Peygamberimizin Cömert İle İlgili Hadisleri

“Ancak iki kişiye gıbta edilir: Allah’ın verdiği malı hak yolunda harcamayı başaran kimse. Yine Allah’ın kendisine verdiği ilim ve hikmet ile yerli yerince hükmeden ve onu başkalarına öğreten kimse.” (Buhârî, İlim 15, Zekât 5, Ahkâm 3; Müslim, Müsâfirîn 268)


– Resûlullah aleyhissalatü vesselam ashabına:
“Hanginize mirasçısının malı, kendi malından daha sevimlidir?” diye sordu.
Sahabiler, “Ey Allah’ın Resûlü! Hepimiz malımızı her şeyden fazla severiz.” dediler.
Hz. Peygamber de: “Kişinin kendi malı hayır yaparak önceden gönderdiği, mirasçısının malı ise, harcamayıp geriye bıraktığıdır!” buyurdu. (Buhârî, Rikak 12)


“Yarım hurma ile de olsa cehennemden korunun!” (Buhârî, Zekât 9, 10, Menâkıb 25; Müslim, Zekât 66-68)


“Her sabah iki melek iner. Biri: Ya Rabb! İyilik edene malının karşılığını (halef) ver, der. Diğeri de: Ya Rabb! Cimrilik edenin malını telef et, diye dua eder.” (Buhârî, Zekât 27; Müslim, Zekât 57)


– Resûlullah aleyhissalatü vesselam “Allah Teâlâ şöyle buyurdu” demiştir:
“Ey âdemoğlu! (Allah için) infak et ki, sana da infak olunsun!” [Buhâri, Tefsîru sûre (11) 2; Nefekât 1; Tevhid 35; Müslim, Zekât 36, 37]


– Bir kimse Resûlullah aleyhissalatü vesselama:
“Müslümanın hangi ameli daha hayırlıdır?” diye sordu.
Hz. Peygamber de: “Tanıdık tanımadık herkese yemek yedirmen ve selâm vermendir.” buyurdu. (Buhârî, Îmân 6, 20; İsti’zân 9, 19; Müslim, Îmân 63)


“Kırk iyilik vardır. Bunların en üstünü, birisine sağıp sütünden faydalanması için ödünç olarak sütlü bir keçi vermektir. Kim, sevabını umarak ve mükafatını Allah’ın vereceğine inanarak bu kırk hayırdan birini işlerse, Allah Teala onu bu sebeple cennete koyar.” (Buhârî, Hibe 35)


– “Ey âdemoğlu! İhtiyacından fazla olan malını sadaka olarak vermen senin için iyi; vermemen kötüdür. İhtiyacına yetecek kadarını elinde tutmandan dolayı ayıplanmazsın. İyiliğe, geçimini üstlendiklerinden başla. Veren el, alan elden üstündür (unutma).” (Müslim, Zekât 97)


– Hz. Enes radıyallahu anh şöyle dedi:

“Resûlullah aleyhissalatü vesselam, İslam için kendisinden ne istenirse onu mutlaka verirdi. Hele bir keresinde yanına gelen bir adama iki dağ arasını dolduran bir koyun sürüsü verdi…” (Müslim, Fezâil 57-58)

– Hz. Ömer radıyallahu anh şöyle dedi:

Resûlullah aleyhissalatü vesselam mal taksim etti. Ben: “Ey Allah’ın Resûlü! Kendilerine mal verdiğiniz şu kimselerden başkaları o mala daha layıktır!” dedim.

Peygamber aleyhissalatü vesselam: “Onlar beni iki durumla karşı karşıya bıraktılar: Ya çirkin sözlerle benden mal isteyecekler, vereceğim. Ya da vermeyeceğim, bu defa da beni cimrilikle suçlayacaklar. Ben cimri değilim.” buyurdu. (Müslim, Zekât 127)


– Cübeyr İbni Mut’im radıyallahu anh şöyle dedi: Huneyn Gazvesi’nden dönüşte Peygamber aleyhissalatü vesselam ile birlikte yürürken, bedevi Araplar ganimetin taksimini ısrarla istemeye başladılar. Neticede Hz. Peygamber’i Semüre ağacının altında durdurdular. Cübbesi ağaca takılıp kaldı. Peygamber aleyhissalatü vesselam devesini durdurup:

“Cübbemi verin bana! Şayet şu gördüğünüz ağaçlar kadar hayvanım olsaydı, onların tamamını size paylaştırırdım. Siz de benim cimri, yalancı ve korkak olmadığımı görürdünüz!” buyurdu. (Buhârî, Cihâd 24, Humus 19)


“Sadaka vermek malı eksiltmez. Kul başkalarının hatalarını bağışladıkça Allah da onun şerefini arttırır. Kim Allah için alçak gönüllü davranırsa, Allah da onu yükseltir.” (Müslim, Birr 69)

– “Haklarında yeminle söz söyleyebileceğim üç haslet vardır; iyi belleyiniz!

Sadaka vermekle kulun malı eksilmez.
Uğradığı haksızlığa sabredenin Allah şerefini arttırır.
Dilenme kapısını açan kimseye Allah, fakirlik kapısını açar.”

“Yine size bir söz daha söyleyeceğim, onu da iyi belleyiniz. Dünyada dört kısım insan vardır:

(Birincisi) Allah’ın kendisine mal ve ilim verdiği kimsedir. Bu kişi Allah’a karşı saygılı davranır, hısımlarını görüp gözetir, o maldaki Allah’ın hakkını yerine getirir. Bu, en üst derecedir.

(İkincisi), Allah’ın kendisine ilim verip mal vermediği iyi niyetli kimsedir. O, iyi niyetle, “Eğer malım olsaydı ben de falan adam gibi davranırdım” der. Bu, iyi niyetinin karşılığını görür. İkisinin sevabı eşittir.

(Üçüncüsü), Allah’ın mal verip ilim vermediği kimsedir. O bilgisizliği yüzünden malını gelişi güzel harcar, Allah’a karşı sorumlu davranmaz, hısımlarını görüp gözetmez, o malda Allah’ın hakkı olduğunu idrak etmez. Böylesi kişi, en kötü durumdadır.

(Dördüncüsü), Allah’ın ne mal ne de ilim verdiği kimsedir. Bu kişi der ki, ‘Eğer malım olsaydı, ben de falan gibi yer içerdim.’ Bu da niyetinin karşılığını görür. Binaenaleyh bu iki kişinin vebâli eşittir.” (Tirmizî, Zühd 17)


– Hz. Aişe radıyallahu anhâ’dan rivayet edildiğine göre, Resûl-i Ekrem’in ailesi bir koyun kesmişlerdi. Peygamber aleyhissalatü vesselam bir ara: “Ondan geriye ne kaldı?” diye sordu.

Hz. Aişe: “Sadece bir kürek kemiği kaldı.” cevabını verdi.

Bunun üzerine Hz. Peygamber: “Desene bir kürek kemiği hariç, hepsi duruyor!” buyurdu. (Tirmizî, Sıfatu’l-kıyâme 35)


– “Kesenin ağzını sıkma! Allah da sana sıkarak verir!” (Buhârî, Zekât 21)


“İnfak et, sayıp durma, Allah da sana karşı nimetini sayıp esirger. Paranı çömlekte saklama, Allah da senden saklar.” (Müslim, Zekât 88)


– “Cimri ile cömerdin durumu, göğüsleri ile köprücük kemikleri arasına zırh giyinmiş iki kişinin durumuna benzer. Cömert, sadaka verdikçe, üzerindeki zırh genişler, uzar, ayak parmaklarını örter ve ayak izlerini siler. Cimri ise, bir şey vermek istediğinde zırhın halkaları birbirine iyice geçer, onu sıkıştırır; genişletmek için ne kadar çalışsa da başaramaz.” (Buhârî, Cihâd 89; Zekât 28, Talâk 24; Libâs 9; Müslim, Zekât 76-77)


“Kim, helâl kazancından bir hurma kadar sadaka verirse, – ki Allah, helalden başkasını kabul etmez – Allah o sadakayı kabul eder. Sonra onu dağ gibi oluncaya kadar, herhangi birinizin tayını büyüttüğü gibi, sahibi adına ihtimamla büyütür.” (Buhârî, Zekât 8; Tevhîd 23; Müslim, Zekât 63, 64)

Önceki İçerikMüfesser Cerh Nedir
Sonraki İçerikKur’anı Kerim’de Zikr ile ilgili Ayetler

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here