Kendine Bir Başka Kapı Ara

featured
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

BANA BİR NEFES İZİN VER
Belh Sultanı İbrahim bin Edhem bir gün tahtında oturuyordu. Etrafında saray adamları ve muhafızlar…

Birden bir adam peydâ oldu ve küt küt yürüyerek tahtın önüne kadar sokuldu… Gözlerini sultanın gözlerine dirip derin derin baktı. Belh Sultanının yüreği yavru güvercinler gibi çırpınmaya başladı, sordu:

—    Ey yabancı, ne istiyorsun?

Yabancı adamın nur dudakları aralandı:

—    Yolcuyum, buraya konmaya geldim!…

Belh Sultanı şert sert baktı ve dedi:

—    Â adam! Burası benim sarayım, han değil… Kendine bir başka kapı ara!…

Yabancı adam hiç de gidici değildi. Dedi ki:

—    Senden evvel burada kim vardı?

—    Babam!…

—    Ya ondan evvel, ondan da evvel?

—    Atalarım…

—    Tuhaf şey!…

—    Nedir tuhaf olan, ey yabancı?

—    Ey İbrahim!. Birinin göçüp öbürünün konduğu yer

han değil de nedir?…

İbrahim b. Edhem dalına balta inmiş ağaçlar misâli titredi ve bu soru karşısında donup kaldı…

Yabancı adam yine geldiği gibi divan odasından çıkıp gözden kayboldu…

Belh Sultanının yüreğine yaman bir ateş düşmüştü. Derhal tahtından fırladı; sofalardan, divanhanelerden uçarak geçti… Mermer basamakları üçer beşer atladı, somaki havuzların kenarından dolaştı, yakut renkli çakıl taşlarının üstünden sekti, bir su gibi yabancı adamın ar-dısıra aktı…

Hem dövüne dövüne gidiyor, hem de düşünüyordu:

—    Kimdir bu garip adam?…

Ve nihayet adamı şehrin uzak bir köşesinde, kırlarda tutabildi ve dedi:

—    Söyleyin, Allah aşkına söyleyin!… Kimsiniz? içime bir acâip ateş düşürdünüz!… Benden istediğiniz nedir?…

Garip tavırlı adam ışıklar dolu gözlerle İbrahim’e

baktı:

—    Ben, dedi, Hızır”ım, â İbrahim!…

Belh Sultanım büsbütün yangınlar sardı. Gönlü çır-Puian alevler misâli dalgalanıyordu. Yalvardı:

—    Bana birkaç saat izin verin, sarayıma kadar gidip geleyim. Beni buracıkta bekleyin!…

Kutlu çeşmelerin sâhibi Yüce Hızır:

—    Olmaz, İbrahim, olmaz, dedi; ecel muhtaç olduğun mühletten daha yakındır!… Gaflet ve durma zamanı değil, uyanmak vaktidir!…

Belh Sultam birden uyandı ve artık tamâmiyle sev-dâlara gark olup Hakkın yoluna baş koydu…

Belh Sultam artık aşk vâdisinde can kuşunu uçuruyordu. Tahtı, tacı, ipek yatakları terketmişti…

Bir gün deniz kenarındaydı… Tek ve tenha bir halde, sulara karşı oturmuş hırkasının yırtık yerlerini dikiyordu. O sırada memleketin valisi, büyük bir maiyetle gelip yüce hünkânn arkasında durdu ve onu seyre koyuldu…

Her azasından ihtişam tüten vali, eski Belh Sultanını bu vaziyette seyrederken gönlüne geldi ki:

—    Dünün koca sultanına bak!… Şimdi gurbet illerinde deniz kenarında söküklerini dikiyor… Bilmem ki, dünyayı topyekün terkedip bu hâle düşmenin sebebi nedir, karşılığında ne vardır?…

Valinin içinde kaynayan bu fikirlere, o mânâ vadilerinin sultam, dönüp sırtmı bile çevinneden, şu muhteşem cevabı verdi…

İğnesini suya attı ve denize doğru haykırdı:

—    Ey balıklar!… Getirin bana iğnemi!…

O da ne?

Balıkların ağzında birer altın, başlarını sudan Ç** mış İbrahim”e doğru koşmada…

Belh Sultanının sesi yine denizlerde yankılar yap

—    Altın istemiyorum, iğnemi getirin!…

O an, bir balık, ağzında iğne Allah ve kemâl yolunun sultanına doğru uçarcasına geldi… İbrahim Edhem balığı okşar gibi tuttu, ağzından iğnesini aldı ve sonra onu derin suların ıslak tenine bıraktı… Balık, ışıktan bir ok hâlinde derinlere saplanıverdi…

Eski Belh Sultam, ay yüzünü valiye döndürdü ve dediki:

— Anladın mı, dünyayı topyekün terketmenin ve bu

gurbet ellere düşmenin mânâsı neymiş?

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

mersin eskort -
deneme bonusu
- deneme bonusu veren siteler - Goley90 Giriş - youtube beğeni satın al - buy youtube likes - Vozol - istanbul escorts - beşiktaş escort - beylikdüzü escort - postegro - deneme bonusu veren siteler - deneme bonusu veren siteler - postegro - vozolcenter.co - istanbul escort - gebze escort