Hz Ömer bin Abdülaziz’in Öğüt Dolu Sözleri

Ömer B. Abdülaziz Meşhur Emevi Halifesidir. (M. 682) tarihinde Medine’de doğdu. Annesi Ümmü Asım, Hz. Ömer’in torunudur. Medine valiliği yaptı. “Ömer-i Sâni” İkinci Ömer lakabıyla anılırdı. Adaletiyle ünlüdür. M. 720’de bir köle tarafında zehirlenerek şehit edilmiştir. Emevî Halifesi Ömer bin Abdülaziz’in Öğütleri..

En derin sapıklık, hidayeti bulduktan sonra sapmaktır. En iyi zenginlik, ruh zenginliğidir. En güzel azık, takvadır. Kalbe inen en hayırlı şey, “yakîn bilgi”dir. En kötü körlük, kalp körlüğüdür. Şüphe inkârdandır, içki her kötülüğü doğurur. En büyük hata, yalandır.{Ömer Bin Abdülaziz’in)

✿ Kıyamet günü nereye gitmek istiyorsanız, hazırlığınızı ona göre yapınız.

✿ Allahım! beni ahirette senin rahmetinden uzaklaştıracak bir dünya nimeti verme.

✿ Açıktan iblis’e lanet edip de gizlice ona itaat edenlerden olma.

✿ İnsan kalbi bir sandıktır; dudaklar onun kilidi, dil ise anahtarıdır… İnsanlara da o anahtarı iyi muhafaza etmek düşer.

✿ Ölümü sıkça an! geçimde daraldıysan, seni rahatlatır; bolluk içerisindeysen de seni daraltır.

✿ Gazap anında kanaat hatadan, söz fesattan pek kurtulmaz.

Son Cuma Hutbesi Şöyleydi:

Ey Muhterem Müslümanlar!

Şunu iyi biliniz ki, lüzumsuz bir hiç olarak yaratılmadığınız gibi, yaptığınız işlerden de sorgusuz ve sorumsuz kalacak değilsiniz. Gelmiş ve nihayete kadar gelecek insanların toplanacağı bir mahşer ve orada adalet terazilerinin kurulacağı bir mahkeme vardır. Onun tek hâkimi, azamet ve kibriyâ sahibi Yüce Allah’tır.

Ahiret korkunç bir gündür. Yürekleri parçalayan, çocukları ihtiyar yapan, kişiyi kardeş, evlat ve iyâlinden kaçıran, peygamberleri, melekleri titreten bir gündür. Cenâb-ı Hakk’ın celâl ve azametiyle tecelli edeceği o günde, kimde kuvvet ve tahammül kalır! Bununla beraber Allah’ın rahmetinden de ümit keserek hüsrana düşmeyiniz.

Ey muhterem cemaati

Muhakkak biliniz ki; mahşer gününde emniyet ve korkusuzluk, bugünden o güne düşünüp de Allah’tan korkan, küfür ve günahtan sakınan bu fâni âlemi beka âlemi olan ahirete üstün tutarak, şehvânî hislerinin esiri olmayanlar içindir.

Bunun aksi harekette bulunanlar muhakkak aldanır. Hayat ve ömür sermayesini haksızlık ve yoksuzluk arkasında tüketen eli boş ve nedâmet, pişmanlık içinde kalır. Bugün; siz, sizden öncekilerin yerini tutuyorsunuz. Fakat elbette sizin de yerinizi tutacaklar var. Görüyorsu-nuz ki, gelenler durmuyor, gidenler geri dönmüyor. İster istemez gideceğimiz bu mahal, her şeye sahip olan Cenâb-ı Hakk’ın huzurudur.

Âhire t âlemine gidenleri her gün uğurluyor ve götürdüğünüz kabirlerde kara toprak altında yataksız, yastıksız, tek ve tenha bırakıp dönüyorsunuz. Ölümün acısını duyan o fânilerin hâli ne kadar merhameti çeker ve ibrete değer. Tanımadıkları bir âleme sefer etmişler, sevdiklerinden ayrılmışlar.

Gelip geçici emanet bir hayatın gaflet uykusundan uyanmışlar, ama iş işten geçmiş, telâfi imkânı elden çıkmış, naz ve nimet içinde beslenmişlerken yatak ve yastıkları kuru toprak olmuş, terk ettikleri dünya malından istifadeleri yok. Yaptıkları incir çekirdeği kadar da olsa, bir hayrın imdadım bekliyorlar. Düşünmeve değer bu hâllerden ibret almaz mısınız?

Ey muhterem cemaati

Zannetmeyin ki, kendimde bir büvüklük gördüğüm için size böyle öğüt veriyorum. İçinizde belki benden daha ziyâde Allahu Teâlâ’nın rahmet ve mağfiretine muhtaç kimse yoktur. Ben hem kendim, hem de sizin için rahmet ve mağfiret diliyorum. Yüce Allah’ın kitabım, Peygamberinin güzel ahlâkım kendinize örnek yapınız, ancak selamet bundadır.”

Hutbeyi bu cümleyle tamamladıktan sonra gözyaşlarını tutamadı. Bu, onun son hutbesiydi. Aynı zamanda evine de son gidişiydi.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu girin!
Lütfen adınızı buraya girin