karşılarken, dönmekte olan kardeşini özleyen gözlerle bakıyordu… yfj«

Zeyd oldukça uzundu, onun için gözler onu çabuk tanıyordu…

Zeyd için baş sağlığı dilemek isteyen müslümanlar ona yaklaştığında, Hz. Ömer şöyle dedi:

– “Allah Zeyd’e rahmet etsin.

O, iki güzel şeyde benden önce davranmıştır…

Benden önce müslüman oldu…

Benden önce şehit oldu…”İslam’ın elde ettiği zaferlerin çokluğuna rağmen Zeyd, kardeşi Ömer’ül-Faruk’un hatırasından bir an olsun çıkmadı…

O devamlı şöyle derdi:

– “Saba rüzgarı eser esmez onda Zeyd’in kokusunu bulurum.”

Evet…

Saba, Zeyd’in esintisini ve onun üstün niteliklerinin kokusunu taşıyor.

Fakat, Emirülmüminin izin verirse bu yüce cümlesine, tabloyu tamamlayan kelimeleri ilave edeceğim…

işte o kelimeler:

Yemame gününden itibaren zafer rüzgarları İslam’ın üzerine eser esmez, İslam onlarda Zeyd’in esintisini, Zeyd’in yiğitliğini, Zeyd’in kahramanlığını ve Zeyd’in büyüklüğünü bulmuştur!..

Allah’ın Resülü’nün sancağı altındaki Hattab ailesi mübarek olsun…

Müslüman oldukları gün mübarek olsun… Cihad ettikleri ve şehid oldukları gün mübarek olsun… Kıyamette diriltilecekleri gün mübarek olsun!..

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu girin!
Lütfen adınızı buraya girin